En Son Eklenenler

Toplam 58618 sonuçtan 3651 - 3660 arası görüntüleniyor.
  • Osman Pamukoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    470,68 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman
    Konusu:
    Waterloo Savaşı, İngiltere, Avusturya, Rusya, Prusya, Hollanda ve İspanya’nın askeri ittifak kurarak Fransa’ya, daha doğrusu Napolyon’a, savaş ilan etmelerinden bir ay sonra, 18 Haziran 1815’te yapıldı... Tarihçilerin, Waterloo Savaşı hakkındaki ortak görüşleri: “Dünyanın kaderini belirleyen, tarihe yön veren bir savaştır.” “I. Dünya Savaşı öncesinde yaşanmış son kesin sonuçlu ve en büyük savaştır.” “Her şeyin kıl payı olduğu, kader savaşı.” “Waterloo, en uzun öğleden sonra!” “Waterloo, dünyanın yapısını belirleyen an!” Ve Victor Hugo: “Waterloo bir savaş değildir, dünyanın yüzünün değişmesidir.” Napolyon sık sık şunu söylerdi: “Bir general yalnız yetenekli değil, talihli de olmalıdır.” Napolyon, Waterloo’da talihli değildi! Avrupa tarihinin tam anlamıyla mihenk taşı olan, bu 8 saatlik savaşta neler oldu? Osman Pamukoğlu, bugün de Belçika’nın toprakları içinde olan Waterloo savaş meydanını, yerleşimleri ve arazi arızalarını bizzat yerinde incelemiştir...
  • Katherine Arden
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    47,95 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Vasya ve kardeşleri, Rus ormanlarında yılın çoğuna hâkim olan çetin kış mevsimini ateşin etrafında toplanıp, bakıcılarının anlattığı masalları dinleyerek geçirir. Bu masalların içinde Vasilisa en çok mavi gözlü Buz İblisi’nin hikâyesini dinlemeyi sever. Yaşlı köylüler ise Buz Kralı’ndan korkmakta ve evlerini ondan koruyan ruhları ödüllendirmektedir. Yıllar sonra Vasya’nın üvey annesinin gelişiyle tüm hayatları değişir. Kadın, ev perilerinin uzaklaştırılmasını emreder ve onları ödüllendirmeyi yasaklar. Vasya bunun kötü talihe işaret olduğunun farkındadır ve çok geçmeden peş peşe gelen felaketler köyün yakasını bırakmaz. Tehlike yaklaştıkça Vasya, ailesini bekleyen tehditten onları korumaya çalışır. Ancak bu mücadelesi onu hiç tahmin edemeyeceği bir maceraya sürükleyecek, bakıcısının anlattığı masalların gerçeğe dönüştüğü yepyeni dünyalar keşfetmesini sağlayacaktır. “İçinde sihir, canavarlar ve büyümeye çalışan küçük bir kızın mücadelesi olan eşsiz bir kış masalı…”
  • Osman Pamukoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    464,35 KB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Mussolini, 1939’da tüm faşist yetkilileri Roma’da toplayarak, şu konuşmayı yaptı: “Bir araya geldiğimiz şu saatlerde, bir fırtına sadece Avrupa haritasını karıştırmakla kalmıyor, aynı zamanda kıtaları da birbirine katıyor. Bu olaylardan etkilenmememiz mümkün değil, İtalyan halkı fırtınada dümeni tutan kişiye soru sorulmaması gerektiğini iyi bilir. Balkona çıkmamı bekleyin. Balkona çıktığımda ve beni dinlemesi için İtalyan halkını topladığımda bilin ki durum değerlendirmesinde bulunmayacağım, aksine herkese tarihi kararlarımı açıklayacağım.” Halk, Benito Mussolini’yi Shakespeare’in Romeo ve Jülyet oyunundaki Jülyet’e benzetti ve fısıltılar başladı: “Kaderimiz Jülyet’e bağlı.” “Jülyet kim?” “Hani Romeo’nun balkona çıkmasını beklediği Jülyet var ya!” Savaşın üç ila dört ay süreceğini hesaplayan Mussolini, balkona çıktı ve savaş ilanı konuşması, sadece on dakika sürdü… Savaş dört yıl devam etti ve Mussolini’nin trajik bir şekilde öldürülmesine sebep oldu…
  • Osman Pamukoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    445,61 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman
    Konusu:
