Eserlere Göre Listeleme

Toplam 7423 sonuçtan 2891 - 2900 arası görüntüleniyor.
  • insan sesi mp3 - İngilizce
    5 Ayrım
    331,43 MB
    Eser Türü: Dersler
  • Neil Gaiman
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    2,19 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Robert Singh
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    1,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    American Government and Politics is a completely new introductory textbook designed and written for all students of politics coming to the subject for the first time. It provides a lively and accessible introduction and guide to all the main features and characteristics of one of the most distinctive and complex contemporary political systems in the world. From the impeachment of Bill Clinton, to the controversy surrounding the 2000 presidential election, and the Bush administration's responses to September 11, students will gain a balanced and critical understanding of all the key issues and debates in contemporary American government and politics today.
  • William Trowbridge Larned
    insan sesi mp3 - İngilizce
    9 Ayrım
    74,50 MB
    Eser Türü: Kitap
  • insan sesi mp3 - İngilizce
    61 Ayrım
    274,52 MB
    Eser Türü: Kitap
  • James Ellroy
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    1,47 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Stefan Zweig
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    148,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Merve Karakol
    Hem düşsel hem de tarihsel karakterler üstüne yorumlarıyla tanıdığımız Stefan Zweig’ı derin karakter incelemelerine yönelten, psikolojiye ve Freud’un öğretisine duyduğu ilgidir. Beş tarihsel kişiliğin portrelerini içeren Yıldızın Parladığı Anlar, Fransız Devrimi’nde bir politikacının portresi niteliğindeki Joseph Fouché’yle birlikte Amerigo da Zweig’ın nesnellikten çok sezgiye dayanan yaşamöykülerinin en başarılarından biridir. Zweig, bu yapıtında, bugün Amerika adıyla bildiğimiz anakaranın bu adı alışının ardındaki inanılması güç rastlantılarla örülü ‘yanlışlıklar komedyası’nı anlatır. Kristof Kolomb’un keşfettiği toprakların ‘yeni bir dünya’ olması gerektiği kanısına varan İtalyan denizci Amerigo Vespucci, ün peşinde koşan bir sahtekâr mıdır, yoksa adını tarihe yazdırmayı hak eden bir bilge mi? Zweig, esrar perdesini aralamaya çalışırken, Amerigo Vespucci’nin yaşamöyküsünü yaratıcı bir anlatıya dönüştürüyor, usta işi bir yapıt sunuyor bize.
  • Jean Baudrillard
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    549 KB
    Eser Türü: Kitap
    Baudrillard Amerika'da Avrupa kültürünün Amerika ile hesaplaşmasına alışılmadık bir boyut getiriyor. Amerika'yı ne modern Avrupa'yı tanımlayan kavram ve değerlerin tükenmişliğine ya da tıkanmışlığına bir alternatif olarak gören, ne de Avrupa merkezci bir kültür ve uygarlık anlayışıyla eleştirmeye yönelen bir kitap bu. Üçüncü bir yaklaşımın, Amerika'yı Amerika olarak anlamanın ve bunu da yerinde, Amerika'nın kendisinde yapmanın zorunluluğunu savunuyor. Öte yandan Baudrillard'a göre Amerika'yı yerinde anlamanın yolu müzelerini, kütüphanelerini gezmek, geleneksel anlamda kültürel ürünler olarak adlandırdığımız şeyleri aramak değildir. Tersine, doğanın insandan önce geçirdiği bütün evrimleri sergileyen ilkel bir coğrafya, kent kavramlarımıza sığmayan bir kentleşme, farklı bir birey, ahlak ve sağlık anlayışı, bir "başka-kültür" sunan Amerika'yı görmek gerekir. Bunu yapmaksa Batı'nın çöllerini boydan boya kateden otoyollarda gözden kaybolma noktasına varacak kadar hız yaparak Avrupa'da hiçbir zaman rastlanamayacak bir mekan ve yataylık deneyimi yaşamayı; Las Vegas'ı çölden fışkıran yapay bir ışık demeti olarak görebilmeyi; ne bir merkezi ne de dış sınırları olan ve böylece kent kavramını yeniden tanımlayan Los Angeles'ı gece karanlığında uzaktan seyretmeyi; New York'un siluetinde beliren yepyeni dikeyliği algılayabilmeyi gerektirir. Sağlık çılgınlığı, özel bir look arayışı, başarma saplantısı içindeki Amerikalılar New York maratonunda nefesleri tükenene kadar koşarak ya da Ortaçağ işkence aletlerine benzer aletlerle vücut geliştirerek acı çekerler. Ancak her şeyden önemlisi, başarının sırrı olan bu acı, yapayalnız çekilen, hiçbir dayanışma içermeyen bir acıdır. Bu tür saptamalardan yola çıkarak ince bir mizahla yüklü bambaşka bir Amerika resmi çiziyor Baudrillard. Ancak özgün betimlemelerden ibaret bir gezi kitabı değil bu. Güçlü bir sosyopolitik çözümleme ve eleştiri üretiyor. Daha da önemlisi modern Batı'yı tanımlayan temel değer ve ilkelerin Amerika'da aldığı
  • Franz Kafka
    insan sesi mp3 - Türkçe
    27 Ayrım
    521,97 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Elif Gezen
    Amerika, yapıtlarında 20. yüzyıl insanını korkularını, yalnızlığını, kaygı ve saplantılarını, kendi kendine yabancılaşmasını dile getiren Franz Kafka'nın ilk romanı. Kafka'nın 1912'de yazmaya başladığı ve Kayıp adını verdiği bu yapıt, yazarın ölümünden sonra arkadaşı Max Brod tarafından Amerika adıyla ilk kez 1927'de yayınlandı. Ailesinden 16 yaşında ayrılarak Amerika'ya, zengin amcasının yanına giden Praglı delikanlının yaşantısını kendi ağzından anlatan bu romanı, iyimser tutumuyla, Kafka'nın öbür iki romanı Dava ve Şato'dan belirgin ölçüde ayrılır. Amerika'daki labirent görünümle merdiven ve koridorlar, yazarın sonraki romanlarının temel atmosferinin ipuçları sayılır. Yapıtlarıyla bütün bir çağdaş edebiyatı etkileyen Kafka'nın bu romanını Ayça Sabuncuoğlu'nun yeni çevirisiyle sunuyoruz.
