Eserlere Göre Listeleme

Toplam 5013 sonuçtan 4161 - 4170 arası görüntüleniyor.
  • Sırrı Özbek
    insan sesi mp3 - Türkçe
    18 Ayrım
    336,88 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    “Vicdan sahibi bir tek Allah’ın kulu çıkıp da: Onlar da bizim gibi ekmek yerler, evlerine çoluk çocuklarına bakmak için gecelerini gündüzlerine katıp dağda bayırda, her yerde ve her işte çalışırlar, geceleri uyurlar, uyuduklarında tıpkı bizim gibi mutlu rüyalar görürler, çocuk yetiştirirler, severler, âşık olurlar, yeri gelir ağlar, yeri gelir gülerler demedi. Doğuştan edindikleri dil, inanç ve yaşam tarzları analarının ak sütü gibi kendilerine helaldir, onların da bu köhnemiş dünyada kendi dillerini konuştukları topraklarında özgürce, insan gibi; karınları tok, sırtları pek ve başları dik olarak yaşamak haklarıdır demedi, demedi, diyemedi…” Zaman, kelam zamanıydı. Zaman kadar eski, dilsiz bir halkın dili olma, yitik sözlere can verme zamanıydı… Dengbejler, belleklerini sese ve söze döktüler. Hünermendler, geçmişin acı ve hüznünü nefesle yeniden ürettiler… Söyle Zilan, Ağrı Dağı eteklerindeki isyan günlerinin, ölüme meydan okuyan aşıkların, yarası kabuk bağlamayan bir coğrafyanın romanı. A. Sırrı Özbek, Zilan’ın hikayesini destansı bir dille, yüreklere dokunan bir sesle anlatıyor.
  • Rene Descartes, Wilhelm Leibniz, Benedictus de Spinoza
    insan sesi mp3 - Türkçe
    13 Ayrım
    132,38 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Sibel Durak
    Söylem, İnceleme, Monadoloji Descartes, Spınoza, Leibniz Ama en yüksek iyilik başka bireylerle birlikte, eğer olanaklıysa, böyle [eksiksiz, ideal] bir karaktere ulaşmaktır. O karakterin ne olduğunu, e.d. nasıl anlık ve Doğanın bütünü arasında varolan birliğin bilgisi olduğunu yeri geldiğinde göstereceğiz. O zaman uğruna çabaladığım erek budur: böyle bir karakteri kendim için kazanmak, ve birçoklarının ona benimle birlikte erişmeleri için çabalamak. Daha açık bir deyişle, başka birçoklarının benim anladığım gibi anlayabilmesi ve böylelikle anlak ve isteklerinin benim anlak ve isteklerimle bütünüyle anlaşması için çabalamak benim mutluluğumun bir parçasıdır. Böyle bir amaca ulaşabilmek için, ve ayrıca bu karakteri olanaklı en büyük sayının en kolay ve en güvenilir yolla erişebilmesini sağlayacak toplumsal bir düzeni oluşturmak için, Doğayı bizi sözü edilen karaktere ulaştıracak denli anlamak zorunludur.
  • Şermin Yaşar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    13 Ayrım
    273,73 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Merve Delibaş
    “Yalansızız artık. Hâlâ birkaç sırrımız var. Ama yalansızız.” Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye karı koca olur mu insanlar? Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olur mu çocuklar? Yıllar kalbini dağlasa da içlerindeki o kor söner mi âşıkların? Her şeyi aşikâr olanların sakladıkları sırlar daha mı çoktur? Şermin Yaşar, Söyleme Bilmesinler’de, kalabalık bir ailenin ilk bakışta sıkı örülmüş gibi görünen nakışlarını ilmek ilmek çözüyor. Hem de roman kahramanlarına ayrı ayrı söz hakkı vererek yapıyor bunu. “Herkesin hikâyesini dinledin. Haydi, şimdi sen anlat: Aslında ne oldu, nasıl oldu?” diyor adeta. Karakterleri konuştukça çözülen bir sırlar yumağı, Söyleme Bilmesinler. Yumak çözüldükçe iplerin uçları nerelerden çıkmıyor ki… Aile bağları nasıl düğümler atar insanların yazgısına? Anne babaların, çocukların omuzlarına yükledikleri onlara neler yapar? Hayatlarımıza vicdan azabı gibi oturanlar bir gün yerinden kalkar mı? Yanı başınızdaki o sıradan evlerde aslında neler yaşanır? Romanda bunların cevaplarını okurken acı bir gülümseme, hatta katran karası bir gülümseme belirecek yüzünüzde. Yazar, avuç içlerinden yazgılarını okumuyor insanlarının; kalplerinin kıvrımlarındaki sırları cesaretle döküyor kâğıda. Gülümsemenin acı yanını bilenler, göründüğü gibi olmayanla ve bir şeyin iç yüzüyle hesaplaşmaya cesareti olanlar için... Prof. Dr. Mustafa Kurt
  • Jennifer McMahon
    insan sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    1257,63 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Veli Yaşar
