Konusu:
Ayakların altında olduğu rivayet edilen cennet ile burnumuzun dibindeki sahici cinnet arasındaki
mesafe nedir? Ev hanımı, ev kadını, ev kızı ya da ev anası; yaşam alanı “ev” olarak tanımlananların
asgari müşterekleri bir devrime yol açabilir mi? Dibi tutmuş tencereler, kenarı sökülmüş perdeler,
ovulmaktan aşınmış yüzeyler dile gelse, görünmeyen emeğin destanı yazılabilir mi?
Birgül Özcan, Ev Anası’nda zekası, hüneri ve emeği ile hapsedildiği alanları aşan, kalıplara, slim fit
bedenlere, hanımlık müessesesine sığmayıp taşan kadınları esprili ve gerçekçi bir üslupla anlatıyor.
“Katlanmak bilmeyen lastik çarşafların, kalorifer petekleri üstlerinde kurutulan çorapların, vitrinlerde
misafiri bekleyen kristal bardakların, kapı arkalarında rulo yapılmış halıların, battaniyeye sarılı yoğurt
olmayı bekleyen mayalanmış süt dolu tencerelerin, Vita kutularında sardunyaların, varis çoraplarının,
buzluk böreklerinin ve altın günü lobisinin müellifleri ev analarının mutfaklarda, dolap içlerinde,
çekmece diplerinde güvelenmeye terk edilmişken fark edilip tezgâh üstüne çıkarılmış hikayesi…”
Yorumlar
hdyttrkn
Cu, 03/05/2019 - 19:57
Kalıcı bağlantı
Bilgi
Eserde kelimeler eğlenceli olması için yazar tarafından bir takım değişikliklere uğratılmıştır. Okuma sırasında sanki yanlış okunmuş gibi değerlendirilebilir. Göz önünde bulundurulması dileğiyle iyi dinlemeler.