  • Franz Kafka
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    541,37 KB
    Eser Türü: Kitap
    Amerika, Franz Kafka’nın yazmaya başladığı ilk romandır. Fakat yazar, 1911 yılının sonundan 1914 yılına kadar aralıklarla üzerinde çalıştığı ve Der Verschollene (Kayıp Kişi) başlığını vermeyi düşündüğü romanını tamamlayamadı. Yalnızca "Ateşçi" başlıklı bölümü 1913 yılında ayrı bir öykü olarak yayınlayabildi. Franz Kafka’nın ölümünden sonra ise Max Brod 1927 yılında bu roman fragmanını Amerika başlığıyla yayınladı. Romanda, dönemin yaygın basmakalıp Amerika imgesinin tersine bir durum söz konusudur. Romanın kahramanı Karl Rossmann geldiği fırsatlar ülkesi Yeni Dünya’da başarılı bir kariyere başlamak yerine sosyal anlamda sarsıcı bir iniş yaşar. Kendisini baştan çıkartan bir hizmetçi kızdan gayrimeşru çocuğu dünyaya geldiği için ebeveynleri tarafından evden kovularak Amerika’daki amcasının yanına gönderilen Karl, Okyanusu geçerek New York’a ayak bastığında aslında bir anlamda vatansızdır artık. İyi niyetli, gördüğü haksızlıklara karşı çıkmadan edemeyecek kadar gelişmiş bir adalet duygusuna sahip ve biraz da naif sayılabilecek on altı yaşındaki Karl’ın bu yeni ve soğuk dünyada kendine bir yer bulamayacağı, daha romanın başındaki New York Limanı’na giriş sahnesinde Özgürlük Anıtı’nı gördüğünde belli olur: Heykelin elinde tuttuğu şey meşale değil, Karl’ın başına geleceklere işaret eden kılıçtır. Şehirlerin, binaların, yolların, iletişim sistemlerinin, otellerin, tiyatroların, kısacası her şeyin Avrupa’dakilerle karşılaştırılamayacak denli büyük boyutlarda olduğu ve devasa bir makine gibi işleyen bu dünyada acımasız kapitalizm ve onun insanlar arası ilişkilere yansımaları da egemendir. Amerika, Kafka için bu anlamda modern toplumun bir metaforu durumundadır. Avrupa’da tutunamayan Karl’ın buradaki tutunma çabalarının da kısa süre sora başarısızlığa uğrayacağı daha başından bellidir. Önce yanına yerleştiği zengin amcası onu tam anlaşılamayan bir nedenden dolayı reddeder ve onu ülkenin Batısı’na gönderir. Daha sonra Karl Occidental Otel’de asansörcü olur. Bu otelin, arka planda kalan, anonim güçler tarafından yönlendirilen karma karmaşık ve anlaşılmaz yönetim yapısı da ona bu devasa iktidar mekanizması karşısındaki güçsüzlüğünü hissettirir. Buradan kovulduktan sonra kendini şarkıcı Brunelda’nın evinde bulur. Zorla tutulduğu bu evden ve ona yine güçsüzlüğünü hissettiren bağımlılık ilişkisinden sonunda bir şekilde kurtulur ve bir tiyatroda iş başvurusunda bulunur. İş başvurusu sırasında adını "Negro" olarak vermesi de, dönemin Amerikası’nda zencilerin toplumsal dışlanmışlığı düşünüldüğünde, Karl’ın Avrupa’da olduğu gibi, Amerika’da da zenci muamelesi gördüğünü ortaya çarpıcı biçimde koyar. Bundan sonrası tamamlanmamış olan roman, Kafka’nın diğer romanlarına göre daha kolay okunabilmekte, ama yine en onlar kadar ustaca yazılmış olduğunu belirtmek gerekir. Özellikle romana egemen olan derin melankoli ve Karl Rossmann büyük güçler karşısındaki çaresizliği, Kafka’nın sonraki yapıtlarına işaret eder.

Sayfalar