En Son Eklenenler

Toplam 58618 sonuçtan 28811 - 28820 arası görüntüleniyor.
  • Emine Şenlikoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    720,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
  • Hamdi Özyurt
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    427,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Senin İçin Bir Düş Kurdum Küçük, küçük bir aile, bir ağbi Ekrem, bir kızkardeş Gülbahar, bir de Cennet Ablalar, İstanbul’un kenar köşesi okuyacağınız Senin için Bir düş Kurdum... Tertemiz bir Türkçe, soba üzeri kestaneleri hatırlatan bir roman. İçinizde acıklı bir türkü dolanacak okurken, bildik sokakları hüzünle dolaşacaksınız, büyük tüplü Otomatik firmanızda utanarak yemek yapacaksınız, kaloriferlerinizin sıcaklığında rahatça gerinemeyeceksiniz; Gülbahar’ın kömürü sakınarak attığı gelecek aklınıza, minibüsteki insanlara bir başka bakacaksınız, sloganların içinden dökülen kelimeler ürkütmeyecek belki düşündürecek sizi, kara bir hüzün saracak her yanınızı, şehirli olmanın güveni içinize bir dert gibi oturacak belki. Gri sabahlı İstanbul sokaklarında o yüzleri arayacaksınız. Kim bilir hepimiz için bir düş kuracaksınız belki, belki yüzleri güneş gibi gülümseyecek bir gün insanların, siz de gülümserken hüzne bulanmayacaksınız...
  • Hamdi Özyurt
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    279,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu ise aşk, bu bir aşk hikâyesi. Her gerçek aşk gibi karşılıksız, az rastlanır, ince ve kırılgan… Her gerçek aşk gibi çoğu kez akılla açıklanamayan, yer yer fizikötesi.HikâyeYunanistan’ın Korfu adasında geçiyor ve kaynağı gerçek hayat. Kaynağı gerçek hayat olduğu içindir ki, hayalgücünün erişemeyeceği kadar ilginç, tuhaf ve renkli.Zaman ve zeminle sınırlanamayan sevgi, her yerde yabancı ama yine de her yeri vatan bilen insan, okşayana yüz çevirmeyen ağaç, her yerde insanı ayrı şekilde bağrına basan toprak var bu kitapta. İyon denizine düşmüş, eski bir tırpanı andıran Korfu adasının içinde bir yaz bahçesi, bahçede oğul çiçeği, Plutarhos gülü var. Harry’nin tek sevinci, biricik mutluluğu; Mari’nin, ruhu hep kendisiyle beraber dedesi var bu kitapta.Kitaptaki yer ve insan isimleri bizden farklı, ama yerler ve insanlar aynı bizim gibi. Komşu seslerin, komşu tatların, komşu renklerin; bizim gibi sevinen, öfkelenen, özleyen, üzülen insanların romanı bu. Kendi romanımız gibi.
  • Hamdi Özyurt
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    410,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    "Bir dağın eteğindeydi köyümüz. Uzaktan, dağa tırmanırken yorulup kalmış koyunlar gibi görünürdü köyün evleri, biraz daha yaklaşınca, dağın yamaçlarına tırmanma niyetinde olmayan, sadece korunmak için dibine sokulmuş koyunlara daha çok benzerdi evler. İçinde fakir insanların yaşadığı bu küçük evler, taş ve balçıktan yapılma, derme çatmaydılar. Dereler akardı köyün sağından solundan. Bakar aylarında düzlüklere taşan sular, yaz gelince durulur, yatağındaki taşları yerinden oynatmadan,daha sakin akardı: güz aylarında azalır, kış aylarında ise donardı. Kışlar uzun sürer, insan boyu kadar kar yağardı. Günlerce kapılar açılmaz, komşu bile komşusuna gitmezdi. Öyle soğuk olurdu ki, insanın sesi bile donar, bir çırıltı olarak kalırdı havada. Ama bahar gelip de karlar erimeye başlayınca bin bir türlü bitki kaplardı doğayı. Parıl parıl otların ve renk renk çiçeklerin keskin, yoğun kokuları insanın aklını başından alırdı. Çiçeğiyle, otuyla, böceğiyle, suyuyla cennetin ikiz kardeşi olurdu köyümüz."
