En Çok Görüntülenen Kitaplar

Toplam 58755 sonuçtan 58711 - 58720 arası görüntüleniyor.
Rodrigo Quian Quiroga
metin - Türkçe
3 Ayrım
13,40 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Bilim, Popüler Bilim
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Sinirbilim uzmanı Rodrigo Quian Quiroga, belleğin bilişsel yapısı konusundaki araştırmalarını Jorge Luis Borges’in çeşitli öykülerinde bellek üzerine giriştiği edebi keşiflerle ilişkilendiriyor. Bu öykülerin başında “Bellek Funes” geliyor. Öykünün kahramanı Funes, yaşadığı her şeyi tüm ayrıntılarıyla hatırlayan, daha doğrusu hiçbir şeyi unutamayan biridir, ama algıladıklarını soyutlayıp kavramlara ulaşamaz. Oysa belleğin işleyişi bunu gerektirir: Beyindeki belli nöronlar somut ayrıntıları göz ardı ederek ve soyut kavramlara tepki vererek belleği oluştururlar. Bu nöronların algıladığımız şeyleri uzun süreli belleğe dönüştürme konusunda kilit bir rol oynadıklarını araştırmalarında ortaya koyan Quiroga, aksi takdirde sonumuzun Funes gibi olacağını belirtiyor. Borges ve Bellek bizi sinirbilim çalışmaları, “olağanüstü beleğe sahip” kişilerin yaşamöyküleri, beynin anatomisi, görme mekanizmasına ilişkin çağdaş kuramlar, Borges’le aynı konulara eğilmiş William James, Gustav Spiller, John Stuart Mill gibi düşünürler arasında renkli bir yolculuğa çıkarıyor.
K. ALİ AKKEMİK (ed.) SADIK ÜNAY (ed.)
metin - Türkçe
3 Ayrım
9,13 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: ekonomi
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi son yıllarda Çin’ın hızlı büyümesi neticesinde Doğu Asya’ya doğru kaymaktadır. Oysa Çin’den çok önce Japonya, ardından Kore, Tayvan, Singapur ve Hong Kong gibi yeni sanayileşen ülkeler ve son olarak da Güneydoğu Asya ülkeleri hızlı kalkınma deneyimi geçirmişlerdi. Bunların ilki olan Japonya’nın 1990’ların başlarında, diğerlerinin ise 1990’ların sonlarında yaşadıkları büyük krizlerin ardından ekonomilerindeki hızlı büyüme durmuş ve ılımlı büyüme oranlarına dönüşmüştür. Buna karşın Çin, son dönemde yavaşlayan büyüme hızına rağmen bölgenin önemli bir ekonomik ve siyasi aktörü olarak konumunu güçlendirmiştir. Dünyada önemli bir yere sahip olan Doğu Asya ülkelerinin politik ekonomileri, bölgedeki ülkelerin arasındaki ekonomik ve politik dengeler ve Türkiye’nin bu ülkelerle ilişkileriyle ilgili konularda ekonomi, işletme, tarih ve uluslararası ilişkiler uzmanlarının katkıda bulunduğu bu kitap Türkiye’de az sayıda bulunan Doğu Asya hakkındaki özgün çalışmalardan biridir. Doğu Asya’yla ilgilenen araştırmacılar, akademisyenler ve öğrenciler için bu kitap önemli bir kaynak niteliğindedir.
Wolfgang Rössler
metin - Türkçe
3 Ayrım
2,40 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Bilim
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Fiziğin de kendine has bir tarihi var. Bu tarih başarılara ve hezimetlere, umutlara ve yıkılan hayallere, kırgınlıklara ve kıskançlıklara, cömertliğe ve güçlü karakterlere, yaratıcı düşünceye, kısacası insana dair her şeye sahne oldu. Wolfgang Rössler, büyük buluşları, fizikte çığır açan fikirleri, tarihî dönüm noktalarını anlaşılır bir dille özetlerken, bunlara imza atan büyük fizikçileri tanıtıyor. Kitabın geniş kapsamı içinde Newton ve Galileo da yer alıyor, Einstein, Feynman, Fermi ve Bohr da. Faraday ve Maxwell’den Schrödinger, Dirac, Heisenberg ve Pauli’ye uzanan geniş bir yelpazede, antik dönemde bilim alanında ortaya atılan ilk fikirlerden uzay ve zamanın, ışık ve ısının doğasına uzanan bütün temel fizik soruları ilişki içinde sunuluyor. Atomun keşfinden kuantum mekaniği formüllerine, yıldızlı gökyüzünde yapılan basit gözlemlerden modern astronomi ve kozmoloji keşiflerine giden yol neden-sonuç ilişkisi içinde ortaya konuyor. Fikirler zaman zaman soyut olsa da, dünyayı anlamanın en etkili yolu olan fizik her açıdan yaşamı ve insanlığı yansıtır. Fizik İçin Serenad bu mucizevi gerçekliği gözler önüne seriyor. Wolfgang Rössler, Linz Johannes Kepler Üniversitesi’nde çalıştı. Çeşitli liselerde fizik dersleri veriyor.
