En Son Eklenenler

Toplam 58610 sonuçtan 3101 - 3110 arası görüntüleniyor.
  • Ramazan Deveci
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    228,21 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: İslam
    Konusu:
    İşte büyük şeytanın önündeyim. Neydi benim şeytanım Allah yolunda önüme çıkan engel neydi? Çocuklarıma olan sevgim mi? Dünya malına olan tutkum mu?Egom, enaniyetim,kendimi beğenme duygum mu? Bugün onu taşlamam gerekiyordu. İnsanın şeytanını tesbit etmesi de zordu.’’Sevdiklerinz sizin için bir fitne olabilir’’diyordu Allah. Sevdiklerimin sevgisini sorgulamam gerektiğini düşündüm. Kalbi yokluyordum. Dünya malına karşı bir sevgim, arabalrım evlerim olsun çabam,çok para kazanma arzum yoktu. Kendi şahsım söz konusu olduğunda dünya ya karşı ilgisizliğim ve kaygısızlığım avlatlarım söz konusu olduğunda bir kaygıya dönüşüyordu. Evlatlarımın dünyalrın bu kadar kaygıı etmem doğru muydu? Bu bir tevekkülsüzlükmüydü? Neydi bu durumun nedeni sevgi miydi ? O zaman taşlamam gereken neydi tevekkülsüzlüğüm mü,yoksa sevgim mi? Hac günlüklerini gün gün tutmaya çalıştım.Bulunduğum ruh halini o anki duygu ve düşüncelerimi yazdım. Gezdiğimiz, ziyaret ettiğimiz yerlerle ilgili teknik bilgileri ekledim. Hac ilgili rükunları yaşarken, fıkhi bilgileride ekledim. Böylece okuyucu yaşanan bir haccın içerisinde fıkhi bilgileri hac ile ilgili ayet ve hadisleri de öğrenmiş olacak. Ve tabiki daha çok, haccın insanın duygu ve düşüncelerindeki etkisini, hac ibadetini anlamını kendimce yazmaya çalıştım.
  • Şenol Aydın
    insan sesi mp3 - Türkçe
    43 Ayrım
    1088,45 MB
    Eser Türü: Dersler
    Eser Alt Türü: Ders/Sınava Hazırlık
    Seslendiren : İstanbul Gönüllüleri İstanbul Gönüllüleri
  • Kürşat Yıldırım
    insan sesi mp3 - Türkçe
    30 Ayrım
    555,40 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Seslendiren : Esra Gürel Altıner
    Konusu:
    Çinliler, çok erken dönemlerde kayıtlar tutmaya başlamışlardır. Bu kayıtlar sayesinde tarihlerini ayrıntılı olarak öğrenebildiğimiz Çin’i anlamak için de onun binlerce yıllık geçmişine vakıf olmak lazımdır. Çin tarihinden Türkleri çıkarmak mümkün değildir. Çinlilerin siyasi, toplumsal ve ekonomik dönüşümlerinde kuzeyden gelen Türklerin ve diğer konar-göçerlerin büyük etkisi vardır. Üstelik Çin’deki hanedanlıkların çoğu da Türkler, Moğollar ve Tunguz-Mançular tarafından kurulmuştur. Haliyle Çin tarihi, Türk tarihinin ve hatta dünya tarihinin bilinmesi açısından çok önemlidir. Çalışmada başından sonuna kadar Çin siyasi tarihi ele alınmış, gerekli yerlerde ekonomi, toplum, din gibi bahisler üzerinde durulmuş ve bilhassa toplum ve ekonomideki dönüşümlerin siyasete ve devlete ne tür etkiler yaptığı vurgulanmıştır. Ana kaynaklara ve araştırma eserlerine göre kaleme alınan bu kitapta, konular bir Türk tarihçisinin bakış açısıyla tarafsız ve önyargısız olarak işlenmiş, metnin yazımında genel okuyucu seviyesi de göz önünde bulundurulmuştur.