    Napolyon; İskender, Hannibal, Sezar’ın toplamından daha fazla savaş yönetmiştir ve Avrupa’nın (Batı’nın) gelmiş geçmiş en büyük generalidir. Napolyon’la aynı dönemde yaşayan ünlü Alman şair ve filozofu Goethe’nin Bourrienne’in Hatıraları eserinden: *Gazetecilerin, tarihçilerin ve şairlerin Napolyon’un etrafında oluşturdukları tüm bu şöhret bulutu, tüm bu hayal âlemi, bu kitabın korkutucu gerçekliği karşısında yok oluyor; fakat kahraman burada hiçbir şekilde küçülmüş olmaz; tam tersine büyür. Bundan öğrendiğimiz şey, herhangi bir kişi bunu söylemeye cesaret ettiği zaman, gerçeğin ne kadar muhteşem bir şey olduğudur. Napolyon’un hayatı kaderin eliyle yazılmış büyük bir destandır; bunun tüm anlamı kendisini, hayal gücünü başıboş bırakan kişiye değil, fakat kadere inanan kişiye açıklanabilir. Böylece, aynı şekilde, ölümlü bir insanın bin yılda sadece bir kez gerçekleştirdiği trajedi, bu sayfaların okuru için yeniden oluşturulmalıdır. O, bir insanın özgüven ve cesaret, tutku ve hayal gücü, çalışkanlık ve iradeyle elde edebileceği her şeyi elde etti. Bugün en yetenekli insanlara mümkün olan her yolu açmakta olan devrimler çağında, Avrupa’nın ateşli gençleri önlerinde hem örnek hem de uyarıcı olarak, Batı’daki tüm insanlar arasında en şiddetli olayları yaratan ve bunların ıstırabını çeken bu kişiden daha büyük bir adam bulamaz.*
  • Osman Pamukoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    860,12 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Konusu:
    Türkiye’nin 1941’den 1980’e… Askeri Müdahaleler Tarihi: 1941-1960: Ordudaki Gizli Örgütlenmeler ve Cuntalar 1957: 9 Subay Olayı 1960: 27 Mayıs Askeri Müdahalesi 1961: SKB Cuntası ve İstanbul Protokolü 1962: 22 Şubat Darbe Kalkışması 1962: 11 Havacı Subay Cuntası 1963: 21 Mayıs Darbe Kalkışması 1971: 12 Mart Muhtırası 1980: 12 Eylül Askeri Müdahalesi “ihtilal, darbe ve devrim yapılmaz; gelir…” Voltaıre (1694-1778) Bu kitap “GELİR”leri anlatıyor…
  • Doç. Dr. Mehmet Sait TÜRKHAN
    metin - Türkçe
    20 Ayrım
    356,88 KB
    Eser Türü: Dersler
    Eser Alt Türü: Ders/Açıköğretim Fakültesi
    Seslendiren : Microsoft Azure Emel
    Konusu:
    İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi (AUZEF) Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Safeviler Tarihi Dersidir.
  • Osman Pamukoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    375,92 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Siyaset
    Konusu:
    Yöneticilerin dünyası, pusuya yatmış avcılarla doludur… Geleceğin parolası: “Tetikte olunmayan gün yoktur.” Başarı kazanamayanların yüzde doksanı yenilgiye uğramamışlardır… Sadece pes etmişlerdir… Korku felakettir! Zaman kimseyi beklemez! Imkânsız olanı istemek! Demir dövmeden demirci olunmaz! Hiçbir şeye cesaret edemeyenin hiçbir şeyi olmaz. Eylem için özgürlükten başka bir şey gerekmez. İrade olmadan ne hayal ne dünya olur. Hayal yoksa insanlar mahvolur. Nereye gittiğini bilmeyen uzağa gidemez. Dünyayı gördüğünüz pencere, sizsiniz. Heyecan uyandırmayan yönetemez. Devrimlerde, “Bizi kaç kişi destekler?” diye sorulmaz. Bütün doğa savaş halindedir. İzleyin, canlıların hayatını görürsünüz, insandan böceklere kadar…
  • Öztürk Serengil
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    944,69 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Anı/Mektup
  • Hasan İzzettin Dinamo
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    611,03 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman
    Konusu:
    Bu haber evliyaları bile gavur eder, diye düşündüm. Sayın gözlüklü Ağır Ceza Reisi, vicdanının sızlamış olması bile bir ilerleme sayılabilir. Hep birkaç kuruş ekmek parası yüzünden değil midir ki vicdanının sesine kulaklarını tıkamak zorunda kaldın. Matbaacı Tatar Kadri'den bu haberi aldıktan sonra bütün namuslu duygularım tedirgin oldu. Bir adalet sıtmasına tutuldum ki sormayın gitsin. İçimin binlerce yakınışını dinledim. Bence adaletsiz ne Tanrı olur, ne de evren. Adalet sıtması, deprem gibi sarsar insanı. Adalet sıtması, kanı ateş gibi yakar. Aşk ateşi bile bence böyle zorlu olmaz. İnsan, kavrulur, kül olur adalet sıtmasıyla.Yukarıdan gelen emir, benim “Tren” şiiri için küplere binen İsmet Paşa'yla Şükrü Kaya'dan gelebilir. Sen de işinden olmamak uğruna adaletin kıçına bir şaplak indirip onu kapıdan kovdun. Dört yılın cehennem gibi fırınında dört genci kebap etmeyi göze