Eserlere Göre Listeleme

Toplam 773 sonuçtan 391 - 400 arası görüntüleniyor.
  • Naşide Gökbudak
    insan sesi mp3 - Türkçe
    23 Ayrım
    575,64 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nergiz Şengül
    27 Mayıs 1960. Şelâle kendini bilmez bir halde, kucağında bez bebeğiyle köşkünden dışarı çıkar ve bir daha geri dönmez. Onun için bilinmeze doğru bir yolculuk başlarken, köşkte onun dönmesini bekleyen kızları ve diğer yakınları için de merak ve acı dolu bir dönemin temelleri atılmıştır. Yaşadığı acılar ve zor günler yüzünden kendini dış dünyaya kapatan, aklını yitiren Şelâle, evine yeniden kavuşabileceği günün hasretiyle oradan oraya savrulmaktadır. Naşide Gökbudak’ın sevilen eseri Şelâle’nin Bez Bebeği’nin devamı olan bu kitap, sizleri 1960 yılının siyasi iklimine götürüyor ve yaşanan büyük bir aşkı, zorlu bir hayatı gözler önüne seriyor.
  • Steve Jones
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    8,68 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Olağanüstü, kışkırtıcı bir çalışma. Güçlü ve şiirsel.” “Bu parlak, zeka dolu kitap büyük bir bilgi kaynağı. Jones; iki kültür arasında derinleşmekte olan uçurumu kapatmak için büyük çaba harcıyor.” “Etkili, zekice ve aydınlatıcı... Genetik alanımızı ziyaret edenler için zorunlu bir kılavuz.” “Düşünen insan için iyi bilim. Bilgilendirici, geniş bir yelpaze.” “Bir genetikçinin gözüyle, tarih boyunca afallatıcı bir gezinti. Ayrıksı, seçici ve sürükleyici.” “Kişiyi düşünmeye, şaşırmaya ve soru sormaya yönelten bir kitap.” “Steve Jones, televizyon çağının Charles Darwin’i.”
  • Graham Lawton
    insan sesi mp3 - Türkçe
    56 Ayrım
    558,13 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Melda Vodina
    Giriş Profesör Stephen Hawking Varoluş: Biz Nereden Geldik? Neden buradayız? Nereden geldik? Orta Afrika’da yaşayan Boshongo halkına göre, bizden önce yalnızca karanlık, su ve Büyük Tanrı Bumba vardı. Bir gün, şiddetli bir mide sancısıyla kıvranan Bumba, Güneş’i kustu. Güneş suyun bir kısmını buharlaştırınca kara göründü. Sancısı hâlâ dinmemiş olan Bumba’nın midesinden sırasıyla Ay, yıldızlar, leopar, timsah, kaplumbağa ve en sonunda insanlar çıktı. Bu yaratılış efsanesi de, diğer birçokları gibi, bugün hâlâ kendi kendimize sorduğumuz sorulara yanıt aramaktadır. Neyse ki günümüzdeartık, ilerleyen sayfalarda göreceğimiz gibi, bize yanıtlar veren bir araca sahibiz: bilim. Varoluşun bu gizemleriyle ilgili ilk bilimsel kanıt, Edwin Hubble’ın 1920’lerde, California’daki Wilson Dağı’nın zirvesine yerleştirdiği teleskopla gözlemler yapmaya başlamasıyla elde edildi. Hubble, neredeyse bütün gökadaların bizden uzaklaştığını fark etmişti. En hızlı uzaklaşanlar da en uzaktaki gökadalardı. Evrenin genişlemesi, bütün zamanların en önemli keşiflerinden biri oldu. Bu keşif, evrenin bir başlangıcı olup olmadığı konusundaki tartışmanın yönünü değiştirdi. Eğer gökadalar şu anda birbirlerinden uzaklaşıyorlarsa, geçmişte daha yakın olmuş olmalıydılar. Eğer hızları sabit idiyse, hepsi milyarlarca yıl önce birbirlerinin üstüne binmiş olmalıydı. Evrenin başlangıcı böyle miydi? O dönemde birçok bilim insanı evrenin bir