En Son Eklenenler

Toplam 58983 sonuçtan 5171 - 5180 arası görüntüleniyor.
  • Naile Hacızade
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    839,49 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Dilbilim
    Konusu:
    Dil aracılığıyla insanın ruh halinin bildirilmesine, betimlenmesine olan ilgi son dönemlerde özellikle artmıştır. Duygu bildirimi de bunlar arasında yer almaktadır. Dil, insan yaşamını her yönüyle yansıtma özelliği ile duyguların da, “dünyanın dil manzarası”nda yerini almalarını sağlamıştır.
  • Melissa Wiesner
    insan sesi mp3 - Türkçe
    29 Ayrım
    501,96 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: roman
    Seslendiren : Binnur OLGUNER
    Konusu:
    İkinci şansa inanır mısınız? Peki ya bu ikinci şans, berbat geçirdiğiniz yılınızı yeniden yaşamanız için verilirse? Cazibe, zekâ ve biraz da sihirle dolu bu unutulmaz hikâyede, şansı yaver gitmeyen bir kadına hayatını düzeltmek ve kötü geçen bir yılını yeniden yaşamak için ikinci bir şans verilir. Sadie’nin hayatı aniden alt üst olmuştur. Bir anda işini, evini kaybetmiştir ve erkek arkadaşı tarafından terk edilmiştir. Hepsi de düşük çenesi yüzünden başına gelmiştir. Bir falcı ona bir dilek hakkı tanıyınca Sadie, berbat geçen yılını yeniden yaşamayı diler. İçten içe, sihrin hayatını düzelteceğine inanmasa da bir anlık istekle dileğini tutar, gözlerini açtığında… Hiçbir şey değişmemiştir. Tüm bunların üzerine o gece belki de şimdiye kadarki en aptalca şeyi yaparak kardeşinin en yakın arkadaşı Jacob'ı öpmüştür. Sadie ertesi sabah uyandığında, eski dairesinde, eski erkek arkadaşıyla birliktedir ve eski patronu onu iş yerinde beklemektedir. Tarihi kontrol ettiğinde, geçen yılın 1 Ocak'ı olduğunu fark eder. Sadie ikinci şans yılını yaşarken ilişkisinde ve kariyerinde gözden kaçırdığı noktaları görmeye başlar. Ancak Jacob’la her karşılaştığında onun hiç gerçekleştiğini bilmediği öpüşmelerini düşünmeden edemez. Birdenbire Sadie, tek hatasının ikinci bir şans dilemek olup olmadığını sorgulamaya başlar.
  • Sebastian Fitzek
    insan sesi mp3 - Türkçe
    33 Ayrım
    597,11 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman
    Seslendiren : Binnur OLGUNER
    Konusu:
    HİÇBİR SORUNLA KARŞILAŞMADAN UÇAĞA SOKABİLECEĞİN ÖLÜMCÜL BİR SİLAH VAR. VE DÜNYA ÜZERİNDE HİÇBİR GÜVENLİK KONTROLÜ BU SİLAHI TESPİT EDEMİYOR… Buenos Aires’ten Berlin’e giden bir uçak. Akli dengesi yerinde olmayan biri. Ve doğum yapmak üzere olan kızını kaybetmek istemiyorsa bu kişiye uçağı düşürtmek zorunda olan bir psikiyatrist. Gerilimin ustası Sebastian Fitzek’ten nefes nefese okunacak yeni bir roman. Çocuğunun hayatı için kaç kişiyi feda edebilirsin? Deneyimli ve başarılı bir psikiyatrist olan Mats Krüger eğer yıllardır görüşmediği kızıyla yeniden bir bağ kurmak istiyorsa uçuş korkusunu yenmek zorundadır. Mats eşinin yıllar önceki vefatından sonra Arjantin’e gitmiş ve bir daha kızıyla hiç görüşmemiştir. Şimdi ise doğum yapmak üzere olan kızı Nele’ye yardımcı olmaya Berlin’e gitmek için on üç saatlik bir uçak yolculuğuna katlanması gerekmektedir. Uçuş korkusunu yenmek için hazırlanan bir seminere katıldıktan sonra Mats bu uzun uçuşu atlatmak için gereken şeylere sahip olduğunu sanmaktadır ama uçağa bindikten kısa bir süre sonra korkudan dehşete düşmesine sebep olacak şeyin ne türbülans, ne irtifa kaybı, ne de bir arıza olduğunu anlayacaktır. Onu korkutan, hatta ölümle burun buruna getiren şey, zamanında toplu