En Son Eklenenler

Toplam 58507 sonuçtan 1401 - 1410 arası görüntüleniyor.
  • Lisa M. Schab
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    11,74 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Psikoloji
    Konusu:
    Sana böyle söylenmesine rağmen, mücadele ettiğin yoğun üzüntü ve umutsuzluk duyguları büyük bir olasılıkla ne “sadece geçici bir evre” ne de “büyürken başına gelen olağan bir şey”dir. Akranlarının yaklaşık olarak yüzde 20'sinde ciddi depresyon belirtileri var, ancak pek çok genç ve hatta birçok yetişkin bu belirtilerin farkına varamıyor. Bu nedenle depresyonda olan gençlerin sadece yarısı bu duyguları aşmak için ihtiyaç duydukları yardımı alabiliyor. Eğer depresyon rahatsızlığın varsa, bu çalışma kitabı, kendini daha iyi hissetmen için kendi kendine ve psikoloji alanında uzman bir danışmanla birlikte yapabileceğin etkinlikleri içeriyor. Hüznün Ötesindeki etkinlikler; üzücü ve zor duygularla baş etmene, arkadaş edinmenin yeni yollarını bulmana ve çatışmaların üstesinden gelmene yardımcı olabilir. Yaşamında küçük değişiklikler yaparak planlarında yavaş yavaş daha parlak ve daha keyifli bir geleceğe yönlenebilirsin.
  • Ömer Türker, Kübra Bilgin
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    9,74 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Din
    Konusu:
    Ahlâk, İslam düşüncesi içerisinde pratik felsefeden çeşitli dinî ilimlere varıncaya kadar geniş yelpazede tartışılagelen bir alandır. Bu itibarla ahlâk; felsefî ilimlerden biri olarak kabul edilirken aynı zamanda hadis, kelâm, fıkıh, tasavvuf gibi dinî ilimlerde de farklı vecheleriyle tartışılmaktadır. Birden çok disiplinin kesişim noktasında yer alan ahlâkın, tüm boyutlarıyla incelenip ortaya konulabilmesi için bu ilimlerin kendi iç dinamikleri bakımından ele alınması gerekmektedir.
  • Cevdet Kılıç
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    2,48 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: İslam
    Konusu:
    Elinizdeki kitap, belki biraz iddialı gelecektir ama İslâm'ın felsefi yorumu denemesidir. Bunun anlamı bize göre şu­dur: Günümüz insanı, bilgiyi felsefi boyutla­rıyla test etmek ister. Velev ki bu bilgi türü, metafizik bilgi alanı olsun. Çağımız bilgi felsefesinin en önemli yaklaşımlarından biri, doğrulama ilkesidir. Bu ilkenin doğasında bir önermenin doğru olup olmadığı, o önermenin içeriğinin olgularla desteklenip desteklenmemesiyle doğru orantılıdır. İşte burada yapılmak istenen şey, doğrulama ilkesini dinin verileri üzerinde felsefi metodoloji ile uygulamaktır. Böyle bir girişimde bulunmanın kalkış noktası, dinin inanç ve ibadet esaslarının yanı sıra vahyin verilerinin fel­sefi boyutunun önemini ortaya koymak içindir. Günümüz insanı, dini veya felsefi bilgiye, inanması ve doğruluğunu kabul edebilmesi için akli, mantıki ve felsefi delilleriyle birlikte ikna olması gerekir. Yani “nasıl”ından ziyade “niçin”i önemlidir ve önceliklidir. Biz de bu çalışmamızda, vahyin verilerini bu tarzda ele almaya çalıştık. Burada yapılmak istenen şey, İslâm dininin vahyi verilerinin akli ve felsefi boyutlarıyla te­mellendirilmesi, “neden”inin ve “niçin”inin ortaya konulması, yani kısaca “hikmet” üzerinde durulması, “nasıl”ının ise uzmanlarına bırakılmasıdır. Bizim bu çalışmamız, bilinen şeylerin tekrarı veya geçmişe ait birtakım başarıların özlemi de değildir. Bilimsel gelişmeleri veya keşifleri, Kur'ân-ı Kerim ayetleri ile bağdaştırmaya çalışıp imanımızı yeniden tazeleme gayreti de değildir. Burada yapılmak istenen şey, bir hakikatin farklı boyutlarıyla ele alınmasıdır. İlmimizi, irfanımızı, felsefemizi ve medeniyetimizi yeniden keşfetmeye çalışırken bu yolda döşeyeceğimiz taşları, sağlam bir zeminini oluşturma yolunda bir çaba olarak görmek gerekir.