  • Uğur Deniz Terzioğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    223,40 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman
    Seslendiren : Hande Yıldırım
    Konusu:
    Derya, 7 yaşındayken babasının nasihati ile her 7 yılda bir açıp okumak için kendine mektuplar yazmaya başlar. 7 Yaş, 14 yaş, 21 yaş ve 28 yaşında kendine yazdığı mektuplar hayatın ona getirdiği trajedilerden, keyiflerden, çeşitli meselelerden, sudan sebeplerden dersler çıkararak, belirsiz rotalarda hedefler koyarak yaşamasına sebep olur. Kendine yazdığı bir mektubun buyurdukları yerine getirmek için şehrin göbeğinde, tüm fani zevklerden uzak yaşadığı son 7 senenin ardından şimdi kutlaması gereken bir 35 yaş, okuması gereken bir 28 yaş mektubu ve sağ kalırsa diye yazması gereken bir 42 yaş mektubu vardı. Annesinden kalan müthiş bir aşk emsali, babasından kalan aforizmalar ve sahip olduğu koca bir servet tam bir şeytan üçgeni gibi Derya’yı hayatın dibine çekiyordu ama artık kendine koyduğu ambargoları kaldırmanın zamanı gelmişti. Tekrar hazırdı başı planlanmayan, sonu gelmeyen mavi yolculuklara. İçi çekiyordu suyun dibine dalmayı ve her şeyi tekrar tekrar unutmayı. Tam hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığı inancından vazgeçtiği bir psikolojiye girmeye ve hayata dair savunduğu tüm felsefeleri kökünden dinamitle patlatmaya hazırlanırken müthiş bir Yağmur yağdı, tüm dinamitler ıslandı…Derya ne olduğunu hiç anlamadı ama sırılsıklam aşıktı. Derya yazdıkça, geçmişinden hortlayan travmalar eşliğinde, üstüne üstüne gelen Yağmur’un altında, rekabet ve kıskançlık duygularını patlatan Uskumru’nun karşısında, yeni aldığı bir yelkenlinin kıçında, kadim dostu Makas’a verdiği komutların, hayatı boyunca kendisinden nefret etmesine sebep olacağından bihaber, tamamen bencilce, içine düştüğü açmazdan kaçmaya çalışır… ‘’Kahpekal Dünya’’ hayatın acımasız gerçekleriyle erken yaşta yüzleşen bir adamın ‘’ölümlerin, yalnızlığın’’ ve ‘’yaşamanın, aşkın’’ ikililiğinde sürdürdüğü mücadelesinin film tadında öyküsüdür.
  • Kemal Sayar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    23 Ayrım
    452,03 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Psikoloji
    Seslendiren : Nihal Doğruyol
    Konusu:
    Her şeyin bir zamanı var, kalbin de. Yağmurların, güneşin, rüzgârın bir zamanı var. Kalbin zamanı var. İçten bir şekilde konuşmanın, ötekini can kulağıyla dinlemenin bir zamanı var. Elinizde tuttuğunuz kitap söyleşilerden oluşuyor. Aslında her cevap bir başka soruyu çağırır. Hayat durmaksızın kendimize sorduğumuz sorulardan ibaret. Kimim ben? Neyin bir parçasıyım? Varlığın neye hizmet ediyor? Bu dünyada var oluşum neyi değiştiriyor? İnsan bu sorulara en tatminkâr cevapları, kalbin zamanından konuşarak verebilir. 'Birinin acısını dindirebileceksem izin verin hemen yapayım bunu' demiş bilge bir adam, 'zira bir daha buradan geçmeyebilirim'. Şehrin insanı kalbi dinlemeli. Kalbi olanı dinlemeli çünkü, 'sadece hüznü vardır kalbi olanın'. Kemal Sayar şehir insanının gönül yorgunluklarını, ruhların gizli yaralarını ilaçlardan önce kelimelerin sağaltacağına inanan bir psikiyatrist. Şimdi Şehir İçin Kalp Zamanı ise “Leyla’dan Geçme Faslı”, “Yaşama Ödevi” ve “Kalpten Kalbe Bir Yol” duraklarından geçen, Sayar’ın ruhu kanatlandıran kelimeleriyle çoğalıp büyüyen bir nehir adeta. Hayatın harcına bir dost nefesinin çağrısıyla biraz daha merhamet ve umut katmaya hazırsanız, şimdi şehir için kalp zamanı…
  • A. S. Byatt
    insan sesi mp3 - Türkçe
    23 Ayrım
    357,64 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Masal
    Seslendiren : Birgül Samur Zirek
    Konusu:
