Eserlere Göre Listeleme

Toplam 7427 sonuçtan 2311 - 2320 arası görüntüleniyor.
  • insan sesi mp3 - Türkçe
    Eser Türü: İlaç Prospektüsleri
    Seslendiren: Eczacı Defne Özden

    İlaç prospektüsüdür.

  • Akın Ersöz
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    151,65 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Şebnem Ulusan
    Tanımak istediğimde Güller açmamıştı bahçemde Gittiğinde Mevsim güzdü Göremedim yitenleri O zaman pencereyi açtığında karşı evin allı güllü perdelerini görürdü. Uzaklarda çok uzaklarda kalan denizin kokusunu çekerdi içine. ‘Denizsiz bir kentte yaşayamam herhalde.’ derdi her soluk alışında. Ya şimdi?”
  • Akın Ersöz
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    289,84 KB
    Eser Türü: Kitap
    Tanımak istediğimde Güller açmamıştı bahçemde Gittiğinde Mevsim güzdü Göremedim yitenleri O zaman pencereyi açtığında karşı evin allı güllü perdelerini görürdü. Uzaklarda çok uzaklarda kalan denizin kokusunu çekerdi içine. ‘Denizsiz bir kentte yaşayamam herhalde.’ derdi her soluk alışında. Ya şimdi?”
  • Margaret Atwood
    insan sesi mp3 - Türkçe
    66 Ayrım
    1722,79 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Özgecan Okay
    19. yüzyıl Kanadası’nda İrlanda göçmeni, 16’lık hizmetçi Grace Marks. Patronunu ve metresini öldürmekle suçlanıyor. Bu vahşi cinayette suç ortağı James McDermott, asılırken bütün suçu bu kızıl saçlı güzele yıkıyor. Basın, Kilise, politikacılar, ahlakçılar, ruhun peşinden koşan İspirtizmacılar, bilinci keşfetmeye çalışan bilimciler el yordamıyla bir “cani”nin portresini tamamlamaya çalışırken, Grace melek mi şeytan mı olduğunu ele vermeyen ifadesiyle hikâyesini müphemliğin sınırında tutmayı başarıyor. Margaret Atwood gerçek bir olaydan yola çıkarak yazdığı Nam-ı Diğer Grace’te “melek” ve “şeytan” olarak kadın algısıyla inceden inceye dalgasını geçerken, bu edebi Mona Lisa portresiyle 19. yüzyıl bilimini, ahlakçılığını çaresiz bırakıp insan ruhunu, ancak edebiyatın, sanatın görebileceği o derinliğe, suçun toplumsallığının tam ortasına çekiyor.
  • İria G. Parente
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    165,04 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Sude Naz Demirel
    Her gün olduğu gibi yine bir gece Alma, odasında zifiri karanlıkta oturmaktadır. Her zaman evdeki lambadan ya da dışarıdaki bir sokak lambasından küçük bir ışık şeridi süzülürdü ama o gece Alma daha önce hiç olmayan bir şey ile karşılaşmıştı. Onlardan değil dünyadan da korkmaması gerektiğini söyleyen yatağının altında yaşayan canavarların geri kalanıyla tanışmıştı; onlar aslında Alma’yı korumak için oradaydı. Bir, ayağını zar zor ölçer ve tehlikeli görünmez. İki, büyük ve bir ton ağırlığında. Üçüncünün sarı gözleri var. Dört, renkli halkalı uzun bir kuyruk. Beş, kulağa fısıldama konusunda uzmandır. Altı, ağlamayı kesmeyecek. Yedi, küçük görünür ama bir ampul kadar büyüyebilir. Futbol topu kadar büyük. Oturma odasındaki televizyon kadar büyük. Bu yedi yaratık (bazıları korkunç, diğerleri görünüşte zararsız) Alma'nın yatağının altında yaşar ve geceleri onun ışığını, hayallerini ve umutlarını çalmak için dışarı çıkarlar. Alma, kimsenin gerçek olduklarına inanmayacağı korkusuyla ailesiyle veya arkadaşlarıyla bunlar hakkında konuşmaya cesaret edemez. Ama Alma'nın bilmediği şey, onların yalnızca birlikte savaşılabilecek canavarlar olduğudur. Iria G. Parente ve Selene M. Pascual, gençler için bu duygusal alegoride depresyonu ele alıyor.