  • Hamdi Özyurt
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    278,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
  • Naşide Gökbudak
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,21 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    İşgal altında bir ülkede ve savaşın tam ortasında filizlenen bir aşkın hikâyesi... "… Yüzbaşı kollarını iki yana açıp ayağını yere vurarak, zeybeğe başladı. Daha ilk hareketi ile çok erkeksi ve çok efeci bir oyun oynadığı belli oluyordu. Feraye şaşkın, öylece Yüzbaşı'yı seyrediyordu. Yüzbaşı bir adımda onun yanına yaklaştı ve yavaşça "Hadi küçük kız, başla. Herkes bize bakıyor," dedi. Feraye, utana sıkıla çevresine bir göz attı. Kendilerinden başka oynayan kimse yoktu. Gerçekten de herkes nefesini tutmuş, onlara bakıyordu. Feraye de kollarını kaldırdı. Müziğe ve Yüzbaşı'ya uymaya çalışıyordu. İlk bir iki dakika bocaladı. Sonra, sanki çevresindeki herkes yok oldu. Yüzbaşı'nın gözlerinden, kendisine doğru bir alev akıyor gibiydi. Başka bir tarafa bakamıyordu. Birbirlerine kilitlenmiş ve uyum içinde; Yüzbaşı erkekliği, kahramanlığı ve tutkuyu, Feraye de kadını ve zarafeti anlatan hareketlerle oynuyorlardı… Ne zamandan beri bu haldeydiler, kendileri de seyredenler de farkında değildi. Müzik devam ediyordu. Belki de ikinci veya üçüncü tekrarıydı…" İşgal altındaki bir ülke… Ellerinde silahları, ayaklarında çarıkları olmadan; yüreklerindeki vatan aşkı ve hürriyet sevdasıyla cepheye koşan kahraman bir halk… Ve bu savaşın tam ortasında, kan ve göz yaşıyla filizlenen bir aşkın tutku dolu hikayesi… Feraye; Naşide Gökbudak'ın eşsiz anlatımı ve yaşanmış hikayelerden yola çıkılarak hazırlanmış kurgusuyla unutulmayacak bir roman…
  • Naşide Gökbudak
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,12 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Ayvalık'ın o güzelim sahillerinden İstanbul'a uzanan, zaman içerinde filizlenen bir aşk hikâyesi… Hümeyra koltuğun arkasına yaslanmış, gözlerini kapamıştı. Emirgan'a ne zaman geldiklerini fark etmedi bile. Aslında uzun bir yol değildi. Uyumuyor, arada bir hissettiği ıhlamur ve iğde çiçeklerinin kokusunu içene çekiyor, Nejat ile yaşayacağı bir ömür tahayyül etmeye çalışıyordu. Tabii ki çok güzel olacak. Hatta muhteşem olacak. Ben aşkların en güzelini yaşıyorum. Bizi ayırmaya kimsenin gücü yetmez! Babamın bile," diye düşündü. Nejat arabayı durdurmuş, öylece Hümeyra'ya bakıyordu, "Sarmaşık Gülü, inelim mi? Asırlık bir ailenin birbirinden farklı kadınları ve onların yaşantıları… Khodonia'dan günümüze bir ailenin çatışmaları, sevgileri, tutkuları ve düş kırıklıkları… Ve hepsinin gölgesinde Ayvalık'ın o güzelim sahillerinden İstanbul'a uzanan, zaman içerinde filizlenen bir aşk hikayesi… Naşide Gökbudak'ın kaleminden bu kez Hümeyra'yı Ege'nin kalbinde yeşeren bu tutku dolu hikayeyi, heyecan içerinde okurken; kendi ailenizden, sevgilerinizden, dostluklarınızdan ve tutkularınızdan akisler bulacak, Ege sahillerinden esen ılık rüzgarları yüreğinizde hissedeceksiniz.