cinayet işlemekten kurtardığı bir hastasını uçakta görmektir. Telefonda tanımadığı bir ses, kızının ve torununun yaşamasını istiyorsa bu eski hastasını uçağı düşürmeye ve kendisi dâhil altı yüz yolcuyu ölüme götürmeye ikna etmesi gerektiğini söylediğinde ise Mats korkması gereken asıl şeyin uçak değil insanlar olduğunu anlayacaktır. “Sebastian Fitzek ruhumuzun derinliklerine gizlenmiş korkularla oynamayı çok iyi biliyor.” Berner Zeitung “Kitap kapağından taşıp bilinçaltınızı ele geçirecek korkuya hazır olun.” Berliner Morgenpost “Kesinlikle okumalısınız ama mümkünse uçak yolculukları sırasında okumaktan kaçının.” Schwarzwälder Bote “Her sayfası yüksek gerilimle dokunmuş, insanı kendine hayran bırakan bir kurgu.” dpa “Sebastian Fitzek’in yeni romanında gerilim bir an olsun düşmüyor.” Südwest Presse “Okuyucuyu asla tahmin edemeyeceği bir sona götüren, türbülanslarla dolu bir yolculuk.” Ashleys Thrillerkabinett Blog “Sebastian Fitzek detaylara verdiği önemle bilindik gerilim yazarları arasından sıyrılıp kendine özel bir yer ediniyor.” News “Almanya’nın en ünlü gerilim ustasından yine çoksatanlar listesine girecek bir roman.” Focus
  • Semih Öztürk
    insan sesi mp3 - Türkçe
    19 Ayrım
    184,31 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Deniz Fıstıkçı
    Konusu:
    ‘‘Sultanları deviren, kahramanları, zavallıları ve korkakları doğuran zamandır. Dünya, bir adım önde yürümek isteyenlerin başının gözünün sadakasıdır. Hayal kurmak da ibadettir. İbadetten sual olunmaz.’’ Semih Öztürk, Kırık Rahvan'da birbirine teyellenen öyküler anlatıyor. Kahramanları öyküden öyküye gezdikleri gibi, bazen İstanbul'un karlı bir gecesinde, bazen bal karıncalarının yarıştırıldığı bir hamamın en izbe köşesinde, kuş uçmaz kervan geçmez bucaklarda da dolaşıyorlar. Ama hiç aceleleri yok, üç günlük dünyanın iki gününü oyalanarak geçiriyorlar! Okuru da bu büyülü dünyanın içine çabucak çekiyorlar...
  • Adam Fewer
    insan sesi mp3 - Türkçe
    53 Ayrım
    765,40 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Nur Şebnem Yıldız
    Konusu:
    Bir cümle hayatını kurtarabilir. Gelecekten geliyorsa. Üstelik kendi el yazınla! "Hepimizin hayatında, sonrasında hiçbir şeyin aynı kalmadığı, dünyamızı ikiye ayıran en az bir an vardır. O an, ilk bakışta muhtemelen önemli görünür. Ama değildir. Önemli olan daha önce gelir. Ben Ayırıcı diyorum ona, diğerlerini deviren ilk domino taşı." Mobius. İsmini sonsuzluk şeridinden alıyor. Brooklyn'in gözlerden uzak teraslarında kurulu bir startup. Ortaklar hipster girişimci Andy ve esrarengiz dâhi fizikçi Rowan'a göre icatları tüm dünyayı değiştirecek bir devrim niteliğinde. Temporal Distorsiyon Portalı. Kısaca: Zamanda Yolculuk! Gelecekten sana, kendi el yazınla gönderilen mesajlar. Bu icatla kusursuz bir kariyer inşa edebilir, gelecekteki ruh eşinle tanışabilirsin. Dostların ve düşmanlarınla takvimlerin ötesinde yüzleşebilir, akla gelmeyecek tüyoların izinde zaman korsanlığına, sonsuz servet peşinde gelecek hırsızlığına soyunabilirsin. Ama hepsinden önemlisi; en büyük hatanı düzeltebilirsin. Caleb kendi elleriyle mahvedene dek hayalini dahi kuramayacağı bir hayat sürüyordu. Her koşulda sırtını dayayabileceği hayat arkadaşı Hannah'ya, herkesten çok sevdiği oğlu Seth'e, dünya çapında popüler teknoloji girişimlerinde göz alıcı bir kariyere sahipti. Sonra kaçınılmaz sürpriz gerçekleşti. Caleb şimdi çoğu beyaz yakalının gizli kahramanı olsa da CEO'lara göre bir