En Son Eklenenler

Toplam 58595 sonuçtan 2761 - 2770 arası görüntüleniyor.
  • Charles N. Sherrill
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    532,58 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Anı/Mektup
    Konusu:
    Amerikan Büyükelçisinin Türkiye ve Mustafa Kemal hakkındaki Hatıratları.
  • İCLAL AYDIN
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    2,12 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Üzüm ve zeytinin, yağ, bal ve şarap küplerinin, kadırgaların, binbir şifalı otun en eski vatanı Urla. Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları, dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası. Bir zamanların efsane gazetecisi, dünyaya küskün Oktay Onur Yortan’ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi. Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman. Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş, kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık. Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı. Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye, Urla’daki o evin fotoğraflarından gülümseyen, sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona’ya ait. Nona’nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep’in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde, Nona sadece onlara değil, bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor: “Acı dediğin taş, insan dediğin su gibidir. Taşın üstünden kayar gider, toprağa karışır. Taşa her vurduğunda acır canın. Ama toprakla buluştukça acın azalır. Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler, ne hayatlar dirilmiş. Hem su deyip geçme; o su, taşı bile aşındırıp yıpratır.” Peki ya Oktay Bey? Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle, “Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık,” derken haklı mı?
  • Osman Pamukoğlu
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    713,58 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    "Savaşlara ait kitaplar kütüphanemin en güzel eserleridir. Yorgunluğumu gidermeye çalıştığım zamanlarda okuduğum ve bana en çok zevk veren kitaplardır." -Napolyon Bonapart (1769-1821) "Savaş bilimi pek az kişi tarafından bilinen gizemli bir sırdır." -Otton Von Bismark (1815-1898) "En büyük sevinci, savaş konularında bir şeyler okuduğum zaman duyuyorum." - M. Kemal Atatürk (1881-1938) (Albay Kont Yorck De Wartenburg, Paris, 1899, "Savaş Önderi Napolyon" kitabındaki el yazılı notundan) Şanghay'da rıhtımdaki bir balıkçıya, niçin Çin kayıklarının başlarında iki tane büyük göz gibi oyuk bulunduğu ve boyandığı sorulduğunda, yaşlı adam şöyle cevap verdi: "Eğer onlar olmazsa, o bakıp göremez; Bakıp göremezse de, savuşamaz. Savuşamayınca da hiçbir şey yapamaz!" Barış sadece bir idealdir ve insanların böyle hayallere ihtiyacı vardır.
  • Kadir Erdem
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    400,77 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Şiir
    Konusu:
    Şiir kitabı.
  • Gültekin Cazipğlu
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    6,98 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Anı/Mektup
  • Sun Tzu
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    919,53 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Sun Zi / Sun Tzu (MÖ 6. yy): Yazarın adı Wade-Giles transkripsiyon sisteminde "Sun Tzu", Pin-Yin transkripsiyon sisteminde "Sun Zi" olarak yazılmaktadır. Doğum ve ölüm tarihi tam olarak bilinmemektedir. Komutan ve düşünür olarak ünlenen Sun Zi'nin Savaş Sanatı adlı eseri insanlık tarihinin en eski ve en fazla araştırılan ve tartışılan strateji eseridir. Bütün dünyada sadece askerlik alanında değil, iş idaresi ve kişisel gelişim gibi pek çok alanda da bir strateji klasiği olarak kabul görmüştür.
  • Sebastian Fitzek
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    2,32 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman
    Konusu:
    Onunla karşılaşırsanız gözlerinizi kapatın! Dr. Suker dünyanın en iyi göz cerrahlarından biridir... aynı zamanda da bir psikopat. Gün boyunca insan gözü üzerinde en komplike ameliyatlarla uğraşmaktadır. Gece ise başka hastaları vardır: işledikleri günahları görmeleri için gözlerini açmak uğruna göz kapaklarını kestiği kadınlar... Kurbanları elinden canlı kurtulmayı başarsalar da çok geçmeden kendilerini öldürmeye çalışıyor ya da akıl hastanesine yatmak zorunda kalıyorlardır. Ellerinde kanıt bulunmadığı ve kurbanları konuşacak durumda olmadığı için çaresiz kalan polisin Alina Gregoriev’e başvurmaktan başka çaresi kalmamıştır. Daha önce Göz Koleksiyoncusu davasında medyumluk yetenekleriyle polise yardım eden kör bir fizyoterapist olan Alina’dan, Suker’nın yeni “hastası”nın kimliğini bulması istenmektedir. Alina pek istekli olmasa da sonunda yardımı kabul eder ve bu andan itibaren kendini bir hezeyan ve şiddet sarmalının tam ortasında bulur… “Soluksuz bir tempoyla yazılmış, sonu okuru fazlasıyla tatmin edecek bir gerilim romanı.” Oberösterreichische Nachrichten “Her kitabıyla dehşeti iliklerinize dek hissettiren Sebastian Fitzek, Alman gerilim dünyasının tartışmasız bir numarası.” Le Nouvel Observateur “Okuru hayal kırıklığına uğratmayacak bir gerilim romanı. Bir kez elinize aldığınızda bir daha bırakamayacaksınız.” Allgemeine Zeitung
  • Nahusi Güngör
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    826,44 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Siyaset
    Konusu:
    11 Eylül olayları ardından ABD’nin yeni güvenlik konsepti çerçevesinde, Afganistan ve Irak’a yönelik tarihin belki de en acımasız askerî operasyonları başlatıldı. Bu ülkelerde işgalin ardından kurulan/kurulmaya çalışılan hükûmetlerin kendi ülkelerine nasıl bir gelecek sunacakları belirsizliğini koruyor. Böyle bir ortamda, Tayyip Erdoğan liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi, 2002 seçimlerinde birinci parti oldu ve parlamentoda büyük bir çoğunluk elde ederek hükûmet kurdu. Tek başına iktidar olan AKP’nin partileşme öncesini, gazeteci-yazar Nasuhi Güngör yeniden şekillenen dünya haritası bağlamında değerlendiriyor. Millî Görüş Hareketi’nin nasıl böyle bir meyve verdiğini, iç ve dış şartların etkisiyle değerlendirildiği kitapta, birbirinden kopuk, bağımsız ve dağınık gibi görünen unsurlar bir araya getirilmektedir. Yenilikçi Hareket, bir tarihçeden ziyade yeni bir dönemin eşiğindeki Türkiye’yi anlama çabasıdır.
