Yazara Gore Listeleme

  • Edward Osborne Wilson
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    9,70 MB
    Eser Türü: Kitap
    Tarihte ilk kez, on yıl ilerisini düşünen kişiler arasında, küresel bir oyunun sonunu oynamakta olduğumuz kanısı oluştu. İnsanlığın yarattığı sorunlar hem küresel hem de sürekli artıyor. Aklımızda ekonomik büyüme, dizginlenmemiş tüketim, sağlık ve bireysel mutluluktan başka bir amaç olmadan debelenip duruyoruz. Yüzyılın bu en büyük sorunu ancak ahlaki düşüncede temel bir değişiklik, insan dışındaki canlılara büyük bir bağlılıkla çözülebilir. Türümüzün miras aldığı bu güzel dünyanın biyosferi oluşturmasının 3,8 milyar yıl aldığını asla unutmamalıyız. İnsanlık küresel biyolojik çeşitlilik hakkında çok daha fazla şey öğrenmedikçe ve bu çeşitliliği korumak için hızla harekete geçmedikçe, Yeryüzü’ndeki yaşamı oluşturan türlerin çoğunu kısa zamanda kaybedeceğiz. Yarım-Dünya önerisi, sorunun önemine uygun, birincil, acil bir çözüm sunuyor: Ancak gezegenin yarısını veya daha fazlasını ihtiyat olarak bir kenara ayırarak, çevrenin yaşayan kısmını kurtarabilir, kendi varlığımızı da sürdürebilmemiz için gereken dengeyi sağlayabiliriz. Edward O. Wilson, Harvard Üniversitesi Biyoloji ve Zooloji fakültelerinde ders verdi, Harvard’da Frank B. Baird Bilim Profesörü, Mellon Bilim Profesörü oldu. Pellegrino Üniversitesi’nden emekli olduktan sonra ders vermeye devam etti ve Harvard’ın Karşılaştırmalı Zooloji Müzesi’nde entomoloji küratörlüğü yaptı. 2005’te E.O. Wilson Biyoçeşitlilik Vakfı’nı kurdu. Karıncalar konusunda dünyanın en yetkin ismi olarak tanınan Wilson, insanlar da dahil tüm hayvanların sosyal davranışlarının genetik kökenlerini çalışan sosyobiyolojinin önde gelen savunucusudur. İki kez Pulitzer Ödülü olmak üzere sayısız ödül almıştır.
  • Gerard Russell
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    9,91 MB
    Eser Türü: Kitap
    Mandayyalar, Yezidiler, Zerdüştçüler, Dürziler, Samiriyeliler, Koptlar, Halaçlar… Diplomat olarak gittiğinde Ortadoğu’ya âşık olan Gerard Russell, en tehlikeli, en dağlık, en zor ulaşılır bölgelerde hayata tutunup modern dünyaya meydan okuyan bu dini toplulukları anlamak ve anlatmak amacıyla özenli bir tarihi kayıt oluşturuyor. Müslümanlığın ve Hıristiyanlığın gölgesinde, dağlarda, bataklıklarda ve uzak köylerde sığınak bulan bu insanlar kimlerdi? Nereden gelmişlerdi? Nasıl hayatta kalmışlardı? Böyle bir topluluğa ait olmak nasıl bir şeydi? Artık kaybolmuş dini duyarlığın ve çeşitliliğin simgesi olmalarının yanında, bütün dünya dinlerinin kökenleri ve evrimleriyle ilgili de çok şey anlatan bu zengin ve eski inançlar, bir zamanların büyük krallık ve medeniyetlerinin son mirasçıları. Unutulmuş Krallıkların Vârisleri’nin amacı bu insanların hayatta kalmak için gösterdikleri cesur çabaya tanıklık etmek. Gerard Russell, Birleşmiş Milletler ve İngiliz diplomatı olarak on dört yıl Ortadoğu’da görev yaptı ve bu yıllarda Kahire, Kudüs, Bağdat, Kabil ve Cidde’de yaşadı.