  • Alan M. Slater, Paul C. Quinn
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    46,80 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Psikoloji
    Konusu:
    Bu kitap, gelişim psikolojisi alanındaki klasik çalışmaları ele alırken yalnızca bu çalışmaların alanı nasıl şekillendirdiğini değil aynı zamanda bu çalışmaların ortaya koyduğu konularla ilgilenerek alanın kendisinin nasıl ilerlediğini göstermeyi de amaçlamaktadır. Buna ek olarak hem bu çalışmalar hem de araştırdıkları fikirler hakkında yeni düşünme biçimlerini ortaya çıkarmak için bu çalışmalara eleştirel bir gözle yaklaşmaktadır. Bu yaklaşım, gelişim psikolojisinin merkezinde yer alan temel çalışmaların titizlikle yeniden ele alınarak nasıl daha ileriye götürülebileceğini ve götürüldüğünü ortaya koymaktadır. Kitapta yer alan bölümler; belirli klasik çalışmalar tarafından ortaya çıkarılmış alanlarda, üst düzey araştırmalar yapan, uluslararası üne sahip akademisyenler tarafından yazılmıştır. Kolay anlaşılır ve ilgi çekici bir üslupla kaleme alınan her bölüm benzer bir anlatım tarzı kullanmaktadır. Sonuç olarak her seviyedeki gelişim psikolojisi derslerini destekleyecek nitelikte bütünlüklü bir eser ortaya çıkmıştır.
  • Sebile Başok Diş
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    2,57 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Bilim
    Konusu:
    Nietzsche, Antik Grekler hakkında yaptığı araştırmalar sayesinde Grek kültüründe Tanrı Dionysos ve Tanrı Apollon ile temsil edilen değerlerin birbirleriyle nasıl kaynaştırıldıklarını görmüştür. Bunlar arasında kurulan ideal denge ile akıl ve içgüdüler birleştirilerek hem kültür hem de özel bir sanat dalı olan tragedya yaratılmıştır. Ancak Nietzsche'ye göre bu süreç Sokrates'le birlikte akamete uğramış ve çöküş başlamıştır. Nietzsche'nin nazarında, kişiliğinde Dionysosçu açıdan yetersizlik bulunan Sokrates, tam bir Apolloncu olarak aklı ön plana almış ve Dionysosçu olan ile Apolloncu olan arasında kurulan birlikteliği bozmuştur. İnsanlar, her şeyin akılla anlaşılabileceğini ve insanın özünün akıl olduğunu söyleyen Sokrates'in açtığı yolu takip etmiş; içgüdüyü, tutkuyu, bilinç dışını küçümseyerek farkında olmadan gerçeklikten uzaklaşmış ve çeşitli metafiziksel, ahlaki ve felsefi kurgular oluşturmuş, yaşamı olumsuzlamış, yaşam karşıtı olmuştur. Bu kitapta; önce Dionysos ve Apollon'un ne anlama geldiği, hangi nedenlerle Nietzsche'nin Dionysosçu, Sokrates'in de Apolloncu olarak nitelendirildiği, sonrasında ise Sokrates'in akılcılığının benimsenmesiyle ortaya çıkan metafiziksel, ahlaki ve felsefi geleneğin yaşamı nasıl olumsuzladığı Nietzsche'nin perspektifi esas alınarak anlatılmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede onun, bilginin insan hayatındaki rolüne, geleneksel ahlaka ve metafiziksel inançlara yönelik eleştirileri ile sanata verdiği önem de ortaya konmuştur.