alabildin. Peki, peki, yargıçlık bunun neresinde? Bunu doğrudan doğruya onlar da yapabilirdi, neden seni bir zavallı maşa gibi kullanarak adaleti böyle kötü bir biçimde kirlettiler? Matbaacı Tatar Kadri'den bu haberi aldıktan sonra bütün namuslu duygularım tedirgin oldu. Bir adalet sıtmasına tutuldum ki sormayın gitsin. İçimin binlerce yakınışını dinledim. Bence adaletsiz ne Tanrı olur, ne de evren. Adalet sıtması, deprem gibi sarsar insanı. Adalet sıtması, kanı ateş gibi yakar. Aşk ateşi bile bence böyle zorlu olmaz. İnsan, kavrulur, kül olur adalet sıtmasıyla. Altın adalet terazisi, evrenin bir ucundan bir ucuna kurulur. Bir an düşlerimin gözleri kamaşır. Evrenin altın adalet terazisi, altın ölçü ağırlıkları yerine insan zekası, insan yüreği, insan vicdanı, en sonra insan düşüncesi taşır. Bu gece, kendimi yuvasından atılmış bir leylek yavrusuna benzettim. Çarpınıp çırpındım düşüncelerimle dövüşerek delice. Bir kez daha anladım ki adaletsiz bir Tanrı da, adaletsiz bir insan da evrende uzun boylu dikiş tutturamaz. Sabahattin Ali, Hamdi eliyle bana anti-faşist Alman şairlerinden derlenmiş acı, acıklı şiirlerle dolu Almanca bir şiir kitabı gönderdi. En baştaki şiirin adı şu: “Kaçarken Vurulmuştur.” Anladım, Nazi Almanya'sında aydınları, yazarları, şairleri öldürmenin bahanesi bu! Kaçarken vurulmuştur. Kaçarken vurulmakta hepsi sınır taşında Sınırtaşları, mezartaşı hepsinin başında. Bu buz gibi gecede okuduğum kitabın verdiği güzel imgeler bile çaya karşı duyduğum özlemi gideremedi. Yaşamım boyunca ne kadın çekti içim, ne ekmek bu kerte! Çay kaşıklarının bardaklarda çıkardığı şıkırtılar, senfonileşerek kulaklarıma çarparken Ali Saip'in yüksek sesle konuşmaları da bu senfoninin biricik soloları gibi iştiliyor: Doğa, ilkyazın en güzel günlerini yaşarken, bizim de başımızın üstünde düşüncelerimizin gençlik türküleri esiyordu. Vakitsiz gençlik türküleri söyledik diye mayısın bu çimen, müzik, çiçek desenli halısı üzerinden kaldırılıp dört arkadaş, dört yıl içeri atıldık. Mahpushane, bize seki seki derinlere doğru inen karanlık cehennem bahçeleri hazırlamış. Can, kapkara, ağılı çiçekler açan bu bahçelerde her an çelik uçlu çakırdikenleriyle dalanır durur. Burada insan, bir zavallı buğday tanesi gibidir. Her gün kaygı değirmeninin taşları arasında yeniden ufalanır durur. İyi ki biz, yüreğimizi düşüncemizin buyruğuna vermişiz. Belki bu yüzden sarsıntımız daha az olacak. Yaşamak sevincimiz daha az ağlayıp saçlarını daha az yolacak.
  • Hasan İzzettin Dinamo
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    223,58 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman
    Konusu:
    “Musa, açlığın, karnında yarattığı fırtına yüzünden hiç uyuya­mıyor, uyuyakalıp da yemeği kaçırır korkusuyla kendine işkence ederek uyanık kalmaya çalışıyordu. Eski Ermeni mahallesinin derin sessizliği, gecenin bir vaktinde, bir zafer çığlığıyla parçala­nıyor, bu top gibi patlayan gürültü, dakikalarca sürüyordu. “Ek­mek geldi, ekmek” sözleri bu kulakları sağır eden uğultu içinde sık sık bir ateşleyici öğe olarak işitiliyordu. Ermeni mahallesinin üzerinden bayağı ürkütücü bir kasırga gibi geçen bu sevinçli hay­kırışlara belki uykularından sıçrayan birçok kişi anlam veremi­yordu. Bunlar, birkaç ay daha sürecek, sonra, sonrasız susacaktı. Şundan ki devlet, artık o çamurdan ayırtsız ekmek parçacığıyla bulaşık suyundan çorbayı da veremeyecek duruma düşecek, bü­tün bu açlığı yenme umudunun şarkılarını söyleyen yavrucuklar, bir kez daha geldikleri yere, sokağa düşecekler, ölüm onları birer köşede kıstırıp birer çekirge yavrusu gibi çerez diye yiyecekti. An­cak, o günlere biraz daha vardı.” Öksüz Musa, Savaş ve Açlar'ın devamı niteliğinde olan ve Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın son yılları ve sonrasına denk gelen süreçte, şehit çocuklarının memleket sathına yayılmış çeşitli öksüz yurtlarında geçen açlık, yokluk ve yalnızlıklarıyla baş etme çabalarını anlatan, edebiyat tarihimizin başyapıtlarından biridir.

Sayfalar