  • Derleyici:W. J. T. Mitchell,Homi Bhabha
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    8,29 MB
    Eser Türü: Kitap
    Yirminci yüzyılın önde gelen edebiyat eleştirmenlerinden ve entelektüellerinden Edward Said sanat, edebiyat ve kültürün gücüyle ilgili varsayımlara meydan okumuş, paradigmaları yıkan düşünceler üretmiş, eserler vermişti. Düşüncesinin etkileri ölümünden sonra bugün hâlâ dünyada ve Türkiye’de devam ediyor, eserleri hâlâ tartışılıyor. Edward Said ile Konuşmaya Devam, Said’in uzun geçmişe dayanan dostlarının, meslektaşlarının onunla bir diyaloğa girme girişimi. Bu kitap için kaleme alınan metinler, Said’in düşüncesinin kadanslarını bugüne çağırmaya, hayal etmeye girişiyorlar; kimisi onun bir fikrini alıp irdeleyerek ileri götürüyor, kimisi zamanında öne sürdüğü bir argümanı bugünün bir sorununa uyguluyor. Bazılarıysa şu anda onunla konuşuyormuş gibi akıp gidiyor; onunla bir zamanlar yapılan konuşmaların yoğunluğunu, tarife sığmaz hatırasını canlandırmaya çalışmak istercesine. Kitabı derleyen Homi Bhabha ve William Mitchell, yazarları bir konuşmanın doğasını izleyerek yazmaya teşvik etmişler: Yarım kalan bir konuşma, kesilen bir telefon, yanıt bekleyen bir mektup, havada asılı duran bir soru gibi. Sonuçta ortaya, çarpıcı, yaratıcı, derinlikli ve son derece samimi metinler çıkmış. Said’in mirasını onurlandıran metinler… Kitap, Mitchell’in ve Bhabha’nın giriş yazılarını takiben, Lila Abu-Lughod, Daniel Barenboim, Akeel Bilgrami, Paul Bové, Timothy Brennan, Noam Chomsky, Ranajit Guha, Harry Harootunian, Saree Makdisi, Aamir Mufti, Roger Owen, Gyan Prakash, Dan Rabinowitz, Jacqueline Rose ve Gayatri Spivak’ın yazılarından oluşuyor. Homi K. Bhabha, Harvard Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümünde Anne F. Rothenberg Beşeri Bilimler profesörü, aynı zamanda Beşeri Bilimler Merkezinin direktörüdür. William J. T. Mitchell, Chicago Üniversitesinde İngiliz Edebiyatı ve Sanat Tarihi profesörü, aynı zamanda Critical Inquiry dergisinin editörüdür.
  • Vladimir Sorokin
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    5,80 MB
    Eser Türü: Kitap
    Doktor Platon İlyiç Garin, gizemli bir salgının pençesindeki Dolgoye köyüne gitmek zorundadır. Bunun için güler yüzlü ve uysal kızakçı Perhuşa’yla beraber yola çıkar. Yanındaki aşı, bu korkunç hastalığın yayılmasını önleyecektir. Ancak aniden bastıran kar fırtınasıyla birlikte göz gözü görmemeye, tanıdık yollar örtülmeye başlar. Birkaç saatlik bir yolculuk, zamanın ve mekânın sonsuzluğa uzandığı, rastlantılarla hayallerin birbirine geçtiği destansı bir arayış halini alacaktır. Çağdaş Rus yazınının en çarpıcı ve özgün kalemlerinden Vladimir Sorokin, hiçbir yere çıkmayan yolları izleyerek korku ve merak dolu bir dünya yaratıyor. Tipi, Tolstoy’a ve Turgenyev’e ait bir dünyada bilimkurgu öğelerle süslenmiş bir kâbus, günümüze ışık tutan çağdaş bir kış masalı. Çeviri edebiyat dünyasının en sevdiği çağdaş Rus romancı olan Vladimir Sorokin, ülkesinin amansız soğuğunu aynı acımasızlıkla anlatıyor. Tipi, Tolstoy’un öyküsü üzerine, manevi derslerin dâhice bir şekilde üzeri silinerek yazılmış delice bir fantezi. Joshua Cohen, Harper’s Magazine
  • Dilek Barlas, Serhat Güvenç
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    8,56 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bu kitap iki dünya savaşı arası dönemde Türkiye’nin Akdeniz’deki etkinlik arayışlarının diplomasi ve deniz gücü boyutlarını ele almaktadır. Yazarlar Türkiye’nin Akdeniz politikasını davranışsal orta büyüklükte devlet kavramından hareketle tartışmaktadır. Güvenlik arayışındaki Ankara’nın savaş sonrası Avrupa devletler sistemine eklemlenme çabalarına dikkat çekerek bunun Osmanlı ve Cumhuriyet diplomatik tarzları arasındaki güçlü bir sürekliliğe işaret ettiği sonucuna varmaktadır. Kitapta Türk deniz gücü gelişmelerinin, aynı dönemde diğer Akdeniz ülkeleriyle diplomatik ilişkilere ve ülkenin uluslararası düzendeki konumuna yansımaları da ele alınmaktadır.