  • Prof. Dr. Hüseyin Bağcı, Doç. Dr. lsmail Ermağan, Prof. Dr. Burak Gümüş
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    41,54 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Siyaset
    Konusu:
    Dünyanın dördüncü büyük ekonomisi, Avrupa Birliği’nin siyasal-ekonomik devi, sınırları dışındaki insan ve dildaşları ile uluslararası ilişkilerin kayda değer aktörü olan Almanya’nın Türkler için yadsınamaz önemi, Türkiye ya da Almanya vatandaşı Türklerin varlığıdır. Diğer bir ifadeyle Almanya, bizden 3 milyon insana memleket. Yani akrabayız bu ülkeyle. Dünya Siyasetinde Almanya serisi de Türkiye’de bu akraba ülkeyle ilgili bilgi açığını gidermek amacıyla hazırlandı. Alanında uzman ve seçkin bir yazar topluluğu ile Band 1’de ülkenin tarih ve dış politikası detaylı çalışmalar üzerinden; Band 2’de ise, ekonomi, toplum, medya, sanat vb. alanlar hem makro hem mikro açılardan irdelenmektedir. Peki kitabın hedef kitlesi kimler? Bu eserleri; uluslararası ilişkiler, ekonomi, sanat vb. eğitim branşlarındaki öğrencilerden hocalarına, siyasetçi ve danışmanlarından turizm acentalarına, din görevlilerinden STK üyelerine, iş adamlarından medya temsilcilerine, kısacası Almanya hakkında bilgi arayan kamuoyuna ithaf ediyoruz.
  • Hüdayi Ercoşkun
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    84,85 MB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Tuz, tüm zamanların en görkemli figürlerinin baş tacı olarak atlas çağlardan beri öyküsü devam eden bir unsurdur. İnsanlık, tuzu keşfinden sonra damağında ortaya çıkardığı lezzet tsunamisine hayranlık duymuş ve bunu stellere işlediği bengi şiirlerle, papirüslere dokuduğu altın harflerle, dini törenlere yüklediği manevi dizemlerle günümüze kadar getirmeyi başarmıştır. Tuz, tetis okyanusunun çekilmeye başladığı zaman döngüsünden bu yana amok koşucusu gibi yolculuk yapmış ve edebî fantazyaların fildişi duvarlarını süslerken aynı zamanda ihtişamlı sofralara göz bebeği konumunda nüfuz etmiştir. Halil Cibran “Hiç kuşkusuz tuz da garip, kutsal bir şey var.” derken tuzun safi gizemine kontur çekerek sayısız anlamını satırlarına işlemiştir. Tuz, 20. yüzyıla kadar Kastalya pınarından akan lezzetlerin timsali gibi bir görüntüye sahipken sanayinin yükselişiyle beraber yelpazesini genişletmiş ve kimya sektörünün en çok tercih edilen ürünleri arasında yerini sağlamlaştırmıştır. Akabinde ayyuka çıkan kâr savaşları, pazar rekabetleri ile endüstriyel çağa teslim olmuş ve günümüzdeki şeklini almıştır. Her Yönüyle Tuz kitabı ise tuzun bu akılalmaz hikayesini sizlere sunmak adına büyük bir kaynak olma özelliğine aday olmuştur. Tuzun edebî saltanatının gam boralarını dağıttığı dizelerden antik dönemlerde adına inşa edilen kurgu zenginliğine, fazla tüketilmesinin vücutta meydana getirdiği çeşitli hastalıklardan küresel ekonomideki yerine, jeolojik devirlerden bu yana oluşan tuz yataklarından bir terapi aracı olarak tedavi merkezi hâline getirilen tuz mağaralarına, islam motiflerinde ve kültüründeki yerinden sanatla yoğrulmuş şekline kadar