Eserlere Göre Listeleme

Toplam 2810 sonuçtan 1671 - 1680 arası görüntüleniyor.
  • Phill Marshall
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    843,40 KB
    Eser Türü: Kitap
    Amerikan Emperyalizminin Korkulu Rüyası 1979 İslam Devrimi'yle birlikte, Amerika güdümündeki monarşik şahlık rejiminin alaşağı edilmesi, uluslar arası siyaset arenasında, dönemin iki hakim süper gücünü aşağılanmış bir pozisyona düşürdü. En önemlisi, Ayetullah Humeyni'nin iktidara yürüyüşü ve İslam Devleti-İslami Rejim olgusu, diğer Müslüman halklar nazarında oluşturacağı örneklik açısından baskıcı kukla yöneticilerin içine büyük korku salmıştır. Amerika'nın ve Batılı müttefiklerinin desteğiyle bu yerli yöneticiler, İran İslam Devrimi aleyhine, karşı devrim çalışmalarına girişmişlerdir. İran'da Devrim ve Karşı Devrim adlı bu önemli tarihi yapıtında Asaf Hüseyin, bizi İran'a ilişkin bildik klişelerin dışına çıkartarak, İran'da yaşanan devrimi ve karşı devrimi sömürgecilik ve emperyalizm terimi çerçevesinde alternatif bir tarih anlatısı sunuyor. Önemli olayların, kültürel eğilimlerin, kişilerin ve siyasi gelişmelerin benzersiz bir analizini yapıyor. Kitap'ta, İran'ın son iki yüzyıllık siyasi-sosyal-dini tarihi masaya yatırılıyor. Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi'ne ve bu proje kapsamındaki emperyal emellere hizmet etmelerinin hedeflendiği savaş çığırtkanlarının, onların yerel muhbirlerinin ve emperyal strateji uzmanlarının ağızlarının sonuna dek açıldığı bir zamanda İran'da Devrim ve Karşı Devrim'i okumanın kaçınılmaz olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Ve yine İran'ın siyasî hayatı ve dünya sistemine etkileri konusunda, eksiksiz bir kavramsal anlayışın geliştirilmesi noktasında, bu önemli eser, merkezî görüşler, karşılaştırmalı siyasî perspektifler sunmaktadır.
  • Bülent Gökay , Paul Rogers
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    678,29 KB
    Eser Türü: Kitap
    Elinizde ki kitap Bülent Gökay’ın Google'ın en fazla okuyucusu olan mathaba.net’de yayınlanan ve yayınlanmasının ardından bir hafta içinde on binden fazla kişi tarafından okunarak 2006'nın en popüler üç makalesinden biri olarak ilan edilen ayrıca Pravda'da dört gün dizi halinde temel makale olarak yayınlandığında büyük yankı uyandıran yazısından ve Paul Rogers’ın savaşa ve silahlanmaya karşı kampanya ve araştırma yürüten Oxford Research Group isimli bağımsız grup için kaleme aldığı İran: Bir Savaşın Sonuçları başlıklı yazıdan oluşmaktadır. Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vurduğu gerçeği kabul gören ‘Amerikan Hegemonyası’, öyle görünüyor ki, artik sona eriyor ve ona bir ikon olarak bağlanmak hem gereksiz ve hem de tehlikeli: artık gerileyen bir İmparatorluğu hala egemen kılmak adına askeri maceralara atılmak ise yalnızca çatışmaları cesaretlendirir, dünyada mevcut çelişkileri derinleştirerek, son tahlilde gerileyen egemen gücün batışını hem hızlandıracak ve hem de sonuçlarını daha vahim kılacaktır. Bülent Gökay İran’ın nükleer altyapısına yönelik bir ABD askeri harekâtı, ABD ve İran kadar Irak, İsrail ve Lübnan’ı ve hatta olasıdır ki batı Körfez devletlerini de içine çekecek uzun süreli bir askeri çatışmanın başlangıcı olacaktır. Başlangıçta küçük ölçekli olsa da, İsrail’in bir saldırısının, ABD’yi içine çekecek şekilde tırmanması hemen hemen kesindir. Ve bu da uzun döneme yayılmış bir çatışmanın başlangıcına işaret edecektir. Paul Rogers
  • Fakir Baykurt
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,06 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Fakir Baykurt
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,21 MB
    Eser Türü: Kitap
    Irazca şu dünyaya geldi geleli gün yüzü görmemiştir. Dertli mi dertli bir kadındır; üstelik genç yaşta dul kaldığından kadınlığını da bilememiştir. Geçimdi, çocuktu, sonra torundu derken sırtı doğru düzgün yumuşak bir yatağa değmemiştir. Yetmezmiş gibi, köyün muhtarı Cımbıldak Hüsnü ile Haceli’yi ev yeri yüzünden düşman beller kendine. Ev işi halloldu, sular duruldu derken, anlar ki, su uyurmuş ama düşman uyumazmış. Bu sefer torunu Ahmet’e kötülük eder düşmanlar; oğlu Bayram ölümlerden döner. Yitirir bir bir dayanaklarını... ve zavallı Irazca’nın ne dirliği kalır ne düzeni. Fakir Baykurt, Karataş köyü ve insanlarını anlattığı ve Yılanların Öcü’yle başlayan üçlemesinin bu ikinci kitabında, "Yoksulluğun gözü kör olsun" dedirtiyor okura. Gücün parayla ölçüldüğü bir dünyada ve işlerin kayırmayla, rüşvetle görüldüğü bir ortamda köylü olmanın, yoksul olmanın ne anlama geldiğini dile getirirken, insanlığın bu acınası haline sanki bir ağıt yakıyor. Yılanların Öcü’nde başını gösteren yılanlar, Irazca’nın Dirliği’nde zehirlerini akıtıyor.