    Jennifer McMahon'un sıra dışı romanı Söylemeyeceğine Söz Ver arkadaşlık, aile, bağlılık ve ihanet üzerine yazılmış gerilim dolu, derin iç görüsü ve güzelce örülmüş geçmişiyle kesinlikle unutulmaz bir kitap ve bir cinayet romanından fazlası. Bu unutulmaz güzellikteki romanda, bir kadının geçmişi ve geleceği karşı karşıya gelerek beklenmedik sonuçlara yol açıyor. Kırk bir yaşındaki okul hemşiresi, Alzheimer hastası olan annesi ile ilgilenmek için kırsaldaki evine dönmüştür. Geldiği ilk gece bir cinayet olur ve küçük bir kız öldürülür. Bu olay, kadının çocukluğunda yaşanan bir başka cinayete esrarengiz biçimde benzemektedir. Sınıf arkadaşları tarafından "Patates Kız" denilerek alay edip dışlanan yoksul arkadaşı Del de otuz yıl önce aynı şekilde öldürülmüştür. Del'in katili asla bulunamamış, o günden sonra küçük kız, hayalet hikâyeleri ve efsanelerde ölümsüzleşmiştir. Şimdi, yeni cinayetin soruşturması kahramanımızı karşı konulamaz bir şekilde içine çekerken, geçmişi ve geleceği korkunç, beklenmedik bir şekilde bir araya geliyor. Çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değil… Ve gençliğinin hayaletleri unutulmaktan çok uzak. "Bir hayalet hikâyesi, polisiye ve büyümek üzerine bir masal, bu kitap sizi yetişkinlerin arkadaşlık, ihanet ve cinayetle dolu çarpık dünyasına götürüyor. Jennifer McMahon'un bu heyecan dolu kitabı, bir sonrakini hevesle beklemenizi sağlıyor." -Pam Lewis- "Bu kitaba bayıldım. Eğlendim, korktum ve bitene kadar onun esiri oldum. Elimden bırakamadım." -Sara Gran- "İyi kurgulanmış, sürükleyici ve eğlenceli." -Kirkus Reviews- (Tanıtım Bülteninden)
  • Michel Foucault
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    5,46 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Hacer Özmakas, Yavuz Özmakas
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    138,67 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Jale Güvensiyal
    insan sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    24,78 MB
    Eser Türü: Tiyatro
    Radyo Tiyatrosu
  • Canan Tan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    495 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Sema Özer
    Kördü kadın, göremedi. Beriki dilsiz! Dillendiremedi yüreğindeki talanı... İkisi... El ele... Göremediklerini, Dillendiremediklerini Sonsuza dek suskunluğa mahkûm ettiler. Geriye yalnızca, Söylenmemiş Şarkıları kaldı... Piraye, Yüreğim Seni Çok Sevdinin yazarı Canan Tanın kaleminden, kendinizden çok şey bulacağınız birbirinden çarpıcı on dört öykü daha!
  • Canan Tan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    462,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Kördü kadın, göremedi. Beriki dilsiz! Dillendiremedi yüreğindeki talanı... İkisi... El ele... Göremediklerini, Dillendiremediklerini Sonsuza dek suskunluğa mahkûm ettiler. Geriye yalnızca, SÖYLENMEMİŞ ŞARKILAR’ı kaldı...Piraye, Yüreğim Seni Çok Sevdi’nin yazarı Canan Tan’ın kaleminden, kendinizden çok şey bulacağınız birbirinden çarpıcı on dört öykü daha!
  • İclal Aydın
    insan sesi mp3
    40 Ayrım
    1127,30 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Eldem Nihan Tutmaz
    Üzüm ve zeytinin, yağ, bal ve şarap küplerinin, kadırgaların, binbir şifalı otun en eski vatanı Urla. Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları, dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası. Bir zamanların efsane gazetecisi, dünyaya küskün Oktay Onur Yortan’ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi. Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman. Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş, kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık. Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikâyesini yarım bıraktı. Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikâye, Urla’daki o evin fotoğraflarından gülümseyen, sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona’ya ait. Nona’nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep’in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde, Nona sadece onlara değil, bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor: “Acı dediğin taş, insan dediğin su gibidir. Taşın üstünden kayar gider, toprağa karışır. Taşa her vurduğunda acır canın. Ama toprakla buluştukça acın azalır. Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler, ne hayatlar dirilmiş. Hem su deyip geçme; o su, taşı bile aşındırıp yıpratır.” Peki ya Oktay Bey? Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle, “Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık,” derken haklı mı?

Sayfalar