derin ve çok veçheli bir araştırma, bu kitapla tarihe tanıklık edecek. Bu kitapla birlikte tuza atfedilen soyut ve mutlak anlamlar, tuzla var olan tüm bilimsel terimler, tuzun tarihî temas noktalarında geçirdiği bütün evreler gün yüzüne çıkacak. Bu kitapla, tuza dair evrene nakşedilmiş tüm yılankavi ifadeler katışıksız hâllerde cisim bulacak. Bu kitap; tuzun dünya çapındaki önemini, tarihini, sanatını, dinlerdeki mücerret gücünü, ekonomik yaptırımlarını, küresel ticaret ağındaki konumunu ve sağlığa etkisini tek bir kaynak altında toplayarak geleceğe bırakılan nadide bir yapıt olma özelliği kazanmıştır. Bu kitaba mürekkep akıtan yazarların tek gayesi ise tuzun değerli bir maden ve damakta parlak bir şölen oluşturmasından daha öte kazandığı yüksek anlamları ve bilimsel çalışmaları insanlığın hizmetine sunarak geçmişle şimdi arasındaki bağıntıyı tamamlamak olmuştur. Her Yönüyle Tuz; tuza bilimsel, sanatsal, tarihsel bir perspektiften bakmak isteyenlerin hikâyesidir. Her Yönüyle Tuz; tuzun her yönüyle keşfine şahit olmak isteyenlerin sahip olabileceği en kıymetli kitaptır.
  • Doç. Dr. Zekihan Hazar
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    9,42 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Yaşantı
    Konusu:
    Bir dünya düşünün; bilinmezliğin içinde süresiz sınırsız kayboluşun yaşandığı bir dünya… Benliğin ve gerçek dünyaya ait ne varsa her şeyin unutulduğu bir kayboluş… Düşüncelerin, duyguların, davranışların esir olduğu, aklın ve mantığın işlemez hâle geldiği bir kayboluş… Bir tutulma… Bir bağımlılık… Öyle bir dünya ki gündelik hayatta kanun ve kuralların hiçe sayıldığı, insan öldürmenin, gaspçılığın, zorbalığın, hırsızlığın, tacizin, tecavüzün para ve statü kazandırdığı, kısacası bütün olumsuz davranışların ödüllendirildiği bir dünya… Bu dünyalarda kendini bulan ve gerçek dünyada kendini kaybeden çocuklar… Seslerin, efektlerin ve aksiyonun her türlüsünün baş döndürdüğü bir dünya... Oysaki bütün bunları yaşarken bir koltuğa saatlerce mahkûm olmak, hareketin sadece parmaklarla sınırlı kalması, bu sınırlılığın beraberindeki sınırsız yeme içme ve her geçen gün obezler dünyasına katılan yeni çocuklar… İnsan bedeninin kutsallığını yitirdiği, inanç ve değerlerin yok sayıldığı, pornografinin özendirildiği ve İslam düşmanlığının körüklendiği bir dünya… Nihayetinde ise bu kutsallara düşman kılınan çocuklar… Ve başka bir dünya var ki zihnin, bedenin, duyguların gerçek manada karşılığını bulduğu, yaradılışın gereği olan fiziksel hareketlilik ve spor ile zihinsel, bedensel ve psikososyal sağlığın kazanıldığı bir dünya… Bedenin insanlaştırıldığı, ahlak ve erdemin temel yapı taşlarını oluşturduğu, arkadaşlığın, yardımlaşmanın, paylaşmanın, saygının, kısacası iyi insanın inşa edildiği bir dünya… Dijital oyunlarda kaybolan çocukluğun yeniden bulunduğu gerçek bir dünya… Gerçek dünyanın farkına varmanın ve hayata tutunmanın yegâne yolu SPOR. Günümüz dünyasında çocukları çepeçevre kuşatmış olan dijital oyunların yaratabileceği olumsuz etkiler ve bu etkilerle başa çıkmada fiziksel aktivite ve sporun rolünü bilimsel araştırmalar ışığında ele alarak eğitimciler ve ebeveynlere rehber olabilmesi dileğiyle… Spor, hayata tutunmanın bir dalıdır…
