Yazara Gore Listeleme

  • Jonathan Safran Foer
    insan sesi mp3 - Türkçe
    28 Ayrım
    500,51 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Mehmet Taner Gürkan
  • Töre Sivrioğlu
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    28,77 MB
    Eser Türü: Kitap
    Töre Sivrioğlu’nun Uygarlık Tarihi kitabının konusu; kültür ve uygarlık kavramlarının köken, nitelik ve anlam bakımından birbirlerinden ayrılan yönlerinden hareketle, kültürün geleneksel, duygusal ve değişime dirençli yapısına karşın uygarlığın rasyonel, geleceğe odaklı, gelişime açık ve ölçülebilir niteliğini ortaya koymak ve bu ölçülebilirlik temelinde Prehistorik Dönem’den 19. yüzyıla kadar dünya uygarlıklarının bilim, sanat ve mimari alanlardaki tarihsel gelişim sürecini kültür-uygarlık etkileşimi bağlamında incelemektir.
  • Douglas Preston, Lincoln Child
    insan sesi mp3 - Türkçe
    41 Ayrım
    745,99 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Binnur OLGUNER
    İNSANLIĞIN SONU YAKLAŞIYOR. ŞİMDİ KARAR ZAMANI. YA KARANLIĞINLA YÜZLEŞECEKSİN YA DA KÖTÜLÜĞE TESLİM OLACAKSIN. Himalayalar’ın tehlikeli derinliklerinde, bir kaya üzerinde siyah bir karga gibi tünemiş manastırı ve buradaki karanlık bir sır içeren mühürlü Tibet sandığını bin yıldır rahipler koruyor. Ama sır, artık kötücül ellerde. Mühürlü sandığın koruyucusu rahipler, bin yıldan beri dünyadan sakladıkları, belki de insanlığın sonunu getirecek olan bu sırrı geri almak için dış dünyadan yardım almak zorunda. Tibet’te bedenini ve zihnini eğitirken rahiplerin güvenini kazanan Özel Ajan Aloysius Pendergast, imdada yetişiyor. Pendergast ve yardımcısı Constance, sandığın izini karlı dağlardan en büyük okyanus gemisinin ilk seferine hazırlandığı limana kadar sürüyor. Sır uğruna işlenen ilk cinayetin ardından kendilerini bu gemide buluyorlar. Gemi, Kuzey Atlantik’in karanlık sularında ilerlerken ölümcül bir yarış başlıyor. Üstelik sadece geminin binlerce yolcusunu değil, dünyayı tehdit eden bu sırrın gizemini çözmek için FBI ajanı Pendergast, en büyük korkusuyla yüzleşmek zorunda: İçindeki karanlık. “Dâhiyane.” –Entertainment Weekly “Hızlı, çarpıcı ve acımasız bir aksiyon.” –Kirkus Reviews “Uğursuz bir düğüm… Çoksatar romanların yıldızları Preston ve Child’ın çekici, sürükleyici, aksiyon dolu romanını bir solukta okuyacaksınız.” –Publishers Weekly “Müthiş bir gerilim. Sonuna kadar nefessiz kalacaksınız.” –Midwest Book Review Bookwatch
  • Patrick Haenni
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    5,70 MB
    Eser Türü: Kitap
    Geleneksel İslamcılığın gölgesinde yeni bir siyasal İslam Mısır’da, Türkiye’de, Endonezya’da ve genel olarak Müslüman coğrafyasının bütününde vücut bulmakta: Piyasa İslamı. Batı değerleriyle eklektik bir uzlaşının ürünü bu İslam, Amerikan işletme kültüründen beslenmekte, bireysel başarıyı göklere çıkarmakta, özgüven edinme ve kendini gerçekleştirme stratejilerine methiyeler düzmekte, geleneksel İslami yasakları pazarlamanın ve kitle tüketim kültürünün gerekleri doğrultusunda yeniden yorumlamakta, yumuşatmakta, siyasal İslam’ın geleneksel hiyerarşik örgütsel yapılanmalarını bertaraf etmekte ve sosyal devletin altını oymaktadır. Görsel, işitsel ve giyime dair İslami algılamaları ve dayanışma şekillerini baştan aşağı değiştiren piyasa İslamı’nın baş aktörleri (dindar girişimciler, batı modernitesinin kurum ve figürleriyle ‘barışmış’ İslamcı yazarlar, İslami medyatikler…) her şeye rağmen ahlakçılıklarından vazgeçememekte ve çoğulcu yaşam tarzlarını hazmedememektedirler. Sosyolojik anlamda yeni kentli burjuvazilerin bayraktarlığını yaptığı bu İslam anlayışının temel amacı Amerikan tarzı muhafazakârlıkla birçok noktada örtüşen benzer bir “muhafazakâr devrim” tetiklemektir. O halde o çok beklenen “Müslüman Aydınlanması” idealinden çok uzaklarda, din, ahlak, hayır işleri ve piyasa etrafında şekillenmiş bir fazilet ekseni üzerinde paradoksal olarak değerlendirilebilecek yakınlaşmalar (İslam-Amerika) gayet rahat oluşabilmektedir. Politolog Patrick Haenni’nin Mısır, Sudan, Fas, Yemen ve Afganistan’daki İslamlaşma süreçlerine dair birçok çalışması mevcuttur.