hain, yatırımcılara göre steroid basılmış bir kriptonit. Son dayanağı ve akıl hocası Jim, ona Andy ve Rowan'ın mucizesinden bahsettiğinde, kaybedecek hiç bir şeyi kalmayan Caleb kaybettiği her şeyi kazanma olasılığını keşfediyor. Türkiye'de hem bilim kurguyu hem okuma alışkanlıklarını yeniledi. Olasılıksız, Empati ve OZ adlı romanlarıyla milyonları okumaya âşık etti. Her jenerasyonun baştan keşfettiği fenomen yazar Adam Fawer bu kez de Zaman'a meydan okuyor. Kader, özgür irade, geçmiş, gelecek, aşk, felsefe, bilim, polisiye... Zamanda Yolculuk hiç bu kadar gerçek olmamıştı. Adam Fawer'dan asla bitmesin isteyeceğiniz bir roman daha.
  • Cevat Şenol
    insan sesi mp3 - Türkçe
    27 Ayrım
    420,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Seslendiren : Hatice Özcan
    Konusu:
    Atatürk daha önce de bazı rahatsızlıklar geçirmiştir. Ancak onu esas sarsan, sonunda onu ölüme kadar götürecek olan bir karaciğer rahatsızlığı olan "siroz"dur. Ama sirozun başlangıcını doktorlar 1936 yılına kadar götürürler. Çünkü halsizlik ve yorgunluk Atatürk'te o yıllarda görülmeye başlar. Hastalığın gerçek belirtileri 1937'de ortaya çıkar. Gittikçe sıklaşan burun kanamalarını, vücutta kaşıntılar izler. Ne var ki, bu kaşıntılar değişik nedenlere bağlanır, hatta 1937 sonbaharında karıncaların bastığı Çankaya Köşkü'nde yoğun bir karınca savaşı bile yapılır. Doktorlar, Atatürk'teki belirtileri görmelerine rağmen doğru teşhis koyamazlar ve hastalığın ilerlemesine neden olurlar. 11 Kasım 1923'te Çankaya'da öğle yemeğinden sonra göğsünde ve sol kolunda ağrı hisseden Gazi'yi ve eşi Latife Hanım'ı orada tesadüfen bulunan Dr. Refik Saydam tedavi etmiş ve Atatürk'ün krizi atlatmasını sağlamıştı. Cumhurbaşkanı iki gün sonra, 13 Kasım 1923'te bir kriz daha geçirince, Prof. Dr. Neşet Omer, Ankara'ya çağrılmış ve Atatürk ile Latife Hanım'ı tedavi etmiştir. İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Neşet Omer (İrdelp) rahatsızlığın çok çalışmaktan, yorgunluktan kaynaklandığını, alkolü, tütünü, kahveyi azaltması, dinlenmesi gerektiğini, bu dinlenmenin Akdeniz sahillerinde yerine getirilmesinin iyi olacağını ifade etmişti. 28 Mart 1938'de, Ankara'ya gelen Dr. Fissenger, Atatürk'ü muayene eden ve karın kısmında az miktarda da olsa su toplandığını belirtti. Dr. Asım Aral ve Neşet Ömer beylere durumu açıkladı ve hastanın istirahat etmesini önerdi. Dr. Asım ifadesine göre Türk doktorları, Atatürk'ten çekindikleri için her şeyi olduğu gibi Atatürk'e söyleyemiyorlardı. 30 Mart 1938'de, Atatürk'ün sıhhatinin endişe verici olmadığı ve bir buçuk ay istirahat edeceği açıklandı. 8 Haziran 1938'de, Prof. Dr. Fissenger tekrar Türkiye'ye gelip, İstanbul'da Savarona Yatı'nda Atatürk'ü muayene etti ve 10 Haziran 1938'de gerekli direktifleri verdikten sonra ayrıldı. Atatürk bu rahatsızlığı arasında Hatay sorunu ile çok ilgilenir. Hatta 19 Mayıs 1938'de hasta hasta Mersin'e, İskenderun'a gider. Adana'da güneş altında Türk ordusunun geçit törenini izler. Atatürk, Mersin dönüşü Ankara'ya uğrar. Ankara'da fazla kalmaz, 27 Mayıs günü İstanbura gider. Dr. Reşat Belger'in ifade ettiği üzere, Atatürk'ün hafızasında bir zayıflama olmamıştır. Oysa bunun tersini ortaya atanlar vardı. Ancak, durumu iyi değildi ve Fissenger de durumu iyi görmüyordu. Eylül sonlarına doğru Atatürk'te kımıldayacak hâl kalmamıştı. Hâlsizliğinden sigarayı parmaklarının arasında tutamıyordu. Atatürk, ilk kez ağır komaya, 16 Ekim 1938'de girdi.