başlangıcı olması fikrinden hiç de memnun kalmadı, çünkü bu, fizik biliminin çökmesi demekti. Evrenin nasıl oluştuğu tanımlanırken, bir dış aracının –ki en kolayı bu dış aracının Tanrı olarak adlandırılmasıydı– devreye girdiği söylendi. Böylece kuramlar, evrenin hâlâ genişlemekte olduğu ama bir başlangıcının olmadığı şeklinde geliştirildi. Söz konusu kuramların belki de en ünlüsü 1948’de ortaya atıldı. “Durağan Hal Kuramı” adı verilen bu kuram, evrenin ezelden beri var olduğunu ve hep aynı göründüğünü öne sürüyordu. Bu ikinci özelliğin en iyi yönüyse, bilimsel yöntemin en önemli bileşeni olan “test edilmeye” açık oluşuydu. Yapılan testlerse, bunun doğru olmadığını ortaya koydu. Evrenin başlangıçta çok yoğun olduğu fikrini doğrulayan gözlemsel kanıtlara, Ekim 1965’te, uzay genelinde zayıf artalan mikrodalgaların keşfiyle ulaşıldı. En mantıklı açıklama, bu “kozmik mikrodalga artalan ışımasının” daha önce var olan sıcak ve yoğun bir durumdan artakalan radyasyon olmasıydı. Evren genişledikçe, radyasyon da bugün gözlemlediğimiz kalıntı haline gelene kadar soğumuştu. Bu fikir çok geçmeden bir kuramla desteklendi. Oxford Üniversitesi’nden Roger Penrose ile birlikte, eğer Einstein’ın genel görelilik kuramı doğruysa, zamanın başlangıcında sonsuz yoğunlukta bir uzay zaman eğriliği noktası, bir tekillik olması gerektiğini gösterdik. Evren, Büyük Patlama (Big Bang) ile başladı ve hızla genişledi. “Enflasyon” (şişme) adı verilen bu genişleme inanılmaz bir hıza sahipti; evren, saniyenin küçücük bir bölümünde defalarca ikiye katlanarak genişledi. Enflasyon, evreni çok büyük, çok düzgün ve çok düz bir hale getirdi. Bununla birlikte, tamamen düzgün de sayılmazdı; şurada burada hafif varyasyonlar gösteriyordu. İşte bu varyasyonlar, zamanla gökadaları, yıldızları ve güneş sistemlerini oluşturdu. Varoluşumuzu bu varyasyonlara borçluyuz. Eğer genç evren tamamen düzgün ve tekbiçimli olsaydı, yıldızlar oluşamayacak, dolayısıyla da yaşam gelişemeyecekti. Bizler, bu başlangıç kuantum dalgalanmalarının bir ürünüyüz. Açıkçası, hâlâ çözülememiş birçok derin gizem var. Hâlâ şu kadim sorulara yanıt aramakla uğraşıyoruz: Nereden geldik? Ve evrende bu soruları sorabilecek tek varlık biz miyiz? (Tanıtım Bülteninden)
  • Niculina Oprea
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    1,10 MB
    Eser Türü: Kitap
    FLÜTÜN SESİ flütün sesini anımsa ve bizim sabah sığınağımızı babam, zaman iskelelerinde terliyordu annem, bir fincanda getiriyordu, onun dışarlıklı yaşamını, ve al diyordu: koy satranç masasına! dili damağı kurumuştu bu sözleri söylemekten vücudu kanayan kraliçe son dinlenme yerlerinin birinde flütün sesini giyiyor şimdi
  • Jon Kabat
    insan sesi mp3 - Türkçe
    21 Ayrım
    321,97 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Orhan Metin