  • Abdıldacan Akmataliyev
    insan sesi mp3 - Türkçe
    29 Ayrım
    491,96 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Günlük
    Seslendiren : Yelda Ergin Öztürk
    Konusu:
    Bütün Türk dünyasının parçalandığı, bölündüğü bir döneme denk geldik. Siz bu tarafta, biz Orta Asya’da, aramız uzaktı ve birbirimizden habersizdik. Bundan dolayı birbirimizle bağlantı kuramadık. Gittikçe uzaklaştık, uzaklaştıkça güçlerimiz azaldı. Bunun için de şimdi şükrediyorum, tarihin de adaleti varmış diye. Bu konularda konuşulacak, söylenecek bir sürü sorun ve düşünce var. Şimdi biz bir araya gelip ortak bir kültür ve ortak bir dünya oluşturmanın yollarını araştırmalıyız. Bunun için bütün zekâmızı harcamalıyız. Olmazsa bütün çabalar boşuna. Bunlar üzerinde düşünecek bir sürü araştırmacı ve aydın insan burada bulunmaktadır. Birleşelim, birbirimizle yakınlık kuralım ve kültürümüzün başını birleştirelim. Bu çalışmalarla bütün Türk halklarının kültürünü dünyaya bir zenginlik olarak aktarmaya çalışalım. Cengiz AYTMATOV… Abdıldacan Akmataliyev, Türkistan coğrafyasının hafızası ve hazinesi olan Cengiz Aytmatov’u temel uğraş alanı hâline getirmiş bir edebiyat adamıdır. Eserlerine dönük tahlillerin dışında bizzat Aytmatov’un konu edindiği bu eser, edebiyat tarihi açısından da oldukça kıymetlidir. Abdıldacan Akmataliyev’in günlük türünde kaleme aldığı ‘Cengiz Aytmatov’un Günlüklerinden’ adlı bu eserde de hem Kırgız hikâyesine dair unsurları hem de Türk ve dünya edebiyatının önemli ismi Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un sanatına ve hayatına dair gerçek detayları görmek mümkündür.
  • Halil İbrahim Özcan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    207,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Araştırma/İnceleme
    Seslendiren : Yasemin Dursun
    Konusu:
    Yüzyıllık bir karasevda hikâyesi. Her anı adanmışlık dolu; milli mücadeleye ve o mücadelenin başkahramanı Mustafa Kemal’e. Fikriye; uzak bir akrabanın kızı, bir çocuk onun için. Oysa ilk gördüğü andan beri âşık Fikriye’nin çocuk yüreği. Önceleri ağabey diyor, ama sonra dili varmıyor. O cephedeyken hayaliyle yaşıyor, mektuplar, şiirler yazıyor. Bir gün Mustafa Kemal’i toparlayacak bir kadın eli gerektiğinde gerçekleşiyor düşleri. Adeta koşarak gidiyor Ankara’ya. Boynunda bir kehribar tespihle Çankaya’nın ilk gelini oluyor, “duvaksız gelini”… Yazık ki rüya kısa sürüyor. Fikriye’deki öyle bir aşk ki ne hastalık dinliyor ne yasak ne de sürgün. En aşılmaz denilen yolları aşıp sonunda yine varıyor Paşa’sına. Ta ki o kanlı güne kadar. Çankaya’nın Duvaksız Gelini aradan geçen bir asra rağmen meçhuliyetini koruyan bir ölümü anlatıyor. Bir milletin gönlünde taht kuran Mustafa Kemal, bugün hâlâ “boynu bükük bir sümbül”ün kırık hatıralarında kanıyor.

Sayfalar