    “Bir vakitler, erkeklerle kadınlar madenî kanatlar üstünde göklerde uçar iken, ördek ayakları takıp denizlerin dibinde yürür iken, balinaların konuşmalarını, yunusların şarkılarını dinler iken... bütün bunlarla büyük ölçüde ilgisiz, dolayısıyla mutlu bir kadın yaşar idi. Bu kadının işi öykü anlatmaktı,” diye başlıyor Bülbülün Gözündeki Cin. Ancak hiç de eskilere ait bir masal anlatmıyor A.S. Byatt. Hikâyenin kahramanı, bir konferansa katılmak için İstanbul’a gelen orta yaşlı, akıllı uslu bir edebiyatçıdır. Kapalıçarşı’daki bir dükkândan eski püskü, toz içinde bir çeşmibülbül satın alır. Gelgelelim çeşmibülbülün içinde bir cin vardır. Ve hiç de “akıllı uslu” olmayan bu Cin, kadının hayallerini bir bir gerçekleştirecek, ona yaşamının en güzel anlarını, hayatının en büyük sürprizini yaşatacaktır. Masallarda kahramanların masumiyeti sınanır; uzun yolculuklara çıkar, zorlu görevler başarırlar. Ancak nedir bütün bunların sonunda elde edilen? A.S. Byatt, Bülbülün Gözündeki Cin’de yer alan her biri birbirinden güzel beş hikâyede, o kadim anlatıları yeniden kurgulayarak gizilgücünü ortaya çıkarıyor ve rengi solmuş günümüze, yani “şimdi”ye taşıyor. Masalların, bilinçaltımıza, cinsel arzularımıza ve aşmakta zorlandığımız güçlüklere paralel dünyalarını kullanıyor. Doğal ile doğaüstü, gerçek ile hayal gücü arasındaki etkileşiminin, mümkün olmakla kalmadığını, kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
  • Maeve Binchy
    insan sesi mp3 - Türkçe
    23 Ayrım
    528,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : BELGİN MERDİVENCİ
    Konusu:
    Her cuma akşamı leylak rengi bir minibüs, içinde yedi yolcusuyla Dublin'den üç saat uzaktaki taşra kasabası Rathdoon'a doğru yola çıkar. Minibüsün hiç değişmeyen yedi yolcusundan her birinin diğerlerinin bilmediği gizli bir hikayesi, zorunlu bir yolculuk nedeni vardır.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    153,79 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: İslam
    Konusu:
    Dinin peygamberler aracılığıyla insanlığa yansıyan çerçevesini çizen İlâhî vahyin bütününe “kitap” denmektedir. Tarihsel bir gerçeklik olarak bilinmektedir ki kutsal kitaplar arasında orijinalitesi tartışılmayan ve tartışılamayacak olan tek kaynak Kur’ân’dır. Kur’ân, bu bozulma keyfiyeti üzerinde açıkça durur ve kendini, geçmiş vahiylerden bugüne kalanı doğrulayan ve yanlışları da düzelten bir kitap olarak tanımlar. Fakat insan ve Kur’ân zamanla, doğumlarından sonra ayrılan ve uzun yıllar birbirlerini görmeden ayrı büyütülen iki kardeş konumuna düşürülmüşlerdir. Hakk’ın ortaya çıkmasını çıkarlarına ters görenler, yeryüzünde bu iki kardeşin tekrar buluşup birbirlerini tanımalarına ve anlamalarına izin vermemişlerdir. İnsan, kardeşleri tarafından kıskançlık ve haset yüzünden kör kuyuya atılan Yûsuf gibi olmuş, Kur’ân ise onun hasretinden ağlayıp gözyaşı döken Yâkûb’a benzemiştir. İşte Kur’ân’la Konuşmak: İkizimle Sohbetler, uzun yıllar birbirinden ayrı düşen ikiz kardeşlerin özlemle kavuşmalarının ve yeniden birbirlerini tanımalarının hikâyesidir. Bu çalışma, aynı hakikatten doğan iki kardeşin, çölün suyla ve rahmetle kucaklaşması gibi buluşmalarının sohbetidir.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    176,78 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: İslam
    Konusu:
