En Son Eklenenler

Toplam 58416 sonuçtan 1291 - 1300 arası görüntüleniyor.
  • Sema Kaygusuz, Nazlı Akçura, Mustafa Beçit, Mehmet Güreli, Mahir Öztaş, Hasan ÖzKılıç, Birgül oğuz, Behçet Çelik, Ahmet Çakmak, Adnan Özyalçıner
    insan sesi mp3 - Türkçe
    13 Ayrım
    259,51 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Öykü
    Seslendiren : Figen Barsbay
    Konusu:
    “O gece adayı gezmeye çıktım. Ay ışığı vardı. Deniz durulmuştu. Rıhtımın kalabalığıyla iskelenin, Saat Meydanı’nın boğuntusunu arkamda bırakarak Çankaya’ya doğru yürüdüm. Faytonların tekerlek tıkırtılarına, çanlarını çalışlarına ayak uydurarak yürüdüm. Mehtap Sineması’nın önü kalabalıktı. İki Yetime oynuyordu. Film İtalyancaydı. Kalabalıktan sıyrılarak Splandit’in kubbeli yapısının karanlığına sığındım. Sinemadan uzaklaşınca Anadolu Kulübü’nün bahçesinden Celal İnce’nin sesinden bir tangonun ezgisi yankılanıyordu: Hülya dolu gözler Bağlar beni kalbine Bir ömür boyunca aradım seni Kalbim yalnız seni sevecek Aylar yıllar boyunca Buna inan sen melek sevgilim” Öyküler kentin hafızasıdır. İstanbul’un hafızasında yer etmiş nice yaşanmışlıklar hep edebiyatla, edebiyatın incelikli diliyle yüzyıllardan bugüne ulaştı ve ulaşmaya devam edecek. Edebiyatımızın usta kalemlerince İstanbul için yazılan öykü kitapları serimizin bu yeni cildinde birbirinden güzel on öyküyle okuyucularımıza yeniden “merhaba” diyoruz. İstanbul’un içinden öykü geçmeye devam ediyor… .
  • Vakkas Karaoğlan
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    3,14 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    ... Örneğin uzaydaki kara deliklerin güneşimizin dostu olmadığını düşünüyorum. Ama Güneşimizin dostu da var. Adı Zühre Yıldızı. Yıldızımızın kız kardeşi gibi. Bu yıldızın kız olduğunu da biliyor muydun? Yani Zühre yıldızının. Diğer adı Venüs’tür Zühre’nin. Dünyamızdan Güneş ışıkları çekilince bu yıldız telaşlanır. Işığını yollar hemen gün batımıyla birlikte. Karanlıkta kalmayalım diye telaşlanmayalım, korkmayalım diye. Ya diğer yıldızlar hangisini saysam ki: Artık ışığını kaybetmiş sönmüş karanlık uyuz yıldızlar mı dersin; Işığını bize ulaştırmayı aklından bile geçirmeyen ilgisiz yıldızlar mı… Ama Zühre Yıldızı… Elinde bir ayna var ki… benden bu kadar gerisini sen araştır öğren dedi ve sustu İsmail....
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    183,64 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Din, Edebiyat, İslam
    Konusu:
    "Gözler yalan söylemez" sözü önemli bir gerçeği vurguluyor bize. İnsân, davranışları ile birçok şeyi gizleyebilir, ama gözleriyle asla. Bir başka sözde de, "gözlerin, kalbin aynası olduğu" söylenir. Zaten gözler üzerine bunca yazılanlara çizilenlere bakılırsa, ruhumuzun bu dışa açılan pencerelerinin önemi rahatlıkla anlaşılır. İrfânî düşüncede olgunluğa giden yolu çok güzel özetleyen Hacı Bektaş Veli de, çevresindekilere "eline, beline, diline sahip ol" diye öğüt verirmiş. Göz bir yere kaymamış olsun, peşinden "gönül”ü de sürüklüyor. Gözün kontrol altına alınması günlük hayat içinde her zaman kolay olmaz. Günlük yaşayışımız sırasında birçok obje ve insanla karşılaşırız. Ancak gözün bir sorumluluğu vardır. Zihnimizi yoğunlaştırarak, ister eşya ister insan olsun, bir şeye yeniden dönüp bilinçli biçimde baktığımızda durum değişir. İnsan dediğin gözdür; bakışıyla anlamlandırır, bakışıyla yönelir. Hz. Peygamber’in “İkinci bakış şeytandandır” sözü, bu iki bakış arasındaki farkı son derece güzel bir şekilde açıklar. Kaynaklarda, “göz sahibi olmaktan utanan” insanlardan da söz edilir. Bu kimselerin ferasetleri, Allah’ın lütfuyla öylesine gelişmiştir ki, başkalarının gözlerindeki günah izlerini dahi fark edebilecek bir seviyeye ulaşmışlardır. Necip Fazıl Kısakürek de bu gerçeği bir beytinde şöyle dile getirir: “Onlar ki, göz sahibi olmaktan utanırlar, Gözüne bakar bakmaz Müslümanı tanırlar…” Elinizdeki bu mütevazı çalışma, işte bu “göz sahibi olma” endişesine ve gözün taşıdığı sorumluluğun önemine dikkat çekmek amacıyla, yalnızca Kur’ân kaynaklı bir tarama sonucunda oluşturulmuştur.