    Neredeyse hiçbir zaman olduğumuz yerde olmayabilir, bizi bekleyen dopdolu fırsatlarla hiçbir zaman çakışmayabiliriz. Şimdiki an, içinde yaşadığımız, büyüdüğümüz, hissettiğimiz ve değiştiğimiz yegâne zamandır. Geçmişle geleceğin çekimine karşı koymayı öğrenmek zorundayız. Meditasyon diye anlattığımızın, popüler kültürün dikte ettiği gibi öyle tuhaf, esrarengiz bir etkinlik olmadığını bilmeniz önemlidir. Meditasyon yalnızca kendiniz olmakla ve kim olduğunuz hakkında bir şeyler bilmekle ilgilidir. Meditasyon, otomatiğe bağlanmış bilinçsizlik uykusundan uyanmamıza yardım eder; böylece bize, bilincimizdeki ve bilinçaltımızdaki tüm olasılıklara ulaşma imkânı verir. Meditasyon, dikkatimizi ve farkındalığımızı derinleştirip rafine eden bir süreçtir; öyle ki, bu iki niteliği günlük hayatımızda da kullanacak hale geliriz. Bu kitapta farkındalık meditasyonunun özüne ve pratiğine -stres, ağrı veya hastalık gibi acil sorunlar olsun olmasın- kolay erişimi sağlayabilmeyi amaçladım. Özellikle planlı programlı yaşamaya direnç gösterenler ile ne yapacağının söylenmesinden hoşlanmayan ama küçük ipuçlarıyla tavsiyeleri değerlendirerek parçaları kendisi birleştirmeye meraklı olanlar için yazdım. Bu kitabı aynı zamanda, önceden meditasyon pratiği yapmış olup da daha büyük farkındalık ve kavrayışla hayatla bağlarını derinleştirip pekiştirmek isteyenler için yazdım. Bu kitap kişinin başka desteğe ihtiyaç duymadan meditasyon pratiğine kendi kendine başlayabilmesi için gereken tüm açıklamaları içermektedir."
  • Arzu Zafer Adıgüzel
    insan sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    50,01 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Gamze Çakmak
    Tenimin tuzul çağlarından kalma yaralarımda deniz kabukları… Aşkın neresinden dönsek intihardı değil mi İncinmeyin, siz de herkes gibi en çok kendinizi sevdiniz…
  • Ozan Yıldırım
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    159,50 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Can Dündar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    203 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Duygu Yıldıran
    Kriz, terör gibi toplum gözlemlerini aktaran denemeler..
  • Can Dündar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    208 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Duygu Yıldıran
  • Şafak Pavey
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    301 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Serap Şirin
    Arka Kapak "Ben hayatı, yaşamak için değil, matem içinde sonsuz bekleyişe göre düzenlenmiş Acem ülkesinde nafile zamanlar bekledim... Severek ve ümit ederek... Bize çok benzeyen, bir uçtan diğerine savrulan kültürleri içinde hiç yabancılık çekmedim. Bize hiç benzemeyen toplumsal bezginliklerine yabancı kaldım. Büyük bir coşku ile gittiğim ülkeden derin bir hayal kırıklığı ile ayrıldım. Kolayca halledilebilecek, insana dair nice sorunun Kafdağı'nın arkasına gömülmesini, sosyal özgürlüklerin beş para değeri olmamasını hüzünle izledim." Okuduğunuz bu kitap kimseyi öfkelendirmek için yazılmadı. Kendi çaresizlikleri ile yola çıkmış genç bir insani yardım görevlisinin, görev yaptığı ülkenin çaresizlikleri ile baş etme hikâyesinin unutulmaması için yazıldı. Daha iyi yaşamak için daha kötüsünü inşa etmiş olanların pişmanlıklarını hatırlamak için yazıldı. Nereye giderse gökyüzünün sahibi olduğuna inanan kederli sürgünleri anmak için yazıldı. Ve İnsanlığın büyük macerasına kendi küçük tecrübesi ile eklendi.

Sayfalar