En Son Eklenenler

Toplam 58618 sonuçtan 3501 - 3510 arası görüntüleniyor.
  • Doğukan AYDIN
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    137,63 KB
    Eser Türü: Makale
    Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
    Konusu:
    Fransız film endüstrilerinin gelişimleri ile birlikte günümüze kadar uzanan sinema, Yeni Dalga Fransız sinemasının da doğmasına neden olmaktadır. Yeni Dalga Fransız sineması içinden bir teori olarak ortaya çıkan Auteur teori ile de sinema düşünmeye ve toplumdan bireye doğru uzandığı da görülmektedir. Başta Bazin olmak üzere Truffaut, Godard ve Resnais gibi sinemacılar toplum karşısında öteki kalan bireye değinirlerken düşündüren, sorgulatan bir sinema dilini oluşturmaktalardır. Dolayasıyla Auteur teori ile Fransa da yeniden doğan sinema, bu yenilikçi anlayış ile de Auteur sinema ve yönetmenlerini ortaya çıkarmaktadır. Dünya da gelişimine devam eden Auteur sinema Türkiye de Yeni Dönem Türkiye sinemasının oluşturmaktadır. Reha Erdem, Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Yeşim Ustaoğlu, Semih Kaplanoğlu ve Derviş Zaim, Yeni Dönem Türkiye sinemasının Auteur yönetmenlerinden bazılarıdır. Yönetmenlerin filmlerine bakıldığında Reha Erdem’in ilk uzun metrajlı filmi olan A Ay, zaman ve mekan kavramlarının film hikayesinin bütününü temsil ettiğini görürüz. Kaç Para Kaç filminde yönetmen bu kez imge üzerinden filmin hikayesini oluşturur. Korkuyorum Anne filminde ana hikaye kısmını kimlik kavramı üzerinde oluşur. Beş Vakit filmde ise hikaye zaman ve mekan kavramları ile yol alır. Yönetmenin Hayat Var filminde de ana hikaye kısmını aidiyet kavramının oluşturduğu görülmektedir. Yönetmenin Kosmos filminde ise hikaye zaman ve mekan kavramları sağlanmaktadır. Jin filminde de ana hikaye aidiyet kavramı ile sağlanır. Koca Dünya filminin ana hikayesi ise zaman ve mekan kavramları oluşturmaktadır. Yönetmenin son uzun metrajlı yapımı olan Seni Buldum Ya filminde ise ana kavramı kimlik oluşturmaktadır. Öte yandan Nuri Bilge Ceylan’ın taşra üçlemesi, Zeki Demirkubuz’un karanlık üzerine öyküler üçlemesi, Semih Kaplanoğlu’un Yusuf üçlemesi, Derviş Zaim’in geleneksel Türk el sanatları üçlemesi ve Yeşim Ustaoğlu’nun filmleri ile yönetmenlerin sinema dillerini, daha çok bireysel konular ve zaman, mekan, kimlik, imge, aidiyet unsurları oluşturur. Buradan yola çıkarak çalışmada yapısal çözümleme yöntemi ile Reha Erdem’in yönetmenliğini yaptığı filmlerde ki zaman, mekan, kimlik, imge ve aidiyet unsurları incelenecektir.
