Konusu:
Sabahın gam vuran saatinde ölümü gömüyor Teselya bir ağaç
gölgesine. Ölüm uzak fakat aşina. Bir istasyona varıyor
yollar. Kırılmış eski eşyalarla yüklü vagonlar. Yaklaşan trenin
sesi duyuluyor. Anın ağırlığı ve boşluğu içinde yol alıyor
tren. Nehir kıyısında bulduğum boğulmuş bir yılanın
kıvrılmış iskeleti taşlar arasında duruyor Gökyüzü durgun
bazen birkaç bulut görünüyor. Rüzgârla yüklü tren gölgelen-
miş karanlığın içinde küçük bir parıltının görünüp yok olması
gibi görünüp kayboluyor. Vagonların kapı aralığından sızan
ışık ve sessizlik sabaha değin uzuyor.
Akşam vakti mahmurluğu çökmüş annemin sık sık bulmaca
çözdüğü günlerden biri sigarası çoktan yarılanmış gazetenin
üzerine kamburca eğilmiş, bir ağaç gölgesi gibi duruyor.
Gölgesi dibinde yeşerttiği tomurcuklar saçlarına karışmış
tıpkı birer düşünce zerresi gibi. Solgun yüzü gölgelikler
içindeki sararmış yapraklar gibi, avucunda kurumuş yanık
birkaç tohum tanesi.