  • Tolga Kabaş
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    46,05 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Araştırma/İnceleme
    Konusu:
    Yoksulluğun ölçülmeden önce tanımlanması ve kavramsal olarak anlaşılması gerekir. Yoksulluğun tanımı genişledikçe ölçülmesi de o kadar zorlaşmaktadır. Yoksulluğun tanımlarına göre ölçümünde kullanılan göstergeler farklılık gösterir. Bu yüzden yoksulluğun kesin tanımlarının yapılması ölçümler açısından çok önemlidir. Tanımların değişmesi sonucunda değişen yoksulluk göstergeleri farklı insanları ve grupları yoksul olarak tanımlar. Ayrıca, yoksulluğun tanımlarının değişmesi yoksullukla mücadelede de farklı politikalara yol açar.
  • Bettina Stiekel
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    50,84 MB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Neden okula gitmek zorundayım? Gökyüzü neden mavidir? Annem ve babam neden işe gitmek zorunda? Dünya daha ne kadar dönecek? Neden fakir ve zengin var? Bilim adamları ne işe yarar? Neden puding yumuşaktır da taş serttir? Çocukların soruları hiç bitmez! İşte bu yüzden en sık kullandıkları sözcüklerden biri de “Neden” sorusudur. Çocuklar Soruyor, Nobel’liler Cevaplıyor’da çocukların sormaktan hiç bıkmadığı sorulara bu kez anne-babaları değil soru sormayı en iyi bilenler cevap veriyor: Nobel Ödülü sahipleri. Bettina Stiekel editörlüğünde öncelikle çocuklardan sorular toplayarak hazırlanan bu kitapta Şimon Peres’den Dalai Lama’ya, Mikail Gorbaçov’dan Desmond Tutu’ya kendi alanında Nobel ödülü almaya hak kazanmış pek çok bilim adamı, siyasetçi ve yazar bu kez çocukların en “gerçek” soruları için kolları sıvıyor. İster büyük İster küçük herkesin okumaktan büyük keyif alacağı bir kitap.
  • Prof. Dr. Ahmet Akyürek
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    6,39 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Bilim
    Konusu:
    Darwincilik, yüz elli seneden beri dünyanın gündemleri arasından düşürülmedi. Çünkü Darwincilerin öne sürdüğü fikirler; ateistlerin, natüralistlerin, maddecilerin, evrimcilerin en büyük dayanağı oldu. Daha önce bu gruplar çeşitli fikirlerini temellendirmekte güçlük çekiyorlardı. Sadece onlar değil. Darwin'in “Hayatta sadece güçlüler yaşama hakkına sahiptir.” tezi; İngiltere ve diğer sömürgeci devletler bu tezi kendi sömürgeciliklerini haklılaştırma, meşrulaştırma aracı olarak kullanırken, “Biz güçlü olduğumuz için tabiat kanununun gereğini yerine getiriyoruz.” mesajını veriyordu. Bunun yanında K. Marx, bu hayat mücadelesi fikrini, sınıf mücadelesine dönüştürmüş dünyayı patron-işçi mücadelesinden ibaret gibi gösteriyordu. “Sosyal Darwincilik” denilen akım ise toplumların hayatını aynı esasa göre düzenleme iddiasındaydı. Diğer yandan Darwin'in iddialarına uymayan yeni bilimsel araştırmalar ve buluşlar, bu çıkar grupları tarafından çeşitli manipülasyonlarla derhal etkisiz hâle getiriliyordu. Benzer oyunlar ülkemizde de yüzyılı aşkın süredir devam etmektedir. İnançlar, bu teori olmaktan ileri gidemeyen Darwinci düşüncelerle sarsılıyor, onun tezleri, okullarda “değişmez ve en son bilimsel gelişme”, “karşı konulamaz gerçek” gibi sloganlarla zihinlere yerleştiriliyordu. Bütün bu baskıcı tutumlara rağmen, gerçek bilimsel araştırmalar da durmadı. Prof. Dr. Ahmet Akyürek’in işte bunlardan en yenisini ve bilimsel olarak Darwin'in fikirlerinin tutarsız taraflarını çürüten bu kitabı yazmakla bilimsel düşünceye büyük hizmet ettiğine inanmaktayım. Prof. Dr. Süleyman Hayri BOLAY Charles Darwin'in bir buçuk asır önceki varsayımlarıyla yakın zamana kadar oyalanmış olan bilim dünyası, CERN’de yapılan partikül fiziği çalışmalarıyla Higgs boson'u (God particle-Tanrı parçacığı) ile Stephen Hawking'i de düşündürecek duruma getirmiştir. Prof. Dr. Ahmet Akyürek'in bu değerli eseri, varsayımlarla oyalananlara güçlü bir yanıt oluşturacaktır. Prof. Dr. Ender YURDAKULOL Darwin'in evrim konusunda söylediklerini ikiye ayırmak gerekir: Birincisi, kendinden önceki bilim adamlarının bulgu ve yorumları ki çoğu doğrudur; ikincisi, kendi teorisi ve yorumları ki çoğu diyemeyeceğim, tamamı yanlıştır. Prof. Dr. Ahmet AKYÜREK