  • Yağmur AKSOY
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    140,20 KB
    Eser Türü: Makale
    Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
    Konusu:
    Çocukluk çağında deneyimlenen ihmal ve istismar, nesilden nesle aktarılabilir ve ilerleyen dönemlerde farklı psikolojik problemlerin gelişimine zemin hazırlayabilir. Ancak literatür incelendiğinde, istismar ve ihmalin özellikle duygusal türünün incelendiği araştırmaların yetersiz olduğu gözlenmiştir. Araştırmanın amacı, çocukluk çağındaki duygusal ihmal yaşantısı ve çekingen kişilik inançları arasındaki ilişkide, yetişkin kaygılı ve kaçıngan bağlanma türlerinin aracı rolünü incelemektedir. Yaşları 18-65 yaş arasında değişen 393 katılımcı (O = 33.24, SS = 11.72) araştırmaya katılım sağlamıştır. Veriler, Kişilik İnançları Ölçeği (KİÖ), Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (CTQ-33) ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II) aracılığı ile çevrimiçi olarak toplanmıştır. Analiz sonuçları, duygusal ihmal ve istismar, fiziksel ihmal ve aşırı koruma-kontrol ile çekingen kişilik inançları ve yetişkin güvensiz bağlanma stilleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü korelasyon bulunduğunu göstermektedir. Fiziksel ve cinsel istismar ile negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamsız ilişkiler saptanmıştır. Çoklu regresyon sonuçları, çocukluk çağı olumsuz yaşantılarından duygusal istismar ve ebeveynin aşırı koruma-kontrol davranışının çekingen kişilik inançları üzerinde pozitif yönde yordayıcı etkisi bulunduğunu göstermektedir. Benzer şekilde, güvensiz bağlanma stillerinin her ikisinin de çekingen kişilik inançları üzerinde yordayıcılık etkisine sahip olduğu bulgulamıştır. Diğer alt boyutlarla karşılaştırıldığında, özellikle duygusal istismarın ve kaygılı bağlanma stilinin etkilerinin ön planda olduğu belirlenmiştir. Kaygılı bağlanma ve duygusal istismar arasında stepwise metodu kullanılarak yapılan regresyon analizi, romantik ilişkilerdeki kaygılı bağlanmanın çekingen kişilik inançları üzerinde çocukluk çağında duygusal olarak ihmal edilmeye kıyasla, daha etkili olduğunu göstermektedir. Paralel aracılık modeli sonuçları, erken dönemde maruz kalınan duygusal ihmalin, çekingen kişilik inançları üzerindeki yordayıcılık etkisinin erişkinlik dönemi kaygılı bağlanma stili üzerinden sağlandığını göstermektedir. Çoklu regresyon analizi sonucunda, duygusal ihmalin çekingen kişilik inançlarını üzerinde yordayıcılık etkisinin olmadığı saptanmıştır. Bu nedenle çocukluk çağı ruhsal yaşantıları ile alternatif bir model kurulmuştur. Alternatif model de özellikle kaygılı bağlanma üzerinden giden ilişkilerin anlamlı olduğunu saptamıştır. Araştırmanın bulguları, mevcut literatür ışığında tartışılmış ve gelecek araştırmalara, klinisyenlere ve ailelere önerilerde bulunulmuştur.
  • Damla AKPINAR
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,49 MB
    Eser Türü: Makale
    Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
    Konusu:
    Bu araştırmada, beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerin kendini nesneleştirme düzeyleri üzerinde algılanan ebeveynlik biçimleri, narsisizm ve sosyal medya kullanım özelliklerinin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 18-25 yaş aralığındaki 442 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında veriler Nesneleştirilmiş Beden Bilinci Ölçeği, Young Ebeveynlik Ölçeği, Aşırı Duyarlı Narsisizm Ölçeği ve Narsistik Kişilik Envanteri (NKE-16) aracılığıyla çevrimiçi ve yüz yüze olarak toplanmıştır. Araştırma kapsamında değişkenler arasındaki ilişkinin doğası çoklu doğrusal hiyerarşik regresyon analizi ve tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Algılanan ebeveynlik biçimleri, büyüklenmeci ve kırılgan narsisizmin çoklu hiyerarşik doğrusal regresyon analizleri ile kendini nesneleştirmenin beden gözetimi, beden utancı ve kontrol inancı alt boyutları üzerindeki etkisi ayrı ayrı incelenmiş olup analiz sonuçları kendini nesneleştirme için en güçlü yordayıcının kırılgan narsisizm olduğuna işaret etmektedir (p<.001). Büyüklenmeci narsisizmin beden utancı (p=.951) ile kontrol inancı (p=.179) alt boyutlarını anlamlı düzeyde yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ek olarak algılanan ebeveynlik biçimleri beden utancı (p<.001) ve kontrol inancı (p<.05) için anlamlı bir yordayıcıyken, beden gözetimi alt boyutunu anlamlı düzeyde yordamadığı görülmüştür (p=.526). Tek yönlü varyans analizi ile sosyal medya kullanım özelliklerine göre kendini nesneleştirmenin alt boyutları incelendiğinde ise üç alt boyutun da sosyal medya üzerinden fiziksel özellikleri arkadaşlar ve ünlüler ile kıyaslama düzeyine göre anlamlı şekilde farklılaştığı bulunmuştur. Bununla birlikte sosyal medyada gün içerisinde geçirilen süre, kullanılan sosyal medya sayısı ve sosyal medyada paylaşımda bulunma sıklığının alt boyutlara göre farklılaştığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçları genel olarak algılanan ebeveynlik biçimleri, narsisizmin büyüklenmeci ve kırılgan boyutları ile sosyal medya kullanım özelliklerinin kendini nesneleştirme üzerinde etkili değişkenler olduğuna işaret etmektedir. Bununla birlikte değişkenlerin alt boyutlarına göre sonuçların farklılaştığı gözlemlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular; kültürel temeli ve çeşitli psikopatolojiler üzerindeki etkisi de göz önünde bulundurulduğunda kendini nesneleştirmenin farklı çalışmalarla da incelenmesi gereken bir konu olduğuna işaret etmektedir. Kendini nesneleştirme üzerinde etkili mekanizmaların belirlenmesi ilişkili ruh sağlığı sorunları açısından koruyucu ve önleyici çalışmalara katkı sağlayacaktır.