    Kur’ân, üstün yaratılışının bir karşılığı olarak insana verilen tüm organların, Allah’a inanma, O’na yönelme, O’nun irâdesine uygun bir hayat sürme ve âyetlerini tetkik etmeye aracı olmaları hâlinde bir değer taşıdığının altını çizmekte, hakîkati anlama/keşfetme noktasında bu fakültelerini kullanmayan/kullanamayan insanları çok ağır bir sıfatla diğer canlıların derecesine düşürmektedir: “Gerçek şu ki, Biz, cehennem için, kalpleri olup da gerçeği kavrayamayan, gözleri olup da göremeyen, kulakları olup da işitemeyen görünmez varlıklardan ve insanlardan çok canlar ayırmışızdır. Hayvan sürüsü gibidir bunlar; hayır hayır, doğru yolu kavramakta onlardan da aşağı: Körcesine dalıp gitmiş olanlar işte böyleleridir.” Yeni yüzyılda şehirler/ülkeler birer “Körler Çarşısı”na dönüşmüştür. Allah’ın zikrinden uzaklaşanların, kendilerini ihtiyaçsız görenlerin, mânevî zenginlik yerine dünyevî zenginlik peşinde koşanların, bakanların ama göremeyenlerin, duyanların ama işitemeyenlerin oluşturduğu bu çarşıda/dünyada hakîkati dile getirmek neredeyse anlamını yitirmiştir. Din insanların içlerinde/gönüllerinde yankı bulur ve sonra dışarıya yansır. Hiçbir toplumda din, tepeden tabana, yönetenlerden halka, zenginlerden yoksullara doğru yayılmamıştır. Çünkü dinin sahibi Allah’tır ve hakîkatin güçlülerin imkânlarına ihtiyacı yoktur. Hidâyet ancak, hidâyeti tercih edenler için tecellî eder. İşte bu noktada Abese Sûresi “göz açan” bir sûredir. Bu kitapta gözleri görmeyen bir sahâbî olan Abdullah b. Ümmü Mektûm üzerinden “Abese Sûresi”ni anlamaya çalışacağız ve O’nun Hz. Peygamber’in yanına gelip dinini öğrenmek ve arınmak amacıyla nasıl ısrarlı/coşkulu bir çaba gösterdiğinin izlerini takip edeceğiz. İnanıyoruz ki; Abdullah b. Ümmü Mektûm’un hayatı/aynası, her devrin/zamanın “Körler Çarşısı”nda yaşayan birçok insanın gönül gözünü açacak ve onların perdelenmiş/kararmış bakışlarına aydınlık/nûr/ışık getirecektir. Çünkü “anlamadan inanmak, inanmadan yaşamak, yaşamadan anlatmak, anlatmadan hayatta kalmak mümkün değildir.”
  • Kazım Gündoğan
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    6,28 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Araştırma/İnceleme
    Konusu:
    “Ermeniyseniz Hıristiyan(mı)sınız!” “Dört yön sekiz iklim”de de nefes alamamak nasıl bir şeydir, bilir misiniz? Her yönden kırılmış kanatlarla, Simurg’u bulmak için onlarca dipsiz uçurumun üstünden uçmaya kalkışmak ne demektir peki? “Her kuş kendi tayfasıyla gezer” diyenin, kendi tayfasına da alınmaması nasıl bir duygudur? “Biz konuşan dilsiz, gören körüz” cümlesi ne anlama gelir, bilir misiniz? Öznesi olduğun bir coğrafyada bu kadar tokat yemek neyin nesidir? Bir çocuğun, “Mama, mama atma beni suya! Atma beni suya!” diye çırpınışına hiç tanık oldunuz mu? Can havliyle evde beşiğinde bıraktığı çocuğu için, “şimdi gaz döküp yakarlar, yazıktır, günahtır. Al seninle ölsün” cümlesi hangi literatüre sığar? Kiminin “gâvur”, kiminin “dola Hermeni” (Ermeni dölü) dediği bu insanlar, Ermeni mezarlığında niçin Kuran okur, kilisede neden “ya Hızır, ya Düzgün Bava” diye dua eder? Yıllarca malı çalınan, tarlası tapanı yakılan, köyün çocukları tarafından bile sürekli dövülen bir babanın, ailesine kötülük gelmesin diye hep iyilik yapması, hep vermesi ve her defasında kan revan içinde büzüştüğü yerde sadece ağlaması nasıl bir şeydir? Demirci dükkânının yanındaki gülleri bile küstürenler kimdir?... Uzak diyarlarda, “Dersim’in ismini duyduğumda yüreğim yanar... Memleketim, vatanım orası” diyen kim?... “Biz İsa’ya tabiyiz, ama Ali’ye de mecburi” cümlesini kuran nasıl bir arka plandır? Dedim ya; “dört yön, sekiz iklim”de nefessiz bırakılmış öyle bir insan topluluğu düşünün ki, son noktayı, “o kadar ki, çilemiz bize kaldı” diye mütevekkil koyuyor. Uzun sözün kısası; devletin, yerel mütegallibenin, kilisenin ve diasporanın ayrı ayrı vurduğu bu “kuyruklu Ermeniler”in kuşaklar boyu acının imbiğinden geçirdiği kırılgan hikâyesinin üzerine cesaretle giden duyarlı ve açıkyürekli bir kitaptır elinizdeki... Hüseyin Irmak

Sayfalar