  • İoannis N. Grigoriadis
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    11,45 MB
    Eser Türü: Kitap
    Türkiye ve Yunanistan... Nasıl oldu da milli kimlik iki ülkede de dinle ilişkilendirildi? İoannis Grigoriadis, Kutsal Sentez: Yunan ve Türk Milliyetçiliğine Dini Aşılamak isimli çalışmasında bugüne kadar dikkatlerden kaçan bu çetin soruyu ele alıyor. Seküler ve ilerici bir ideoloji olarak kusursuz bir Aydınlanma geçmişine sahip olan milliyetçiliğin; Ege'nin iki yakasında, farklı gerekçelerle, gelenekle ve mezhepçilikle nasıl ilişkilendirildiğine ve pekiştirildiğine dair bir analiz sunuyor. Eş zamanlı gerçekleşmemiş olsa da benzer toplumsal ve siyasal olaylarla koşullanan bu iki süreci karşılaştırarak, sekülarizmden din ve milliyetçiliği uzlaştıran bir senteze geçişi inceliyor. Yunanistan’daki Yunan-Hıristiyan Sentezi, ülkenin birbiriyle bağdaştırılamayacağı iddia edilen klasik ve ortaçağ mirasları arasında köprü kurma, aynı zamanda Osmanlı’nın Rum milletinden olabildiğince geniş bir parçayı yeni doğan Yunan ulusuna katma amaçlarını taşıyor. Türkiye’de ise, İslam, Cumhuriyet Türkiyesi’nin Osmanlı geçmişiyle bağlantısını kuran ve millet sistemindeki farklı etnik, dini ve kültürel grupları birleştiren bir kuvvet olarak görülüyor. Günümüzde de varlığını sürdüren milliyetçilik/din eksenindeki bağlama canlı bir bakış açısı getiren kitap, Yunan-Hıristiyan sentezinden Türk-İslam sentezine doğru bir köprü kurarak verimli tartışmalar yaratacak nitelikte.
  • Hans Belting
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    34,37 MB
    Eser Türü: Kitap
    Perspektifin kullanımı, Rönesans resminde bir devrim yarattı ve sanatçıya izleyicinin görüş açısını resmetme fırsatı verdi. Oysa perspektifin teorisi başka bir yerde, Bağdat’ta, matematikçi İbnü’l-Heysem tarafından on birinci yüzyılda oluşturulmuştu. Ünlü tarihçi ve sanat kuramcısı Hans Belting, Floransa ve Bağdat’ta bakış metaforunu kullanarak Arabistan Bağdat’ı ile Rönesans Floransa’sı arasındaki tarihi karşılaşmayı anlatıyor. Perspektifin, geometrik soyutlamaya dayanan görsel teori (Ortadoğu) ve resim teorisi (Avrupa) olarak kullanıldığı ikili tarihini inceliyor. Ortaçağda Arap matematiğinin perspektif teorisini doğurduğunu, daha sonra bu teorinin Batı’da sanata dönüştürüldüğünü anlatan Belting, estetiğin ve matematiğin sınırlarını aşan bir soru soruyor: Müslümanlar ile Hıristiyanlar birbirlerine baktığında, kendi dünya görüşlerinin dönüştürülmüş bir versiyonunu görürlerse ne olur?