  • Özlem ERGENE
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    261,81 KB
    Eser Türü: Makale
    Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
    Konusu:
    Büyülü Gerçekçilik, edebi bir akım olarak Latin Amerika kökenlidir ve resim sanatında da bir terim olarak da sıklıkla kullanılmaktadır. Resim alanında Büyülü Gerçekçilik ilk olarak Almanya’da 1919-1933 yılları arasında Weimar döneminde kendini göstermiştir. Weimar dönemi resim sanatı, sanatçıların toplumsal, politik ve kültürel değişimlere yanıt olarak çeşitli tarzlar ve estetik arayışlarla geliştirdikleri bir dönemdir. Bu dönemde Yeni Nesnelcilik (Neue Sachlichkeit) hareketi içinde ele alınan bu kavram, sanat tarihinde net bir tanımlama kazanamamıştır. Bu tez içerisinde, Büyülü Gerçekçi teriminin ortaya çıkışını sağlayan Alman sanat eleştirmeni Franz Roh'un kuramı detaylı bir şekilde ele alınmış, Büyülü Gerçekçi olarak adlandırılan sanatçıların eserlerine yer verilmiştir. Büyülü Gerçekçilik'in edebi alandaki uygulamaları da incelenerek, resim bağlamındaki ortak özellikler ve farklılıklar irdelenmiştir. İtalya’da Metafizik hareketi ile ilişkilendirilen bu eğilim, Nazi dönemi sonrası sanatçıların Amerika kıtasına göç etmesi ile farklı coğrafyalarda gelişimini sürdürmüştür. Latin Amerika'nın zengin kültürel dokusu ve siyasi etkileri, Büyülü Gerçekçilik akımının hem edebiyat hem de resim sanatında gelişimi için uygun bir zemin oluşturmuştur. Büyülü Gerçekçilik, Amerikan sanatının eyleme ve formalizme dayalı yapısı içinde figüratif bir tarzı benimsemesi nedeniyle kendini konumlandırma sürecinde zorluklarla karşılaşmıştır. Kültürlerarası etkileşim ile, Büyülü Gerçekçi yaklaşımlar farklı isimler altında adlandırılmış ve anlamlar kazanmıştır. Büyülü Gerçekçilik kavramı bağlamında değerlendirilebilecek öğelerin belirlenmesi konusunda bir epistemolojik belirsizlik mevcuttur. Geçmişte ve günümüzde, Büyülü Gerçekçilik başlığı altında önemli sanat kurumları sergiler düzenlemiştir. Ancak, burada yer alan sanatçıların sınıflandırılmasında belirleyici bir faktör bulunmamaktadır; zira her biri kendi içerisinde farklı yaklaşımları sergilemektedir. Tezde, Büyülü Gerçekçilik yöneliminin resim sanatındaki belirsiz durumuna sebep olan değişimler ve terminolojik karmaşa ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, tüm bu kavramsal sorunların cevaplarını bulmak ve Büyülü Gerçekçilik'in sanat tarihi içindeki yerini belirleyebilmektir.
