Yüce Çin Hakanlığının Tiyen Ping şarını çevreleyen karlı dağların eteklerindeyiz. Gün batmış, ay çıkmamış. Karadere içlerinde gözleri parlayan, ağızlarından insan kanı damlayan canavarlar uluyarak dolaşıyor.
Bellerinde çifte su verilmiş palaları ışıldayan cilasınlar, yağız atlarını kara tepelerde oynatıyor, korkak şarlılar uykuya yatmış, kurtlar yer yer gezip yiyecek av arıyor.
Yüce Çin Hakanlığının Tiyen Ping şarını çevreleyen karlı dağların eteklerindeyiz. Gün batmış, ay çıkmamış. Karadere içlerinde gözleri parlayan, ağızlarından insan kanı damlayan canavarlar uluyarak dolaşıyor.
Bellerinde çifte su verilmiş palaları ışıldayan cilasınlar, yağız atlarını kara tepelerde oynatıyor, korkak şarlılar uykuya yatmış, kurtlar yer yer gezip yiyecek av arıyor.
Felsefesiyle sadece Türk kültürünü değil tüm dünya kültürünü derinden etkileyen Mevlana Celaleddin-i Rumi, yüzyıllardır insanlığı kardeşliğe çağırmaya devam ediyor.
Boyut grubu ise Unesco tarafından ilan edilen "2007 Mevlana Yılı"nı farklı ve zengin bir eserle selamlıyor.
Beşir Ayvazoğlu'nun tarih sahnesinde Mevlana'yı incelediği metinle başlayan kitapta usta fotoğrafçı Gültekin Çizgen'in sıra dışı illüstrasyonlarına Refik Durbaş tarafından Türkçeleştirilen Mevlana dizeleri eşlik ediyor.
Hayatta her şey olumsuz gitse.. hayat bir diken tarlasına dönüşse de sizin açınızdan hayatın tüm renkleri solar gibi olsa, yine de hayata küsmeyin, gülümseyin.
Çünkü diken tarlasında bile gülü arayan adam olmak büyük maharrettir. Gül, bir taraftan Resul-i Alişan Efendimizi simgelerken, öbür taraftan kainattaki ilahi güzellikleri simgeler. Bu yüzden -tabii affınıza mağruren- kendimi "Gülü Arayan Adam" hissetmekten hoşlanırım. Ve mümkün olduğu kadar hayatta var olan güzellikleri keşfe çıkar, meşru zemindeki tüm olumlu şeyleri limitine kadar yaşamaya çalışırım.
Mark Twain der ki, "Hepimiz dünya denen devasa bir çöplükte yaşıyoruz, ama bazılarımız yıldızlara bakıyor."
Ayakların çöplükte bulunmasında kimsenin kimseye üstünlüğü yok; ancak yıldızları keşfetme aşamasında büyük farklar oluşuyor...
Kuşkusuz yıldızları (güzellikleri) keşfedenler daha mutlu yaşar.
Hayatta her şey olumsuz gitse.. hayat bir diken tarlasına dönüşse de sizin açınızdan hayatın tüm renkleri solar gibi olsa, yine de hayata küsmeyin, gülümseyin.
Çünkü diken tarlasında bile gülü arayan adam olmak büyük maharrettir. Gül, bir taraftan Resul-i Alişan Efendimizi simgelerken, öbür taraftan kainattaki ilahi güzellikleri simgeler. Bu yüzden -tabii affınıza mağruren- kendimi "Gülü Arayan Adam" hissetmekten hoşlanırım. Ve mümkün olduğu kadar hayatta var olan güzellikleri keşfe çıkar, meşru zemindeki tüm olumlu şeyleri limitine kadar yaşamaya çalışırım.
Mark Twain der ki, "Hepimiz dünya denen devasa bir çöplükte yaşıyoruz, ama bazılarımız yıldızlara bakıyor."
Ayakların çöplükte bulunmasında kimsenin kimseye üstünlüğü yok; ancak yıldızları keşfetme aşamasında büyük farklar oluşuyor...
Kuşkusuz yıldızları (güzellikleri) keşfedenler daha mutlu yaşar.
(Arka kapak)
Hayatta her şey olumsuz gitse.. hayat bir diken tarlasına dönüşse de sizin açınızdan hayatın tüm renkleri solar gibi olsa, yine de hayata küsmeyin, gülümseyin.
Çünkü diken tarlasında bile gülü arayan adam olmak büyük maharrettir. Gül, bir taraftan Resul-i Alişan Efendimizi simgelerken, öbür taraftan kainattaki ilahi güzellikleri simgeler. Bu yüzden -tabii affınıza mağruren- kendimi "Gülü Arayan Adam" hissetmekten hoşlanırım. Ve mümkün olduğu kadar hayatta var olan güzellikleri keşfe çıkar, meşru zemindeki tüm olumlu şeyleri limitine kadar yaşamaya çalışırım.
Mark Twain der ki, "Hepimiz dünya denen devasa bir çöplükte yaşıyoruz, ama bazılarımız yıldızlara bakıyor."
Ayakların çöplükte bulunmasında kimsenin kimseye üstünlüğü yok; ancak yıldızları keşfetme aşamasında büyük farklar oluşuyor...
Kuşkusuz yıldızları (güzellikleri) keşfedenler daha mutlu yaşar.
Doludizgin bir savaş...
Ümidi boğan bozgun günleri...
Geceyi aratan, zulüm ateşinin yakıldığı gündüzler...
Bunca derdin arasına sıkışan bir yürek sızısı. Kâmil'in yüreğini paramparça eden bir sevgi...
Aşk, savaş, kan, şehadetle sarmaş dolaş geçen kavga yılları...
Bu eseri, zevk ve heyecanla okurken karanlıklara hapsedilmiş, elmas hakikatlerin de farkına varacaksınız. Lirik, coşkulu, samimi bir üslupla kaleme alınmış bu romanı seveceksiniz.
Doludizgin bir savaş...
Ümidi boğan bozgun günleri...
Geceyi aratan, zulüm ateşinin yakıldığı gündüzler...
Bunca derdin arasına sıkışan bir yürek sızısı. Kâmil'in yüreğini paramparça eden bir sevgi...
Aşk, savaş, kan, şehadetle sarmaş dolaş geçen kavga yılları...
Bu eseri, zevk ve heyecanla okurken karanlıklara hapsedilmiş, elmas hakikatlerin de farkına varacaksınız. Lirik, coşkulu, samimi bir üslupla kaleme alınmış bu romanı seveceksiniz.
Savaşın kıyameti içinde tüm hayatını kökünden değiştirecek bir yaralı getirirler hastane çadırına. Esir bir “düşman subayı.” Ve Anzak Hemşire ile Türk teğmeni Suat’ın gönül savaşı böyle başlar...
Demet Altınyeleklioğlu’nun yeni romanı “Gülüm”ü okurken, dev zırhlıların içinde, Çanakkale’de ölüm kokan siperlerde dolaşacak, düşman taraflardan iki gencin gönül savaşını yüreğinizde hissedeceksiniz. 1915-1975 yılları arasında gidip gelen dramatik kurgusu ve sürpriz sonuyla “Gülüm”ü nefes nefese okuyacaksınız. (Tanıtım Bülteni)