  • Bekir Yıldız
    insan sesi mp3 - Türkçe
    7 Ayrım
    114 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Mehmet Zafer Ulusan
    Yıllar sonra Almanya’da geçen bir gece daha… Üç beş kilometre ötede, on yıl önce bir barakada yatmıştım ilk kez. Karımı düşünmüştüm o gece. Ama şimdi; Türkiye’yi düşünüyorum... Daha çok Güneydoğu’nun ağalık sistemi, töre, topraksızlık, işsizlik yoksulluk, eğitimsizlik gibi sorunlarını işleyen türkçe edebiyatın ustalarından Bekir Yıldız, Alman Ekmeğinde Almanya’da çalışarak para kazanmak zorunda kalan Türk işçilerinin hayatlarını gözler önüne seriyor. Yıllar önce Almanya’da çalıştıktan sonra ülkesine dönmüş bir gurbetçinin gözünden anlatılıyor oradaki zorlu yaşam. Kendi geçmişinin acı tatlı anılarıyla harmanladığı gözlemlerini bu kez bir işçi olarak değil bir “Alamancı”, bir gurbetçi olarak ülkesinden uzak insanların yaşam savaşlarını sunuyor okurlara.
  • Johann Wolfgang von Goethe
    insan sesi mp3 - Türkçe
    13 Ayrım
    222,78 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Umut Nurdan Çetiner
    lman Göçmenlerin Sohbetleri’nde anlatının ekseni Birinci Koalisyon Savaşı (1792–1797) sırasında evlerinden uzak kalan bir grup Alman soylusunun sohbetleridir. Goethe bu sohbetlerde anlatılan öykü ve masallar aracılığıyla edebiyattan eğitime, politikadan ahlaka kadar pek çok konuda görüşlerini aktarır.
  • Karl Marx, Friedrich Engels
    insan sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    185 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Narin Alemdar
    ALMAN İdeolojisi'nin, Feuerbach Üzerine Tezler ile hazırlanmış olan Birinci Kısmı, gerçekten de, o zamana kadar toplumsal oluşun açıklanmasının ilkesi olarak yararlanılan felsefi hümanizmin soyut insanı yerine, toplumsal ilişkileri ve onların maddi temelini koyar. Bu durum, Alman İdeolojisi'nin birinci kısmını, esas olarak polemik niteliğinde olan ve Alman ideologlarının eleştirisini sürdüren ve Bruno Bauer, Max Stirner ve gerçek sosyalistleri ilkin yeni zuhur edenler diye damgalayan öteki kısımlarından ayrı olarak yayınlamayı haklı kılmaya yeter. Kuşkusuz İngiliz iktisat çılarının ve Fransız sosyalistlerinin incelenmesinden, ama aynı zamanda Marx ve Engels'in, Paris, Manchester, Londra devrimcileriyle kurdukları temaslardan esinlenen Tezler, sezgisel materyalizmi, doğal insanbilimi ve foyerbahçı hümanizmin pedagojik yanılsamalarını reddeder. Onun din eleştirisinin dargörüşlülüğünü ortaya koyarak, özellikle pratiği toplumsal yaşamın ve bilginin kaynağına oturtur ve komünizmin törel ülküsünü, koşulların devrimci dönüşümünün gerçek hareketine çevirir.