Yoshi Oida,Lorna Marshall
metin - Türkçe
4 Ayrım
3,57 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Sinema
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Savrulan Oyuncu, Japon oyuncu ve yönetmen Yoshi Oida'nın uluslararası tiyatro topluluğuna katılma sürecini, bu toplulukta geçirdiği ilk on yılını ve oyunculuk sanatına dair deneyimlerini anlatıyor. 1968'de Japonya'dan ayrılarak Paris'e gelen Oida, kısa sürede topluluğun öncü üyelerinden ve önemli eğitmenlerinden biri haline gelir. Bu kitapta, Peter Brook'un tiyatro anlayışının nasıl şekillendiği, topluluğun ilk eğitim süreçleri ve uluslararası sahne deneyimleri ayrıntılı bir şekilde ele alınıyor. İran'da sahnelenen "The Conferance of the Birds", Afrika'daki keşif yolculuğu, Amerika'daki çalışmalar ve Fransa'ya dönüş gibi tiyatro tarihlerine damga vuran süreçleri anlatan Oida, aynı zamanda "The Ik", "The Mahabharata" gibi yapımlardaki deneyimlerini paylaşıyor. Doğu ve Batı kültürlerini oyunculuğunda birleştiren Oida'nın sahneye ve hayata özgün fikirleri, bu kitabı tiyatro ile ilgilenen herkes için vazgeçilmez bir eser haline getiriyor.
Joanna Bourke
metin - Türkçe
3 Ayrım
13,74 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Tarih
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
İnsan Olmak Nedir?, insan ile hayvan arasındaki sınırların aslında ne kadar değişken ve kırılgan olduğunu 17919 yılından bugüne uzanan tartışmalar bağlamında ele alıyor. Bourke bu kitapta, "insanı tanımlama" çabalarını mercek altına alırken temel bir sorunun izini sürüyor: İnsan olmak nedir? Konuşmak mı, düşünmek mi, hak sahibi olmak mı? Bu tanımı kim yapar? Yazara göre bu sorular etrafında yürütülen tüm girişimlerin ardında her zaman bir iktidar mantığı vardır: düzeni sürdürmek, hiyerarşiyi korumak ve bazılarını "insan" kategorisine yerleştirerek diğerlerini bu çemberin dışına itmek. Elinizdeki kitap, insan ile hayvan arasındaki sınırın nasıl çizildiğini ve bu sınırın kimleri "koruyup" kimleri dışarıda bıraktığını gösteren tarihsel bir sorgulamadır.