  • Samed Behrengi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    166,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Çocuk Kitabı
    Konusu:
    Azeri asıllı İranlı yazar Samed Behrengi (1939-1967), kısa süren yaşamı boyunca köy öğretmenliği yapmış, halk masallarını ve efsaneleri derlemiş, yeniden yorumlamıştır. Yazdığı çocuk hikâyeleriyle ise başka bir dünyanın mümkün olduğuna işaret etmiş, bu yönüyle çocuk edebiyatının niteliğini artırarak hem çocukların hem büyüklerin gönlünde taht kurmuştur. Merhaba çocuklar! Ben Ulduz Hanım'ın konuşan bebeğiyim. Ulduz ile Kargalar kitabını okuyanlar beni ve Ulduz'u iyi tanır. Ulduz ile benim öyküm kargaların öyküsünden önceydi. O zamanlar Ulduz'un analığı geleli bir iki yıl olmuş olmamıştı. Ulduz da dört beş yaşlarındaydı. Ben de konuşmayı bilmiyordum. Ulduz'un annesi beni eski başörtüsünden yapmıştı. Kendi saçlarını göğsüme, karnıma, ellerime, ayaklarıma doldurmuştu. Bir akşam Ulduz beni karşısına koydu, benimle konuştu da konuştu, dertleşti. Sözleri beni o kadar etkiledi ki; sonunda dillendim ve konuşmaya başladım. Samed Behrengi'nin Ulduz hikâyeleri, kaç çocuğa arkadaşlık etti, kaç anne babanın çocukluğunda iz bıraktı kim bilir!.. Ulduz'un aydınlığı hiçbir sebeple azalmayan dünyasında bu kez sevgiyle dillenen konuşan bir bebek var. Bakalım bize neler anlatıyor?
  • Samed Behrengi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    133,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Çocuk Kitabı
    Konusu:
    Samed Behrengi'yi kim sevmez ki. Onu, dünyanın dört bir yanında büyük yankılar uyandıran, iki de büyük ödül kazanan Küçük Karabalık adlı kitabıyla tanımıştık. Bir Şeftali, Bin Şeftali de onun en güzel kitaplarından biri. Bu küçük öyküde iki küçük yoksul çocuk var: Ali ile Mehmet. Ama öykünün asıl kahramanı, dalından kopmuş dünya güzeli bir şeftali. Samed Behrengi, öyle uygun görmüş, şeftali'yi konuşturmuş bu kez. Toprağın altında kalın kabuklu bir çekirdek olarak nasıl uyuyup beklediğini, mevsim bahara dönüşünce nasıl çekirdeğin kabuğunu ikiye ayırıp içinden filizlenip boy attığını, sonunda toprağın üstüne çıktığını, ağaç olabilmek, meyve verebilmek, özellikle Ali ile Mehmet yesinler diye, dünya güzeli şeftalilerle dallarını süslemek için nasıl çabaladığını ilgiyle okuyacaksınız. Sonra bu güzel şeftali ağacının bir de küsüşü var. Yok, öykünün bütününü anlatmamızı beklemeyin. Açın, okuyun. Çok seveceğinizi umuyoruz.
  • Samed Behrengi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    121,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Çocuk Kitabı
    Konusu:
    Bir zamanlar uzak bir ülkede annesiyle birlikte küçük bir evde oturan bir delikanlı yaşarmış. Bu delikanlının on-on beş tane güvercini varmış, onları eğitir, çeşit çeşit numaralar öğretirmiş; bir de keçisi varmış. Delikanlının başında hiç saç olmadığı için herkes ona Kel Güvercinci dermiş. Anneyle oğul çok yoksullarmış; kulübelerinin tam karşısındaysa kralın görkemli sarayı yükseliyormuş; delikanlı ne zaman güvercinlerini eğitse, kralın güzeller güzeli kızı da nedimeleriyle birlikte sarayın balkonuna çıkar, onları seyredermiş. Delikanlı da kızı çok beğenirmiş ama bir kralın kızını yoksul bir güvercinciye vermeyeceğini bildiğinden hiç umut beslemezmiş. (Tanıtım Bülteninden)

Sayfalar