  • Helen Pilcher
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    6,10 MB
    Eser Türü: Kitap
    Doğal bir çevrede yaşadığımız söylenebilir mi? Muhtemelen çoğu kişinin bu soruya cevabı hayır olacaktır. Peki, çevremizi ne zaman dönüştürmeye ve değiştirmeye başladık? Hayvanları evcilleştirip ihtiyaçlarımızı karşılayacakları hale getirdik. DNA'larını da değiştirdik. Kurtlar köpeğe dönüşüp avlanmamıza yardımcı oldu. Yaban tavukları tavuğu dönüşüp sofralarımızı yumurtayla donattı. Üstelik bunlar sadece başlangıçtı. Bilgimiz arttıkça, hayvan DNA'sını daha ince işlemenin yeni usullerini bulduk. Polis köpeklerini klonladık. Dünyada genetiği değiştirilmiş ilk ev hayvanını, karanlıkta parlayan balıkları yarattık. Her geçen gün yeni bilgiler ve teknolojilerle kimi zaman bilinçli kimi zamansa dolaylı olarak Dünya'daki yaşama müdahale etmeye devam ediyoruz. İklim değişikliği nedeniyle Dünya'nın en ücra köşelerini ve o bölgelerin sakinlerini bile etkiledik. Araştırmalara göre bazı hayvanları inanılmaz süratle evrimleşmeye zorluyoruz. Kimi türlerin işi rast gitse de, bazıları yok olmanın eşiğinde. Bazıları içinse tek seçenek, esaret altında yaşamak. Artık sadece uyum gücü en yüksek türler değil, bizim yaşamasına izin verdiklerimiz hayatta kalabiliyor. Tüm canlıların kaderinin bizimkiyle iç içe geçmiş olduğu bu döneme Helen Pilcher post-doğal evre adını veriyor. Pilcher, insanı düşünmeye iten eğlenceli kitabında, hayvanlar aleminin DNA'sına şekil verme usullerini, böylece dünya yaşamının kaderini değiştirmemizi ele alıyor. Bu post-doğa tarihi rehberinde, insanlığın yön verdiği canlı türlerini de, bu post-doğal dünyanın yaratıcısı, idarecisi ve bakıcısı olan araştırmacılar ve doğa korumacılarıyla birlikte tanıtıyor.
  • Henry Marsh
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    5,80 MB
    Eser Türü: Kitap
    Henry Marsh, yaşamını ölüm-kalım aşamasındaki hastaları kurtarmaya adamış bir beyin cerrahı. Kimi zaman kendini bir kahraman gibi hissederken kimi zaman da ailelere acı haberi veren kişi olmak zorunda kalmış. Her şeye rağmen mesleğini seven bir doktor olarak beyin cerrahisine katkıda bulunmak için elinden gelenin en iyisini yapmış. İngiltere’de emekli olmasına karşın Nepal’de ve Ukrayna’da hastalara şifa dağıtma çabasını sürdüren Marsh’ın kırk yıllık meslek yaşamına ilişkin muhasebesi niteliğindeki Kabuller: Bir Beyin Cerrahının Sınır Tanımayan Hikâyesi hayatın bütününe ve ölüme dair zihin açıcı bir kitap. Londra’daki hastanede tedavi ettiği hastalarıyla ilişkilerinden, yurtdışında karşılaştığı zorlu koşullarda insanlara yardım eli uzatma çabasından, yaşamını anlamlı kılmak için seçtiği başka uğraşlardan söz eden Marsh, bir cerrah olarak ikilemlerini, zaman zaman da çaresizliğini dürüstçe dile getiriyor. Tıp eğitimi aldığı dönemi, genç bir cerrahken yaşadığı önemli deneyimleri, mesleğinin en güç yönlerini, hastalarının yaşamını uzatmak için ortaya koyduğu çabayı anlatırken değindiği noktalar yaşamın ne kadar değerli olduğunu derinden hissettiriyor.
  • James C. Scott
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    4,20 MB
    Eser Türü: Kitap
    Uygarlık tarihi gerçekten kitaplardaki gibi mi yaşandı, yoksa zamanımızı kendilerini “uygar” görenlerin kendileri hakkında yazdıklarını okuyarak mı geçiriyoruz? Neolitik devrim insanlığın tarihindeki en büyük atılım mıydı, yoksa esasen çoğunluğun azınlığa hükmetmesinin vesilesi mi olmuştu? Uygarlık Mısır’ın, Yunan’ın, Roma’nın ve diğer parıltılı egemenliklerin uç uca eklenmiş hali mi, yoksa asıl insanlık binlerce yıl bu anlatının dışında mı yaşadı? Her bir uygarlığın “çöküşü”, insanlığın geri dönülmez kayıplar yaşadığı bir trajedi miydi, yoksa kaçınılmaz bir son, hatta bir “layığını bulma” hali miydi? “Barbar” olarak adlandırılan kavimler insanlıktan nasibini almamış uygarlık düşmanları mıydı, yoksa tarımsal üreticinin ürün fazlasına el koymak için devletle yarışan bir “gölge devlet” miydiler? Tahıla dayalı beslenme ve kentlere toplanmış nüfus, mümkün olan en iyi yaşantı biçimi miydi, yoksa egemenler açısından en uygun olan bu muydu? James C. Scott, Tahıla Karşı’da anaakım tarih anlatısıyla yüzleşmemizi sağlayacak sorular soruyor.

Sayfalar