Kristin Surpuhi Benli
metin - İngilizce
1 Ayrım
660,73 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Makale
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
YÜZ ANATOMİSİNE DAYALI İFADE TANIMA Özet Bu tezin amacı yüz ifadelerini oluşturan kas kuvvetlerinin yüz anatomisi kısıtı altında tespit edilmesidir. Kas aktivasyonları yüz ifadelerini büyük ölçüde temsil eden yeni özniteliklerdir. Insan yüzü temel yüz kaslarını içeren üç boyutlu genel˙ bir telkafes ile modellenmiştir. Ifade tanıma sisteminin girdisi imge dizisinin ilk˙ çerçevesi üzerinde işaretlenmiş olan nirengi noktalarıdır. Işaretlenmiş olan nirengi˙ noktaları ve yarı–otomatik yüz modelleme algoritması kullanılarak üç boyutlu yüz modeli dene˘ge uyarlanır. Yüz kaslarının etki alanları tahmin edilir ve kamera düzlemine izdüşümleri öznitelik noktaları olarak belirlenir. Bu noktalar kamera düzleminde optik akış algoritması ile izlenir. Başın katı devinimi fırsatçı algoritma ile tahmin edilir. Bu aşama 3 boyutlu yüz modeli ile deneğin kafasının videonun ardışık çerçevelerinde hizalanmasını sağlar. Kamera referans noktasından kamera düzlemi boyunca ışın izleme yöntemi kullanılarak modelin düğüm noktalarının yeni koordinatları tahmin edilir. Tahmin edilen dü˘güm koordinatları ifade oluşumu sırasında deneğin yüzünün nasıl şekil de˘giştirdi˘gini gösterir. Modelin dü˘güm noktalarının ba˘gıl hareketleri ile bilinmeyen değişkenleri kas aktivasyon seviyeleri olan artık-belirtilmiş denklemler sistemi elde edilir. Bu denklemler sistemi kısıtlı en küçük kareler yöntemi kullanılarak çözülür. Kas aktivasyonlarına dayalı öznitelikler yedi temel yüz ifadesinin sınıflandırılması probleminde kullanılır. Kas kuvvetlerine dayalı özniteliklerin temsili gücü Doğrusal Ayırtaç Analizi, Naive Bayes, En Yakın K Komşu ve Destek Vektör Makineleri sınıflandırıcıları ile gösterilir. Nötr ifade de dahil olmak üzere yedi ifadenin sınıflandırılmasında en iyi performans 87.1 % ile Destek Vektör Makineleri kullanılarak elde edilir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar insanın yüz ifadesi tanımadaki yetkinlik oranı olan 87-91.7 % aralı˘gına yakın olup literatürde yer alan çalışmaların başarıları ile kıyaslanabilir durumdadır.
Ali Erinç Özden
metin - İngilizce
2 Ayrım
7,59 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Makale
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Nonlineer dalga teorisinde soliter dalgaların Çeşitli fiziksel ortamlardaki etkileşimi uzun zamandır üzerinde çalışılan bir konudur. Soliter dalgaların aynı yönde hareket ederken birinin diğerini yakalayarak çarpışması durumunda, bu çarpışmanın etkilerini ortaya çıkarmak için ters saçılım dönüşümü(inverse scattering transform) yöntemi kullanılabilir. Ancak, zıt yönde hareket eden soliter dalgaların kafa kafaya çarpışması durumunda alan denklemlerini çözmek için bir çeşit asimptotik açılım kullanılmalıdır. Bu tezde iki soliter dalganin kafa kafaya Çarpışması problemi incelenecektir. Su ve Mirie’nin (J. Fluid Mech., 98:509-525, 1980) öncülük eden çalışmasındaki seküler terimlerle ilgili ifadelerinin yanlışlığının tarafımızdan ortaya çıkarılması sonucunda, sığ sudaki yalnız dalgaların kafa kafaya çarpışması problemi yeniden incelenmiştir. Ilk kısımda, yukarıdaki argümanı temel alarak, sığ suda yayılan iki soliter dalganın kafa kafaya çarpışması problemi ele alınmıştır. Bunun için çözüm sırasında meydana gelebilecek seküler terimlerin ortadan kaldırılmasıyla belirlenebilecek bilinmeyen bazı yörünge fonksiyonları içeren gerilmiş koordinatlar kullanılmıştır. Alan değişkenlerini ve yörünge fonksiyonlarını kuvvet serilerine aÇarak, pertürbasyon açılımındaki çeşitli terimleri yöneten diferansiyel denklemler elde edilmiştir. Çözümlerin seküler terim içermeme koşulu altında evolüsyon denklemleri ve faz farklarının ifadeleri bulunmuştur. Hesaplamalar sonucunda, daha önceki çalışmaların aksine faz farklarının çarpışan her iki dalganın genliğine bağlı olduğu görülmüştür. İkinci kısımda, sığ su teorisinde soliter dalgaların kafa kafaya çarpışması problemi, genişletilmiş Poincar´e-Lighthill-Kuo(PLK) yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bir önceki kısımla benzer bir yol takip edilerek hız düzeltme terimleri ve yörünge fonksiyonları elde edilmiştir. Burada bulunan sonuÇların ilk kısımda bulunan sonuçlarla tamamen aynı olduğu görülmüştür. Uçüncü kısımda¨ ise genişletilmiş PLK yöntemi kullanılarak akışkan ile dolu elastik tüplerde soliter dalgaların kafa kafaya Çarpışması problemi incelenmiştir. Onceki kısımda¨ uygulanan yöntem takip edilerek hız düzeltme terimleri ve yörünge fonksiyonları elde edilmiştir. SonuÇ olarak, elde edilen evolüsyon denklemlerinin ve faz farklarının Xue’nin (Phys. Lett. A, 331:409-413, 2004) çalışmasındakilerden farklı olduğu tespit edilmiştir. Aynı konuda daha önce yapılan çalışmaların aksine faz farklarının çarpışan dalgaların her ikisinin genliğine bağlı olduğu gösterilmiştir.  