  • Fakir Baykurt
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    611 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Güzin Yenilmez
  • Naci Düz, Ahmet Taşpınar
    insan sesi mp3 - İngilizce
    98 Ayrım
    2036,13 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Banuhan Şahinbay
  • Ugo Betti
    insan sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    75,9
    Eser Türü: Tiyatro
  • İvo Andriç
    insan sesi mp3 - Türkçe
    20 Ayrım
    334,00 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: atiye güneş
    1878 yılının 19 Ağustosu'nda Avusturya birlikleri, o ana kadar Bosnalıların kulaklarının duymadığı gümbürtülerle Sarayevo'ya girdi. Silah sesleriyle birlikte sürüp giden olayların yanısıra arta kalanlar: Kan, ölüler, askeri mahkemeler, asılmışlarla kurşuna dizilmişler, koku, umulmadık yüzlerle yeni düzen ve yeni adetler oldu. Bu yüzden birçok çeşitli sarsıntılarla alt-üst oldu, insanlar arasında da çok şey değişmeye başladı. Takma adı Siman olan köylü ırgatlardan Sima Vaskoviç de bunlardan biriydi.
  • Cahit Irgat
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    797,67 KB
    Eser Türü: Kitap
    Cihat İçin Cahit Cahit ki bu hasta düzende sağlıklı bir kanserdi Cahit ki haksızlığa karşı üreyen höcrelerdi. Yorgun develer için çöktüğü Dormen şölenlerinde bile "Siz paranızı, ben kendi kendimi yerim," derdi. Cahit zaten azalarak yaşayanlardan değil Çoğalarak ölenlerdendi. -Can Yücel- (Arka Kapak)
  • John G. Neihardt
    insan sesi mp3 - Türkçe
    25 Ayrım
    420 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Süleyha Önal - Nilüfer Batmanoğlu
    Soylu At sürünerek içeri girdiğinde, sinirleri çok gergin olduğundan hızla atan kalbini duyabiliyordu; kalbinin hızla atması, içerideki yaşlı insanları uyandıracaktı sanki. Ama korktuğu olmadı ve bir süre sonra sırımları kesmeye başladı. Kestiği her sırım 'pat' diye ses çıkarıyor ve oda ölecekmiş gibi oluyordu. Ama işi de iyi gidiyordu. Kızın kalçalarının geçebileceği genişlikteki bütün sırımlar kesilmişti. Sinirleri iyice gerildiği bir sırada bıçağı kaydı ve kıza saplandı. Büyük, tiz bir feryat kopardı kız... O zamanlar bunun ne kadarının bittiğini bilmiyordum. Şimdilerde, ihtiyarlık yaşımın şu yüksek tepesinden geriye dönüp baktığımda, kuru derenin eğri büğrü yamaçlarında, etrafa dağılmış, kesilip biçilmiş bir sürü çocuğu ve kadını, genç gözlerimle görmüş olduğum zamanlardaki kadar net olarak hala görebilmekteyim. Ve orada, kanlı çamurlar içinde daha başka bir şeylerin de ölmüş olduğunu ve şiddetli yağan karlar altında gömülü kaldığını görebilmekteyim ben şimdi. Bir milletin rüyası can vermiş bulunuyor orada. Ama güzel bir rüyaydı o...

Sayfalar