  • Pearl S. Buck
    insan sesi mp3 - Türkçe
    44 Ayrım
    711,14 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren : Canan Kırmacı
    Konusu:
    "Pearl Buck’ın Çin’in siyasi tarihi üzerine yazdığı en güzel romanlardan bir tanesi “Ejder Tohumu”. Kitap savaşın devam ettiği 1941 yılında basıldı ilk. Daha önce yazarın “Ana” ve “Mübarek Toprak” isimli romanlarını okuduysanız bu kitabı da size fazlasıyla tanıdık gelecektir. Adı geçen iki romanda olduğu gibi burada da Çin köylüsünün yaşam mücadelesini, kırsal hayatın ayrıntılı tasvirini, güzelce işlenmiş bir konu, samimi duygular, erkek egemenliğinin ve yaşlılara saygının ön planda olduğu bir toplum görüyoruz. Yalnız burada başka bir tehdit daha vardır: İkinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleşen Japon İstilası ve ardından gelen Nanking Katliamı. Tarihi kayıtlar Nanking Katliamı’nın 350 bin cana mâl olduğunu yazar. Japon – Çin savaşı bitmiş olsa da Japonlar sivil, kadın, yaşlı, çocuk demeden pek çok kişiyi katletmiş, binlerce kadına tecavüz etmişlerdir. Pek çok ev yıkılmış, tarlalar ve şehirler yağmalanmış, halk haraca bağlanmış, köylünün malına el konmuştur. Pearl Buck da bu katliam sırasında çiftçi Ling Tan’ın öyküsünü anlatıyor bize. Hikâye köylü Ling Tan, ailesi, eşi, çocukları, kızları, torunları etrafında şekilleniyor. Roman boyunca Ling Tan’ın bir yandan ailesine sahip çıkma mücadelesine diğer yandan da toprağını ve mahsulünü yabancılardan koruma azmine ve kararlılığına şahit oluyoruz. O vakte kadar böyle bir savaş görmemiş, Batı’dan ve oradaki teknolojik gelişmelerden bihaber olan köylü halk savaşın iç yüzüyle ilk kez karşılaşır ve bunun karşısında nasıl davranacağını bilemez. Her türlü olumsuz şartlar karşısında yılmayan masum halk Japonlarla sonuna kadar mücadele ederek Buck’ın kaleminden diğer uluslara güzel bir örnek teşkil etmişlerdir."
  • Christian White
    insan sesi mp3 - Türkçe
    52 Ayrım
    770,36 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Polisiye Roman
    Seslendiren : Jale Anıl
    Konusu:
    “Adı Sammy Went. Bu fotoğraf ikinci yaş gününde çekildi. Üç gün sonra küçük kız kayıplara karıştı.” Kimberly Leamy, Melbourne’de fotoğrafçılık dersleri veriyor. Bir gün teneffüs sırasında yanına daha önce hiç görmediği bir adam yaklaşıyor. 26 yıl önce kayıplara karışan bir kızdan söz ediyor. Sammy’den. Kimberly başta anlamıyor, anlayınca öfkeleniyor, zerre inanmıyor. Ancak iddia o kadar korkunç ki yokmuş gibi davranamaz, havada asılı bırakamaz. Kimberly şimdi yola çıkmak, Amerika’ya gitmek zorunda. Karşısında fanatik bir topluluk, yakınlaşmak zorunda olduğu tekinsiz bir aile ve temeli sırlarla atılmış bir kasaba var. Uluslararası çoksatan Sandığın Kişi Değilsin, travmaya, kökene ve hafızaya dair unutulmaz bir roman. Avustralya’nın gelmiş geçmiş en çok satan ilk romanları arasında. Victorian Premier’s Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Australian Book Industry Awards Yılın Romanı, Indie Book Awards Yılın Çıkış Romanı finalisti oldu. Çeviri hakları 17 dile satıldı. "Olağanüstü bir ilk roman. Gerilim hayranları her işaretin tadını çıkarmaya, her ipucunu yakalamaya hazır olsun. White kesinlikle takip edilmesi gereken bir yazar."