  • Canan SÖZBİR
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    131,13 KB
    Eser Türü: Makale
    Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
    Konusu:
    Hileler planlanarak ve organize edilerek bilinçli bir şekilde gerçekleştirildiğinden dolayı tespit edilme olasılığı zordur. Hile genellikle, faillerin kendileri veya bir grup için menfaat elde etmeyi amaçladıkları için, kasıtlı olarak aldatma ile karakterize edilen düzensiz ve hukuka aykırı eylemler bütündür. Hilelerin ve çalışan hilelerinin ortaya çıkartılması, hile riskine karşı kurum etik kültürünün oluşturulması ve çalışanlarda hile bilinci yaratılması için kurum içi ve kurum dışı ihbarlar önem taşımaktadır. İhbar, etik değerlere uygun olmayan ve yasadışı olan davranış ve eylemlerin bu işi çözebilecek yetkisi bulunan mekanlara veya kişilere iletilmesidir. Kurumlarda ihbar, bir kişi bir kuruluşta mali suistimal veya ayrımcılık gibi bir suistimali bildirdiğinde ortaya çıkmaktadır. İhbar etme etik tartışmaları açısından zor bir konu olarak görülebilmektedir. Genellikle iki ahlaki değeri, adalet ve sadakati çatışmaya sokmaktadır. Bir yandan adil ve doğru olanı yapmak (yani hile hakkında konuşmak) bazen sadakatle (yani bir kuruluşta uzun yıllar çalışıyor olmak) çatışabilmektedir. İhbar etmek aynı zamanda çalışanlar arasında bir güven ihlali olarak da görülmektedir. İhbar sistemi, hile olaylarının erken tespiti ve ele alınması için çalışanlardan gelen bilgi uçurma bilgilerinin sorumlu ve şeffaf bir şekilde işlenebilmesi için kuruluş tarafından sağlanan ve organize edilen bir dizi politika, düzenleme, prosedür, uygulama, tesis ve altyapıdır. İhbar sistemi, iç kontrolün bir parçasıdır. İç kontrolün optimum şekilde uygulanması, hileli uygulamalara ilişkin belirtileri erkenden tespit edebilmektedir. Kuruluşlar, kurum içi eğitime değer vermeli ve kurum içi iletişimi güçlendirip kurum çalışanlarını veya üyelerini ihbar etmeye teşvik etmelidir. Kuruluşların, muhbirlerin kimliğini koruyan, misillemeyi ve sindirmeyi önleyen ve gelecekteki kariyer gelişimine zarar vermeyen raporlama prosedürleri açısından gerçek koruma sağlayan prosedürlere sahip olmadır. Kurum ihbarcının zarara uğramayacağı hile yaptırımlarının uygulanacağına dair güven oluşturması gerekmektedir. Bu çalışmada çalışan hilelerinin önlenmesi ve ortaya çıkartılmasında kurum etik kültürü içerisinde kişilerin kuruma aidiyetinin güçlendirilmesi ve ihbarın mekanizmasının etkisi ve öneminin belirlenmesi ile etkili bir hile karşıtı politikalar, programlar ve kontroller oluşturarak bu algının güçlendirilmesi konusu ele alınarak kurum etik kültürünü güçlendirmek, hile ile alakalı ihbar süreçlerini güvenli kılınması ve bu sebeple ihbar mekanizmasının etki alanını genişletilmesinin yol ve yöntemleri ortaya konulmuştur.
  • Tayfun Sökmen
    insan sesi mp3 - Türkçe
    23 Ayrım
    220,54 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Seslendiren : Sengül Budanur
    Konusu:
    Not: Bu kitap, Nurer Uğurlu başkanlığında bir komisyon tarafından hazırlanmıştır. Bu kitap, hürriyet gazetesinin okurlarına armağanı olarak, bir ek olarak basıldığından, ISBN numarası bulunamamıştır.