Can Çelik
metin - Türkçe
1 Ayrım
148,12 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Makale
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Sanatta taklit ve sahtecilik meselesi tarih boyunca birçok yaklaşımla ele alınarak günümüze kadar gelmiş, sanatın giderek estetik bir ilişki – iletişim biçimine dönüşmesi, yeni üretim tekniklerinin sanat alanına girişi ve sanatsal biçimler arasındaki etkileşimin kuramsal temellere tam olarak oturtulamamasıyla birlikte başlangıçtaki anlam ve içeriği değişmiştir. Bu süreç, kültür endüstrisinin etkisiyle birlikte sanat eserinin bir tüketim ürünü gibi alınıp satılabilmesine olanak sağlamıştır. Sanatın eserinin bir tüketim ürününe dönüşmesi zamanla yerini tüketim ürünü olarak üretilen sanat eserlerine bırakmıştır. Bu durum, kendi içinde özgünlük barındıran eserlerden farklı olarak sadece ticari amaçla üretilmiş birbirinin kötü kopyası eserlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada kopyalanamayan değerli bir sanat eseri için gereken nitelik olan özgünlük/orijinallik kavramı, temelde tescilli ve anlatımsal özgünlük olarak ikiye ayrılarak irdelenmiştir. “Kültür Endüstrisi” kavramından hareketle sanat eserinin metaya dönüşmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan eserlerin benzerliği ele alınmıştır. Hangi eserlerin kopya, hangi eserlerin anlatımsal özgünlük ile oluşmuş sanatsal bir esinlenme olarak kabul edilebileceği tartışılmıştır. Sanatın bugün geldiği noktada özgünlük kavramının varlığını sürdürüp sürdüremediği eleştirel bir yaklaşımla sorgulanmıştır. Bir eser hangi amaçla üretilirse üretilsin özgün olabilir. Dolayısıyla kültür endüstrisi ve sanat ilişkisi bağlamında oluşan yığınlaşmayı sadece ticari amaçla veya popüler kültür amacıyla üretilmiş eserlerin değil, yeni ve özgün olarak ortaya sürülen fakat içinde sanatçıya ait bir üslup barındırmayan kopya eserlerin oluşturduğunun altını çizmek gerekir. Bu nedenle bu çalışma, sanatçının süreçteki yer alma düzeyinin, özgünlük kavramı ile sıkıca bağlı olduğunu ve özgünlük arayışlarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini bir öneri olarak sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Özgünlük, anlatımsal özgünlük, alıntı, kopya, kültür endüstrisi INSPIRATION, IMITATION, QUOTATION, PLAGIARISM IN THE CONT
Nilüfer Özkan
metin - Türkçe
1 Ayrım
233,40 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Makale
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
KEKEMELİĞİ OLAN VE OLMAYAN 18-24 YAŞ ARASI BİREYLERİN ERKEN DÖNEM UYUMSUZ ŞEMALARI İLE YAŞAM KALİTELERİ ARASINDAKİ İLİŞKİDE ŞEMA BAŞA ÇIKMA STRATEJİLERİNİN ARACI ROLÜ Bu araştırmada, kekemelik tanısı olan ve olmayan 18–24 yaş arası geç ergenlik dönemindeki bireylerde, erken dönem uyumsuz şemalar ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide şema başa çıkma stratejilerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmaya 103’ü kekemelik tanısı olan, 110’u olmayan toplam 213 kişi katılmıştır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form 3 (YŞÖKF3), Şema Başa Çıkma Ölçeği, Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde Ki-kare testi, Bağımsız Gruplar T-Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve SPSS Process Macro v4.2 (Model 5) kullanılmıştır. Bulgular, “zedelenmiş otonomi”, “zedelenmiş sınırlar”, “aşırı uyarılmışlık” ve “kopukluk” şema alanlarının yaşam kalitesi üzerinde anlamlı ve negatif etkileri olduğunu; teslimiyet ve kaçınma stratejilerinin bu ilişkide aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Aşırı telafi stratejisinin ise aracılık etkisi bulunmamıştır. Ayrıca kekemelik tanısının, yalnızca "zedelenmiş sınırlar" şema alanı ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide düzenleyici (moderatör) bir rol üstlendiği belirlenmiştir. Yaşam kalitesi düzeyi, demografik ve klinik değişkenler açısından da değerlendirilmiştir. Kekemelik tanısı, cinsiyet