  • Bahar Aykan
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    59,14 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Araştırma/İnceleme
    Konusu:
    Dünden Bugüne Bugünden Düne; kültürel miras, kimlik ve bellek inşa süreçlerinin birbirleriyle etkileşimlerini ve farklı ölçeklerde, muhtelif aktörler tarafından kurgulanış ve temsil biçimlerini Türkiye özelinde ele alıyor. Sosyal inşacı bir anlayış benimseyen bu derleme kitap, üç bölümden oluşuyor. İlk bölümdeki yazılar, Cumhuriyetçi ve Yeni-Osmanlıcı millî kimlik ve geçmiş anlatısı arasındaki çatışmaların somutlaştığı mekânları merkeze alıyor. İkinci bölüm, kültürel miras yönetiminin farklı aktörler ve aidiyet ilişkilerini içeren çok katmanlı ve karmaşık yapısını tartışmaya açıyor. Son bölümdeki yazılar ise “unutulmaya yüz tutmuş” geçmişi şimdide yeniden kurma ve canlandırma süreçlerine odaklanıyor. Pınar Aykaç, Bahar Aykan, Sena Kayasü, Mesut Dinler, Sarper Ataşer, Burcu Selcen Coşkun, Hasan Münüsoğlu, Şule Tepe ve Sena Temel’in katkılarıyla…
  • Mehmet Emin Erişirgil
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    16,70 MB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Mehmet Emen Erişirgil’in Bir Fikir Adamının Romanı: Ziya Gökalp isimli eseri, objektif ilmî değerlendirmelerin yanı sıra Erişirgil’in kişisel gözlemlerini de yansıtan önemli kitaplarından biridir. Prof. Dr. Aykut Kazancıgil ve Prof. Dr. Cem Alpar’ın yayına hazırladığı bu eser Ziya Gökalp’e ilişkin ön önemli kitaplardan biridir: “Dilde yeni cereyan açmak kâfi değildi. Her alanda “yeni bir hayat” lazımdı. Sultan Hamit zamanında ve meşrutiyetin ilk yıllarında (yeni hayat) sözünün sihirli bir manası vardı. Aydınların gözünde bu söz, başlı başına bir ufuk açardı. Sultan Hamit devrinin bilgili geçinen gençlerine göre Yeni Hayat, Türkiye dışında yaşamaktan ibarettir. Çünkü Türkiye’de yeni bir hayat doğamazdı; ve bunu ümit etmek de boşunaydı. Fakat onların beklemedikleri ve ummadıkları bir zamanda Meşrutiyet ilan edilince bu defa Yeni Hayat’ın doğduğunu sandılar. Fakat bu ümit çok sürmedi. Yıllarca susturulan basın, serbest oluverince eli kalem tutanlar çıldırmışa döndüler, Meşrutiyet ilan edildiği zaman, “Cemiyet-i Mukaddese “ye nasıl minnet ve şükranlarını arz edeceklerini bilemeyen İstanbul basını, daha iki ay geçmeden İttihat ve Terakki’nin “rical-i gaybma” sövüp saymaya başladılar. Müslüman olmayan azınlıklar da ortalığın karışıklığından faydalanarak milli emellerinin gerçekleşmesi için çalıştıkları her hareketlerinden belliydi. İşin garibi şuydu ki, Sultan Hamit’in şu veya bu sebeple sürdüğü insanların bir kısmı umdukları işlere geçirilemeyince “Mağdurin-i Siyasiye” (yani, Siyasal Haksızlığa Uğrayanlar) diye bir cemiyet kurdular. Kendilerini sürgünden kurtaran Cemiyetin ileri gelenlerine atıp tutmakta elebaşlığı yapmakla övünüyorlardı.”

Sayfalar