  • Doç. Dr. Zekihan Hazar
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    9,42 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Yaşantı
    Konusu:
    Bir dünya düşünün; bilinmezliğin içinde süresiz sınırsız kayboluşun yaşandığı bir dünya… Benliğin ve gerçek dünyaya ait ne varsa her şeyin unutulduğu bir kayboluş… Düşüncelerin, duyguların, davranışların esir olduğu, aklın ve mantığın işlemez hâle geldiği bir kayboluş… Bir tutulma… Bir bağımlılık… Öyle bir dünya ki gündelik hayatta kanun ve kuralların hiçe sayıldığı, insan öldürmenin, gaspçılığın, zorbalığın, hırsızlığın, tacizin, tecavüzün para ve statü kazandırdığı, kısacası bütün olumsuz davranışların ödüllendirildiği bir dünya… Bu dünyalarda kendini bulan ve gerçek dünyada kendini kaybeden çocuklar… Seslerin, efektlerin ve aksiyonun her türlüsünün baş döndürdüğü bir dünya... Oysaki bütün bunları yaşarken bir koltuğa saatlerce mahkûm olmak, hareketin sadece parmaklarla sınırlı kalması, bu sınırlılığın beraberindeki sınırsız yeme içme ve her geçen gün obezler dünyasına katılan yeni çocuklar… İnsan bedeninin kutsallığını yitirdiği, inanç ve değerlerin yok sayıldığı, pornografinin özendirildiği ve İslam düşmanlığının körüklendiği bir dünya… Nihayetinde ise bu kutsallara düşman kılınan çocuklar… Ve başka bir dünya var ki zihnin, bedenin, duyguların gerçek manada karşılığını bulduğu, yaradılışın gereği olan fiziksel hareketlilik ve spor ile zihinsel, bedensel ve psikososyal sağlığın kazanıldığı bir dünya… Bedenin insanlaştırıldığı, ahlak ve erdemin temel yapı taşlarını oluşturduğu, arkadaşlığın, yardımlaşmanın, paylaşmanın, saygının, kısacası iyi insanın inşa edildiği bir dünya… Dijital oyunlarda kaybolan çocukluğun yeniden bulunduğu gerçek bir dünya… Gerçek dünyanın farkına varmanın ve hayata tutunmanın yegâne yolu SPOR. Günümüz dünyasında çocukları çepeçevre kuşatmış olan dijital oyunların yaratabileceği olumsuz etkiler ve bu etkilerle başa çıkmada fiziksel aktivite ve sporun rolünü bilimsel araştırmalar ışığında ele alarak eğitimciler ve ebeveynlere rehber olabilmesi dileğiyle… Spor, hayata tutunmanın bir dalıdır…
  • Raychelle Cassada Lohmann
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    10,14 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Cinsiyet
    Konusu:
    Cinsel tacize veya tecavüze uğradıysan, şaşkın, kafası karışmış, öfkeli, utanmış ve yaşamına devam edemeyecekmiş gibi hissediyor olabilirsin. Yalnız olmadığını bilmen senin için önemli. Cinsel travma yaşamış pek çok genç, yaşadıkları şeyleri anlamakta veya bununla ilgili konuşmakta zorluk yaşar. Eğer hazırsan, bu kitap sana kendini bulmanda, hikâyeni anlatmanda ve iyileşmeye başlamanda yardımcı olacak. Seni güçlendirecek bu kılavuzda, cinsel travmaya maruz kalmış kişilerin gerçek hikâyelerinin yanı sıra iyileşmene ve olumlu şekilde ilerlemene yardım edecek araçlar var. Aynı zamanda yardıma ve desteğe nasıl ulaşacağını öğrenmende, kendi güvenlik planını oluşturmanda ve korku, utanç veya çökkünlük gibi duygularınla çalışmanda sana yardımcı olacaktır. Başına gelenler geçmişinin bir parçası fakat şu an kim olduğunu veya kim olacağını belirlemez. Bu kitap, yaşadıklarının üstesinden gelmende ve elinden geleni yapmanda sana yardım edecek. “Bu muhteşem kitap baştan sona umut dolu, ilham verici ve eğitici… Bu kitabın ihtiyacım olduğunda ulaşılabilir olmasını isterdim.”