  • Kadir Cangızbay
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,67 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kabul, dili çetrefil; cümleleri uzun, biraz da dolambaçlı; ama mantıığına da, bu mantığın diyalektiğine de diyecek yok! 'Yeni Dünya Düzeni'ni, onun üzerine oturtulduğu temel ilkeleri, ('özelleştirme', küreselleşme' ve 'Post-modernizm') merceğinin altına koyup, öyle bir silkeliyor ki, şaşmamak elde değil! Attilâ İlhan; Cumhuriyet, 12 Haziran 2000 Özellikle globelleşme/küreselleşme çerçevesinde, kimlik gerçeğinin ne gibi gerçekdışılıklara dönüşebileceğini göstermesi bakımından, Kadir Cangızbay'ın yazdıklarını çok uyaracı buluyoruz. Doğan Ergun, "Kimlikler Kıskacında Ulusal Kişilik", İmge Yayınevi, 2000
  • İlhami Güler
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    1,86 MB
    Eser Türü: Kitap
    İslami açıdan, siyaset yaparken Tanrı’ya, Kur’an’a ve Hz. Muhammed’e açıktan, aleni atıf yapmak, bunların “adına” konuşmak/davranmak din istismarı, dogmatizm, totalitarizm ve bunların akabinde “iç-savaş” çıkarma potansiyeli taşıdığı için (tarihsel olarak bunun Hıristiyanlıkta ve İslam’da epeyce örneği mevcuttur) doğru değildir. Batı’da “laiklik” çözümü bundan doğmuştur. İslam’ın (veya başka bir dinin) değerlerine inanabilirsin; onları ayakta tutmaya çalışabilirsin; ama, onlar “adına” konuşmaya, mücadeleye, münakaşaya girilmemeli; çünkü, oradan çıkış yok. Bizim önerdiğimiz “Evrensel İslami Ümmetçilik”, bütün bu handikapları aşma teşebbüsüdür.
  • Herb Goldberg
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    5,53 MB
    Eser Türü: Kitap
    Erkek dediğin güçlü kuvvetli olur. - Saldırgansın. Yıkıcısın. Her şeyi kaba kuvvetle çözmeye çalışıyorsun. Erkek dediğin atılgan olur. Aktif olur. Cesur olur. Kadınını korur. Egemen olmak istiyorsun. Yönetmek istiyorsun. Buyurgansın. Kabadayısın. Maçosun. Sahiplenmecisin. Elalemden sana ne? Onlar seni düşünüyor mu? Dünyayı sen mi kurtaracaksın. Sen kendini ( düşün. Kendini kurtarmaya bak. - Bencilsin. Hep kendini düşünüyorsun. Düşüncesizsin. Duygusuzsun. Erkek dediğin kontrollü olur. Ağır olur. Ciddi olur - Yakınlıktan korkuyorsun. Duygularını ifade etmekten korkuyorsun. Kendini bırakmaktan korkuyorsun. Sekmekten korkuyorsun. Neden konuşmuyorsun? Ben hep kendimden söz ederken sen hiç bir şey paylaşmıyorsun. Neden bu kadar uzak ve soğuksun? Erkek dediğin biraz çapkın olur. - Siz erkekler hep aynısınız. Hepinizin aklı fikri... Erkek dediğin çalışkan olur. Ekmeğini taştan çıkarır... - Neden bu kadar çok çalışıyorsun. Benimle, , çocuklarla daha fazla ilgilenemez misin? Sen sağda solda eğlenirken ben bu eve kölelik, \ ediyorum. Dizlerini kırıp iki dakika evde oturamaz mısın? Evde oturup pineklemek zorunda mısın? Hep televizyonun başına çakılıp maç izlemek zorunda mısın? Ve bir erkeğin karşı karşıya kaldığı yüzlerce çelişik beklenti. Bu beklentileri yerine getirmek için umutsuzca çırpınan "ayrıcalıklı" erkeğin içleracısı durumu, Dr. Herb Goldberg'in bu çalışmasında "erkeğin" bakış açısından ele alınıyor.