  • Can Bonomo
    insan sesi mp3 - Türkçe
    24 Ayrım
    439,92 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Şebnem Ulusan
    Konusu:
    Necip, birinin “bey”i olmak istiyordu. Babası Peyami Bey de “bey” statüsünde bir adam sayılmazdı mesela. İşlemediği bir suçtan dolayı sadece gururu yüzünden sekiz sene hapis yatmış bir adam kimin “bey”i olabilirdi ki. “Bey” dediğin dışarıda olurdu bir kere. Özgür bir kısrak gibi, tunç bilekli bir efe gibi hayatın içerisinde, her güzel şeyin köşesinde olurdu. Necip hâlâ telefonunun ekranına bakıyor ama ekranı görmüyordu. Kalbi çok hızlı çarpıyordu nedense. “Havadan…” diye düşündü. Mevsim sürekli değişiyordu. Üç ay, mevsimler için çok kısa bir süreydi. İşte kimseye şikâyet edemeyeceği bir problem daha. Yatağında doğruldu. “Keşke geri yatabilsem,” diye düşündü. O da paraylaydı. Necip istediği zaman yatıp kalkabilmek, istediği yerde yatıp kalkabilmek, Necip kendi kendisinin efendisi olmak istiyordu. Yazın başka, kışın başka parfüm sıkmak, sıra sıra gömleklerin dizili olduğu bir gardroba sahip olmak, “Necip Bey” olmak istiyordu… Gölgede kalan küçük kardeşler, egosantrik ebeveynler, pahalı saatler, inip çıkan dijital göstergeler, süper yatlar, single maltlar, damacana ve anksiyete... Modern Robin Hood’lara yer var mı bu hayatta? Bir moto-kuryenin Sultangazi’nin dar sokaklarından kripto para dünyasına uzanan yolculuğu, bir yandan maddi çıkmazlarla dolu hayatın gerçeklerini gözler önüne sererken diğer yandan varoluşsal kaygıların absürd komedisine dönüşüyor: Can Bonomo, modern dünyanın başarı takıntısı, sınıf atlama çabası ve köşeyi dönme hayallerini ruh ve sinir hastalıklarıyla harmanladığı ilk romanı Ateşli Silahlar ve Bilardo’yla karşınızda...
  • Halil İbrahim Ay
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    345,22 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Felsefe
    Seslendiren : Ömer Yılmaz
    Konusu:
    Kutsal kitaplara göre Tanrı insanı yaratırken ona ruh üflemiştir. Kültürümüzdeki Mevlana ve Yunus Emre gibiler bu tanrısal şeyi çok iyi kullandığı için mi “Kutsal Kişi” unvanı aldı? Kimsenin dokunamadığı türbelerde yatan bu kişiler o düzeye yükselmişse, günümüzde onlar gibiler neden yetişmiyor? Yoksa bugün Tanrı'ya onlar gibi inanan ve hizmet eden gerçek dindar mı yok? Ya da insanlar ilkel atalarını düşünsel açıdan geride bıraktığı, yani aydınlandığı için mi artık o tür şeylere inanmıyor, ne dersiniz? Aydınlanan günümüz bireyi keşfedebileceği kendi iç değerleriyle, hiçbir dini benimsemeden söz konusu tanrısal boyuta ulaşabilir mi? Bunu düşünenler ne yapmalı, nereden başlamalı? Bu konuda bilimsel akıl ve mantık işe yarar mı? “İnsan Tanrı Olmalı” bu bağlamda soran-sorgulayan bir araştırmadır.

Sayfalar