  • Sebile Başok Diş
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    2,57 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Bilim
    Konusu:
    Nietzsche, Antik Grekler hakkında yaptığı araştırmalar sayesinde Grek kültüründe Tanrı Dionysos ve Tanrı Apollon ile temsil edilen değerlerin birbirleriyle nasıl kaynaştırıldıklarını görmüştür. Bunlar arasında kurulan ideal denge ile akıl ve içgüdüler birleştirilerek hem kültür hem de özel bir sanat dalı olan tragedya yaratılmıştır. Ancak Nietzsche'ye göre bu süreç Sokrates'le birlikte akamete uğramış ve çöküş başlamıştır. Nietzsche'nin nazarında, kişiliğinde Dionysosçu açıdan yetersizlik bulunan Sokrates, tam bir Apolloncu olarak aklı ön plana almış ve Dionysosçu olan ile Apolloncu olan arasında kurulan birlikteliği bozmuştur. İnsanlar, her şeyin akılla anlaşılabileceğini ve insanın özünün akıl olduğunu söyleyen Sokrates'in açtığı yolu takip etmiş; içgüdüyü, tutkuyu, bilinç dışını küçümseyerek farkında olmadan gerçeklikten uzaklaşmış ve çeşitli metafiziksel, ahlaki ve felsefi kurgular oluşturmuş, yaşamı olumsuzlamış, yaşam karşıtı olmuştur. Bu kitapta; önce Dionysos ve Apollon'un ne anlama geldiği, hangi nedenlerle Nietzsche'nin Dionysosçu, Sokrates'in de Apolloncu olarak nitelendirildiği, sonrasında ise Sokrates'in akılcılığının benimsenmesiyle ortaya çıkan metafiziksel, ahlaki ve felsefi geleneğin yaşamı nasıl olumsuzladığı Nietzsche'nin perspektifi esas alınarak anlatılmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede onun, bilginin insan hayatındaki rolüne, geleneksel ahlaka ve metafiziksel inançlara yönelik eleştirileri ile sanata verdiği önem de ortaya konmuştur.
  • Alan M. Slater, Paul C. Quinn
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    46,80 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Psikoloji
    Konusu:
    Bu kitap, gelişim psikolojisi alanındaki klasik çalışmaları ele alırken yalnızca bu çalışmaların alanı nasıl şekillendirdiğini değil aynı zamanda bu çalışmaların ortaya koyduğu konularla ilgilenerek alanın kendisinin nasıl ilerlediğini göstermeyi de amaçlamaktadır. Buna ek olarak hem bu çalışmalar hem de araştırdıkları fikirler hakkında yeni düşünme biçimlerini ortaya çıkarmak için bu çalışmalara eleştirel bir gözle yaklaşmaktadır. Bu yaklaşım, gelişim psikolojisinin merkezinde yer alan temel çalışmaların titizlikle yeniden ele alınarak nasıl daha ileriye götürülebileceğini ve götürüldüğünü ortaya koymaktadır. Kitapta yer alan bölümler; belirli klasik çalışmalar tarafından ortaya çıkarılmış alanlarda, üst düzey araştırmalar yapan, uluslararası üne sahip akademisyenler tarafından yazılmıştır. Kolay anlaşılır ve ilgi çekici bir üslupla kaleme alınan her bölüm benzer bir anlatım tarzı kullanmaktadır. Sonuç olarak her seviyedeki gelişim psikolojisi derslerini destekleyecek nitelikte bütünlüklü bir eser ortaya çıkmıştır.

Sayfalar