Yazara Gore Listeleme

  • Beliz Güçbilmez
    insan sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    479,71 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Melike Bezgin
    Türk tiyatrosunun Tanzimat’tan bu yana Batı’yı model aldığı, onun peşine takıldığı genel ve yaygın bir bilgidir. Ama Batı modeli, kültürün kaçınılmaz yönü, muasır medeniyetleri yakalamanın mecburi istikameti olarak onaylandığı durumlarda da, milliyetçi ya da ulusalcı reflekslerle eleştirildiği hallerde de etkisi, tarihsel doğruluğu ve geçerliliği tartışılmadan kabul edilen bir bilgidir bu. Türkiye’de oyun yazımı tarihinin bir anlamda orijinidir Batı bu görüşe göre. Elinizde tuttuğunuz bu çalışmanın arayışı ise bu ‘Batı tarzı Türk Tiyatrosu’nun ne kadar Batılı olduğunu anlamak için kuruyor saatini. Başka bir ifadeyle ve Walter Benjamin’e öykünerek, tarih halısının havını tersine taramaya çalışıyor.
  • Beliz Güçbilmez
    insan sesi mp3 - Türkçe
    31 Ayrım
    532,66 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: ÖZLEM ÇELİK SÖNMEZ
    “Hayat çoğu zaman ‘Neden?’ sorumuza sağır, olup biteni bir mantığa oturtma çabamıza kayıtsızdır. Nedenleri görememenin yol açtığı keyfilik izlenimi, zihnimizi işlevsiz bırakıp bizi gafil avlar, güvenimizi sarsar, kaygılarımızı artırır. Oysa kurmaca, tekil bir yazarın zihinsel tasarımı olduğundan bizi düzenli, kavranabilir, rasyonel bir evrenle buluşturur. Bir romanın, bir filmin karşısında, hayatın ıskartaya çıkardığı anlama hünerimize kavuşuruz. Kurmacanın derli toplu zihni, bizimkine model olur. Öyleyse belki de kurmacalara yönelirken niyetim kafamı dağıtmak değildir de, gündelik hayatın darmadağın ettiği zihnimi toplamaktır. Neden-sonuç miyopisinden kaynaklanan yarın endişesinin pansumanıdır kurmacalar. Anlam veremediğim gündeliğin zihnimde açtığı yaralar, kurmaca karşısında tatlı tatlı kaşınarak iyileşir. Ertesi sabah yataktan kalkıp aynı keşmekeşin içine girebilecek gücü bulabiliyorsam, uzun günün sonunda beni şefkatle beklediğini bildiğim kurmacalar sayesindedir.” Gerçek olmadıklarını, üstelik er ya da geç hikâyelerini unutacağımızı bildiğimiz halde filmlerden, romanlardan neden vazgeçemiyoruz? Karşıladıkları ihtiyaç tanımlanabilir mi? Kurmacalara neden muhtacız? Beliz Güçbilmez kurmaca-gerçek ilişkisini, ilk bakışta göze çarpan benzerlikleriyle değil de benzerliğin bağrındaki farkla düşünmeyi öneriyor. Kurmaca evreninin kişisel deneyim arşivimize ve duygusal repertuvarımıza katkısını da ürettiği hakikati de ancak o farkı koruyarak tecrübe edebileceğimizi anlatıyor. Anne Ben Düştüm mü? kurmacaların içinden hayata yönelttiği sorularla, mevcut koşullarda varoluşumuzu daha anlamlı kılmanın güvenli yollarını seriyor önümüze.