  • Ali Yıldırım
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,35 MB
    Eser Türü: Kitap
    Din dilinin anlamına yönelik olarak ortaya konacak her tür açıklama, tabiatı gereği sınırlı olan dilin belki de asla üstesinden gelemeyeceği bir sorun olmaya devam edecektir. Fakat bu demek değildir ki din dilinin açıklanmasına dair söylenebilecek her söz anlamsızdır. İnsan, yaratıldığı günden beri Yaratanı hakkında bilgi edinme çabası içinde olmuştur. Ona bir şekilde seslenme ihtiyacı duymuş ve onunla bir şekilde iletişim kurmaya çalışmıştır. Bu nedenle insanın, din dilini anlamaya ve anlamlandırmaya yönelik her türlü çabası şükranla anılmayı hak eder.
  • Kübra Doğan Yenisey, Mahmut Kabakçı
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    3,89 MB
    Eser Türü: Kitap
    Modern toplumların önemli bir özelliği olarak kabul edilen gönüllülük, hukuken bireylerin ifade ve örgütlenme özgürlüğünün yansımalarından biri olup, demokrasinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Günümüzde gönüllü çalışma konusu olabilen hizmetler çok büyük bir çeşitlilik göstermekte olup, uluslararası nitelik taşıyabilmektedir. Bir özgürlük alanı olan gönüllü faaliyetlerin genişlemesi ve çeşitlenmesi konunun hukuki boyutunun ele alınması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Gönüllülük hukuken düzenlenmeli midir? Düzenlenecekse nasıl? Gönüllülüğün iş ve sosyal güvenlik hukukundaki yeri hakkında başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyadaki çeşitli örneklerin incelendiği bu kitap, Türkiye için geliştirilecek modele yönelik bir ilk adım olarak değerlendirilmelidir. Kübra Doğan Yenisey ve Mahmut Kabakcı’nın bu çalışması, yasalar ve politikalarda gönüllülük esaslarına, mevcut hukuki düzenlemelere, sosyal güvenlik hukuku ile ilişkisine bakarken, bir yandan da gönüllülüğe ilişkin hukuki bir model sunarak gönüllünün hukuki statüsüne, sağlık ve güvenliğin korunmasına, sosyal güvenlik alanında asgari korumaya değinmektedir. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları olarak bu alanda kaleme alınmış nadir çalışmalardan biri olan Gönüllü Emeği ve İş Hukuku’nun, emek ve iş hukuku ile ilgili araştırmacılar, hukukçular ve öğrenciler tarafından bir başvuru kitabı olacağını düşünüyoruz.
  • Derya Koptekin
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,60 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Dışarıdan ve yukarıdan bir bakışın ‘mutlak aşağı’ olarak gördüğü Çingenelerin de Bourdieu’nün deyişiyle ‘egemenlerin gırtlağıyla konuştuklarını’ ve kendilerinin en aşağısına yerleştirildiği hiyerarşide daha da aşağı konumlar tarif ettiklerini görüyoruz. Medyatik ve güya romantik bakışın ürettiği ‘Roman’ imgesini sahiplenenlerin ‘Çingeneleri’ –muğlak ve kararsız bir şekilde de olsa– kendilerinden daha aşağı görmeleri bunun en dramatik biçimidir.” Necmi Erdoğan Çingene, Roman, esmer vatandaş, şopar... Varlıkları hep bilinen ama dünyaları nadiren inceleme konusu olan, topluluk adları üzerinde bile bir uzlaşma bulunmayan bir etnik grup... Derya Koptekin, İzmir’in “Çingene mahalleleri”ndeki sosyal hizmet merkezlerinde yıllarca çalışmış, günlerini Çingene/Roman çocuklarla iç içe geçirmiş, “sahayı da bilen” bir psikolog olarak özellikle çocuklara yöneliyor ve bütün sorularını onlar hakkında bildiğimizi sandığımız tüm klişeleri bir yana bırakarak soruyor; cevabı onların seslerinde arıyor: Kendilerini hangi gruba ait görüyor, etnik gruplarını hangi isimle adlandırıyorlar? Hayalleri, beklentileri neler, ne tür ayrımcılık örnekleriyle karşılaşıyorlar? En önemlisi, Türkiye’nin ötekilerinden olan Çingene/Romanlar, kendi kimliklerini hangi ötekiler üzerinden kuruyor, toplumsal hiyerarşide kendilerini nasıl konumlandırıyorlar? Biz Romanlar Siz Gacolar ile Derya Koptekin, “Gacoların” hep teğet geçtiği, baktığı ama görmediği bu dünyaya ışık tutuyor.

Sayfalar