  • Friedrich Engels, Karl Marx
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    451,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    ALMAN İdeolojisi'nin, Feuerbach Üzerine Tezler ile hazırlanmış olan Birinci Kısmı, gerçekten de, o zamana kadar toplumsal oluşun açıklanmasının ilkesi olarak yararlanılan felsefi hümanizmin soyut insanı yerine, toplumsal ilişkileri ve onların maddi temelini koyar. Bu durum, Alman İdeolojisi'nin birinci kısmını, esas olarak polemik niteliğinde olan ve Alman ideologlarının eleştirisini sürdüren ve Bruno Bauer, Max Stirner ve gerçek sosyalistleri ilkin yeni zuhur edenler diye damgalayan öteki kısımlarından ayrı olarak yayınlamayı haklı kılmaya yeter. Kuşkusuz İngiliz iktisatçılarının ve Fransız sosyalistlerinin incelenmesinden, ama aynı zamanda Marx ve Engels'in, Paris, Manchester, Londra devrimcileriyle kurdukları temaslardan esinlenen Tezler, sezgisel materyalizmi, doğal insanbilimi ve foyerbahçı hümanizmin pedagojik yanılsamalarını reddeder. Onun din eleştirisinin dargörüşlülüğünü ortaya koyarak, özellikle pratiği toplumsal yaşamın ve bilginin kaynağına oturtur ve komünizmin törel ülküsünü, koşulların devrimci dönüşümünün gerçek hareketine çevirir. Ensonu, insan özünün yeni bir anlayışı ortaya çıkar. Bu, artık, yalnızca ideologun zihninde bir varlık olan Robinson'vari, doğal ve yalıtık bir bireyin varlığı ile özdeşleşmiş değildir. "Kendi gerçekliği içinde, o, toplumsal ilişkilerin tümüdür." Böylece, toplumsal gelişmenin, bu gelişme yasalarından habersiz bir bireyin, bu yasalar hakkında edinebileceği tasarımdan farklı olan, nesnel koşullarının incelenmesi, Marx ve Engels'in Avrupa devrimci hareketini örgütlendirmek gibi ağır bir görevden artakalan tüm güçlerini ve değerli zamanlarını adayacakları bilimsel çalışmanın programı haline gelir. Her ne kadar tamamlanmamış ve hiçbir zaman yazarlarının sağlığında günışığına çıkmamış, basılması amacıyla yeniden gözden geçirilmemiş olsalar da, Alman İdeolojisi'nin birinci kısmının elyazmaları, Tezler'den daha geniş bir biçimde geliştirilmiş, olumlu bir karşı-düşüncedir. Eğer Hegel'in dediği gibi, ancak yerine başka bir şey konarak o şeyin çürütülebildiği doğru ise, bizzat "I. Feuerbach. Materyalist ve İdealist Anlayışın Karşıtlığı (Giriş)", yeteri kadar açık olan bir eleştiriyi yinelemiyor, ama ondan teorik sonuçlar çıkarıyor.
  • Manuel Benguigui
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    12 Ayrım
    179,44 MB
    Eser Türü: Kitap
    Alman Koleksiyoncu “Ludwig çok küçük yaştan beri kendini sanata kaptırmıştı. Eserlerle, eserler için yaşıyordu, başka bir şey için değil. Onlara bakmak, sadece bakmak bile onun temel besin kaynağı idi. En başta da tablolar, tuvaller ve panolar. Ludwig dünyayı ve sakinlerini hiç umursamıyordu. O sadece sanatı seviyordu, sadece sanatı görüyordu, arkasındaki insanları değil. Bu arada sanatçılar paçayı kurtarırlarsa ne âlâ. İnsanlık onu ilgilendirmiyordu, o sadece insanlığın yarattığı şeyleri görmek istiyordu.” Askerlikten haz etmese de Nazi dönemi Alman ordusunda görev yapan Ludwig’in Hitler için sanat eserleri toplayan bir kuruluşa (ERR) kapağı atmasıyla hayalleri gerçek olur. Nazilerin hedefinde ise sanatın başkenti Paris vardır. Manuel Benguigui “Alman Koleksiyoncu”da Beckett’in kahramanlarına nazire yaparcasına hayatındaki boşluğu bir şeylerle doldur(ama)maya çalışan Ludwig’in tuhaf hikâyesini anlatıyor.

Sayfalar