  • Aylin BARUT
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    148,15 KB
    Eser Türü: Makale
    Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
    Konusu:
    Amaç: Bu araştırmada yetişkin bireylerin bağlanma stilleri ile somatizasyon belirtileri arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü incelenmiştir. Aynı zamanda katılımcıların bağlanma stilleri, somatizasyon belirtileri, uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerin sosyodemografik (cinsiyet, eğitim seviyesi, gelir düzeyi, medeni durum, yaşanılan yer ve çocuk sahibi olma durumu) değişkenlere göre farklılık gösterip gösterilmediği de incelenmiştir. Yöntem: Araştırmanın örneklemi 18-59 yaş aralığında değişen (M = 27.80, SS = 6.47) 366 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verileri Demografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II (YİYE – II), Belirti Tarama Testi (SCL-90-R) ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ile toplanmıştır. Bulgular: Yapılan analizler sonucunda somatizasyon ile kaygılı bağlanma, kaçınmacı bağlanma, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında pozitif yönde ilişki bulunurken, somatizasyon ile uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında negatif yönde ilişki bulunmuştur. Ek olarak bağlanma stilleri, somatizasyon belirtileri, uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri bazı sosyodemografik (cinsiyet, eğitim seviyesi, gelir düzeyi, medeni durum, yaşanılan yer ve çocuk sahibi olma durumu) değişkenlere göre farklılaştığı görülmüştür. Ayrıca Process ile yapılan aracı etki analizi sonucunda kaygılı bağlanma ve kaçınmacı bağlanma ile somatizasyon arasında uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracılık rolü olduğu tespit edilirken, kaygılı bağlanma ve kaçınmacı bağlanma ile somatizasyon arasında uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracılık rolü olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda somatizasyon belirtileri, bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri incelenerek literatüre katkı sağladığı düşünülmektedir. Araştırma sonuçları ilgili literatür kapsamında tartışılmış ve değerlendirilmiştir.
  • Hülya FİDANTEK
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    167,55 KB
    Eser Türü: Makale
    Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
    Konusu:
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, astım tanılı hastaların ve astım tanısı olmayan kontrol grubu katılımcılarının çocukluk çağı travmaları, zihinselleştirme ve somatizasyon düzeyleri açısından karşılaştırılması ve astım tanılı hastalarda çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasındaki ilişkide zihinselleştirmenin olası aracı rolünün incelenmesidir. Yöntem: Çalışma örneklemi, astım grubunda yaşları 18-76 arasında değişen (41.94±14.19) 149 hasta ve kontrol grubunda yaşları 18-72 arasında değişen (41.67±13.95) 167 katılımcıdan oluşmaktadır. Astım grubunun çoğunluğunu kadın (%74.5), evli (%61.1), lise/üniversite mezunu (%51.7), çalışmayan (%61.7), orta gelir düzeyinde (%52.3) katılımcılar oluştururken kontrol grubunun çoğunluğunu kadın (%73.1), evli olan (%65.3), lise/üniversite mezunu (%58.7), çalışmayan (%50.9), orta gelir düzeyinde (%56.9) katılımcılar oluşturmaktadır. Çalışmada tüm katılımcılara Sosyodemografik Özellikler ve Diğer Bilgiler Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Zihinselleştirme Ölçeği (ZÖ) ve Somatizasyon Ölçeği (SÖ) uygulanmıştır. Çalışma verileri ki-kare analizi, bağımsız örneklemler t-testi, Mann Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi ve PROCESS aracı etki analizi ile test edilmiştir. Bulgular: Araştırma bulguları, astım grubunun ÇÇTÖ ve SÖ toplam puanlarının kontrol grubuna oranla anlamlı düzeyde daha yüksek; ZÖ puanlarının ise anlamlı düzeyde daha düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Astım tanılı hastalarda somatizasyonu, çocukluk çağı travmalarının pozitif ve zihinselleştirmenin negatif yönde anlamlı düzeyde yordadığı saptanmıştır. Ek olarak, astım tanılı hastalarda çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasındaki ilişkide zihinselleştirmenin kısmı aracı rolü olduğu gözlenmiştir. Sonuç: Astım tanılı hastalarda çocukluk çağı travmaları ve somatizasyon düzeylerinin daha yüksek, zihinselleştirme düzeylerinin ise daha düşük olduğu gözlenmektedir. Bunu yanı sıra, çocukluk çağı travmaları ve zihinselleştirmenin somatizasyon belirtileri üzerinde yordayıcı etkisi olduğu belirlenmiştir. Aracı etki analizine göre astım tanılı hastalarda, çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasında zihinselleştirmenin kısmı aracı rolü olup çocukluk çağı travmalarındaki artış, zihinselleştirme becerilerindeki düşüş ile ve bu düşüş de somatizasyon belirtilerindeki artış ile ilişkilidir.