ve kronik hastalık öyküsüne göre yaşam kalitesi düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak psikiyatrik veya psikolojik rahatsızlık tanısı olan bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin, bu tanıya sahip olmayan bireylere kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır. Psikolojik destek alma durumu ise yaşam kalitesi açısından anlamlı bir fark yaratmamıştır. Ek olarak, cinsiyet ile kekemelik tanısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş; erkek bireylerde kekemeliğin görülme oranının kadınlara kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi açısından, kekemelik tanısı olan bireylerin eğitim seviyelerinin görece daha düşük olduğu belirlenmiş ve bu durum kekemeliğin akademik yaşama olası olumsuz etkilerine işaret etmektedir. Çalışma durumu ile kekemelik arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olsa da literatür bu ilişkinin bireysel ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Bu bulgular, kekemeliğin yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda sosyal ve mesleki işlevsellik üzerinde de çok boyutlu etkiler doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, kekemeliğin yüzeyde gözlemlenebilen bir konuşma bozukluğuna indirgenemeyeceğini; bireyin derin psikolojik yapısı, şemaları, bu şemalarla baş etme biçimleri ve psikiyatrik geçmişi gibi çok katmanlı içsel dinamiklerle şekillendiğini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle teslimiyet ve kaçınma gibi başa çıkma stratejilerinin yaşam kalitesi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olması, psikolojik müdahalelerde yalnızca semptomlara değil; bu semptomların kökeninde yatan bilişsel ve duygusal yapıya odaklanılması gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, şema terapisi gibi yapısal yaklaşımlar, kekemelikle başa çıkan bireylerin yaşam kalitesini artırmada önemli ve dönüştürücü bir potansiyel taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kekemelik, Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Yaşam Kalitesi, Şema Başa Çıkma Stratejileri, Moderatör Değişken, SPSS Process
Ömer Faruk Tuna
metin - İngilizce
1 Ayrım
422,01 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Makale
Görüntülenme Sayısı: 0
Konusu:
Derin Sinir Ağları modelleri, yaygın olarak rastgele bozulmalara karşı dirençleri ile bilinir. Bununla birlikte, araştırmacılar, bu modellerin, karşıt (hasmane) örnekler olarak adlandırılan girdinin kasıtlı olarak hazırlanmış¸ ve görünüşte algılanamaz bozulmalarına karşı gerçekten son derece savunmasız olduğunu keşfettiler. Bu gibi hasmane saldırılar, Derin Sinir Ağları tabanlı yapay zeka sistemlerinin güvenliğini önemli ölçüde tehlikeye atma potansiyeline sahiptir ve özellikle güvenliğin öncelikli olduğu alanlarda yüksek riskler oluşturur. Bu saldırılara karşı savunma yapmak ve hasmane tehditlere karşı daha dayanıklı mimariler geliştirmek için son yıllarda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu tez çalışmasında, yeni saldırı ve savunma fikirleri geliştirmek için modelin Monte-Carlo Bırakma Örneklemesinden elde edilen çeşitli belirsizlik metriklerinin kullanımından yararlanıyoruz. Savunma tarafında, hasmane saldırılara karşı yapay sinir ağı modellerinin sağlamlığını artırmak için yeni bir tespit mekanizması ve belirsizliğe dayalı savunma yöntemi öneriyoruz. Saldırı tarafında, etkili hasmane örnekler oluşturmak için modelin kendi kayıp fonksiyonu ile birlikte modelin nihai olasılık çıktılarından elde edilen nicelleştirilmiş¸ epistemik belirsizliği kullanıyoruz. Standart bilgisayarlı gomülü veri kümeleri üzerinde önerilen yaklaşımlarımızın etkinliğini deneysel olarak değerlendirdik ve doğruladık. Anahtar Kelimeler: Derin Sinir Ağları, Karşıt Makine Öğrenmesi, Monte-Carlo Bırakma Örneklemesi, Model Belirsizliği, Epistemik Belirsizlik, Rassal Belirsizlik, Bilinebilir Belirsizlik

Sayfalar