Konusu:
Dört numaralı hücrede kısacık, sıskacık sanık, içi boş kömür çuvallı gibi köşeye yığılıp kalmış. Üç gündür burada. Açlıktan, soğuktan, hepsinden de daha çok yalnızlıktan üşümüş, büzülmüş, uyumuş...
Dört numaralı hücrenin eni iki, boyu üç, yüksekliği de ikibuçuk metre, yani onbeş metreküp hacminde.
Dört numaralı hücrenin penceresi yok.
Dört numaralı hücrede ışık da yok.
Dört numaralı hücreye tıkarlarken sanığın kravatını, pantalon kemerini, kayışıyla birlikte kol saatini, anahtar zincirini, ayakkabılarından söktükleri potinbağlarını almışlardı; hücrede bunlarla kendini asmasın diye... Ceket yakasının altına sokulu iki topluiğneyle, dolmakalemini de almışlardı; bunları bir yerine batırıp kendini öldürmesin diye.
Dört numaralı hücredeki sanığın yaşamasını istiyorlardı.