  • Deng Ming-Dao
    insan sesi mp3 - Türkçe
    19 Ayrım
    603,41 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Budizm, Doğu Felsefesi
    Seslendiren : Mehtap Tolu
    Konusu:
    Taocu usta Kwan Saihung'un eğitimini ve yaşamını anlatan sıradışı bir ruhsal serüvenin öyküsü. Soylu bir ailenin oğlu olarak doğan ve ailesinin isteği ile Çin'in beş kutsal dağındaki en ünlü Taocu Tapınağa kabul edilen Saihung, burada zorlu ve gizemli Taoculuk eğitimine başlar. Taocu ustaları tarafından, "Küçük Kelebek" olarak yeniden adlandırılan bu Taocu usta, bir yandan kaynayan bir kazan gibi politik değişimler yaşayan Çin'de hayatta kalmayı başarırken bir yandan da ruhunun derinliklerini, doğanın ve yaşamın gizemlerini anlamak için içsel yolculuklarına devam eder. Bu yolculuklarındaki en büyük rehberi, günümüzde halen Çin'in bilinmeyen bir bölgesinde yaşayan 150 yaşındaki Taocu Ustasıdır. Bestseller yazarı Deng Ming-Dao'nun kendi Taocu ustasının yaşam öyküsünü anlattığı bu üçleme, derin Taocu felsefenin ve gizemli uygulamalarının gerçek bir sentezini sunmaktadır. Yedi Bambu Tablet, bu üçlemenin ikinci eseridir.
  • Merve ÇETİN
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    175,72 KB
    Eser Türü: Makale
    Eser Alt Türü: Arastirma- İnceleme
    Konusu:
    Çağdaş sanatta değerin belirlenmesi, sanat piyasası ekosistemine katkıda bulunan çeşitli varlıklardan etkilenir. Galeriler, müzayede evleri ve sanat simsarları gibi aracı kurumlar, sanat eserinin sergilenmesi ve tanıtılması için platformlar sağlayarak, sergiler düzenleyerek, satış ve satın almaları kolaylaştırarak, pazar araştırması yaparak, çağdaş bir sanat eserinin değerinin belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu tez çalışmasına başlarken öncelikle, çağdaş sanatın tanımı yapılarak, sanat tarihinde çağdaşlaşmaya giden süreç kronolojik olarak incelenmiştir. Yapılan bu inceleme neticesinde tarih boyunca sanat piyasasına dahil olan çeşitli varlıkların, çağdaş sanatın değerini etkileyen çeşitli dinamiklere ışık tuttuğu anlaşılmıştır. Galeriler, müzeler, müzayede evleri, bankalar, koleksiyonerler ve eleştirmenler sanat eserleri etrafında sansasyon yaratmada, sanat yatırımında spekülasyonu körüklemede ve sanatçı eserleri ile ilgili marka etkilerini şekillendirmede önemli roller oynamaktadırlar. Bununla beraber çağdaş sanatta bazı sanatçılar, yoğun duyguları harekete geçirmek, toplumsal normlara meydan okumak veya kamusal söylem oluşturmak için sansasyonel etkiden yararlanarak, izleyicileri cezbetmek ve sanatsal ifadenin sınırlarını zorlayarak kalıcı bir etki bırakmak için alışılmadık, kışkırtıcı teknikler kullanmaktadırlar. Sanat dünyasındaki çeşitli paydaşlar arasındaki etkileşim, çağdaş sanatçılar tarafından kullanılan yenilikçi stratejilerle birleştiğinde, sanat eserleri etrafında sansasyonel deneyimlerin yaratılmasıyla sonuçlanmaktadır. Bu tez çalışması, eser değerini etkileyen sansasyon ve spekülasyon etkileri merceğinden, galerilerin, müzelerin, müzayede evlerinin, koleksiyonerlerin, eleştirmenlerin ve bankaların ve NFT’lerin çağdaş sanatın değerini şekillendirmede oynadıkları roller üzerinde durarak, günümüzün dinamik sanat piyasasında nihai olarak çağdaş sanatın değerini belirleyen güçlerin karmaşık etkileşimine ilişkin yapıyı kuramsal çerçevede incelemeyi amaçlamaktadır. Sanat, duyum ve toplumsal katılımın birleşimi, değişen sanatsal uygulamalara, teknolojik gelişmelere ve kültürel değişimlere yanıt olarak gelişmeye devam eden dinamik bir güçtür.

Sayfalar